Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tanımı, gebelik ve doğum uzmanlığı ile jinekoloji uzmanlığının birleşimini ifade eder. Dünyada bu iki tıp alanını birleştirilmesi yaygındır. Buna obstetrik ve jinekoloji veya Ob/Gyn denir. Ülkemizde kadın doğum uzmanlığı ve bir jinekolog ayrı olarak tanımlanmaz. Ülkemizde bu bileşik uzmanlık, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı unvanı ile tanımlanır. Bir tıp doktoru, lisans ve uzmanlık eğitimlerini tamamladıktan sonra “kadın hastalıkları ve doğum uzmanı” unvanı alabilir. Günlük hayatta bu ünvan, çoğu zaman ifade kolaylığı için “kadın doğum uzmanı” veya “doğum uzmanı” olarak da sadeleştirilerek kullanılabilmektedir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı unvanı, o tıp doktorunun gebelikkadın doğum ve jinekoloji eğitimi aldığını ve bu iki tıp dalının ilgili olduğu tüm konularda hizmet verebileceğini ifade eder. Bu sebeple kadın hastalıkları ve doğum uzmanı nedir veya kadın hastalıkları ve doğum uzmanı kimdir sorularının en doğru cevabı için doğum uzmanı ve jinekolog terimlerini açıklamak gerekir. Önce kadın doğum uzmanı kimdir tanımını ve ardından jinekolog kimdir tanımlarını açıklayalım. Böylece bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hangi sağlık konuları ile ilgilendiği ve hangi konularda bu uzmana danışacabileceğiniz konusunda tüm merak ettiklerinizi cevaplamış olacağız.

Kadın Doğum Uzmanı Kimdir? 

Türkiye’de kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığına sahip bir tıp doktoruna günlük hayatta ifade kolaylığı için “doğum uzmanı” veya “kadın doğum uzmanı” olarak hitap edilebilmektedir. Ülkemizde ister bu kısa hitaplar veya ister doğru kullanımı ile “kadın hastalıkları ve doğum uzmanı” olarak hitap edilsin, bu uzmanlığa sahip bir tıp doktoru, aynı zamanda bir doğum uzmanı ve bir jinekologturKadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir tıp doktoru, hamilelik sırasında, bebek doğurma konusunda ve doğumdan sonra insanlara bakma konusunda uzmanlaşmıştır. Gebeliğe özgü tıbbi durumları tedavi eder. Doğum ve doğumla ilgili tüm ameliyatları gerçekleştirirler. Bununla beraber kadın üreme sistemi ve hastalıkları hakkında bilgi sahibidir. Kadın üreme sistemi ile igili hastalıkları teşhis ve tedavi eder. Kadın hastalıkları ve kadın üreme sistemi ile ilgili tüm cerrahi işlemleri yapabilme bilgi ve tecrübesine sahiptir. Tüm kadın üreme sistemi ile ilgili ameliyatları yapabilir.

Kadın Doğum Uzmanı Nedir?

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, gebelik öncesi, hamilelik, doğum ve doğumdan sonraki ilk birkaç hafta (doğumdan sonra) sırasında insanlara bakma konusunda uzmanlaşmıştır. Hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı olmasını sağlamak için hamilelikle ilişkili sağlık koşullarını yönetir ve tedavi ederler.

İzmir’de Kadın Doğum Uzmanı Olmanın Farkı Nedir?

İzmir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı yönünden sayı ve nitelik olarak diğer şehirlerimize göre nispeten avantajlı bir durumdadır. Zaten İzmir genel olarak sağlık hizmeti açısından dünyanın sayılı sağlık şehirlerinden biri olma yönünde ilerlemektedir. Devlet hastanelerinin yanında peşi sıra açılan özel hastanelerde pek çok tıp doktoru hizmet vermektedir. İzmir kadın doğum uzmanı sayısı yönünden de bu açıdan iyi bir konumdadır. Bu noktada İzmir’de kadın doğum uzmanı olarak hizmet vermek tarafında ise uzman doktorlardan beklentide büyük olmaktadır. Her ne kadar bazı önyargılar olsa da tüm İzmir kadın doğum doktorlarımız hastaları için en mükemmel teşhis ve tedaviyi koymak isteyen birbirinden değerli kişilerdir. Hastaneler, klinkler ve doktorlar arasında bazı zamanlar rekabet var gibi algılansa da mesele insan hayatı olduğunda son tahlilde kimse hastası için ihmal ve hata yapmak istemez. Bu noktada İzmir’de kadın doğum uzmanı tercihi yapmanız gerektiğinde en iyi İzmir kadın doğum uzmanı size en huzurlu olduğunuz tedavi ortamını sağlayan, güven veren, iletişimi kuvvetli kadın doğum uzmanıdır. Elbette bir doktorun size güven verebilmesi için uzun yıllar tecrübeli olmasını aramak ve hastaları tarafından iyi olarak anılan bir İzmir kadın doğum uzmanını tercih etmek istemeniz de doğal bir durumdur. İzmir’de kadın doğum uzmanı aramalarınızda beni ve kliniğimizi daha yakından tanımak için mutlaka yorumlarımızı okumanızı rica ederim.

 

Bir Kadın Doğum Uzmanı Ne Yapar?

Bir kadın doğum uzmanı, hamile olan kişilere rutin doğum öncesi bakım sağlar. Ayrıca hamilelik sırasında komplikasyonları teşhis eder ve tedavi ederler. Doğum uzmanları bebeğinizi doğurur ve doğumdan sonra sizi izler.

Kadın üreme sistemi üzerinde uzmanlık yapmış olan kadın doğum uzmanlarının teşhis ve tedavisini yaptığı hastalıklardan başlıcaları; adet düzensizliği ve menepoz, yumurtalık ve rahim hastalıkları, hamilelik dönemine hazırlık ve hamilelik dönemi bakımı, doğum, kürtaj, kısırlık sorunlarıdır. Sorumlulukları ise; hasta tıbbi geçmişini kayıt altına alarak, aileyi ve hastayı bilgilendirmek, hastalığın başka bir sağlık problemiyle ilişkisi varsa ilgili uzmanlık alanına yönlendirmesi gerekmektedir, hastalık aşamalarına göre yapılması gereken tedavileri tekrardan değerlendirmek ve uygun reçete yazmaktır.

Doğum Uzmanınız Şunlardan Sorumludur:

1. Doğum öncesi taramalar, sınavlar ve laboratuvar testleri.
2. Bebeğinizin ölçülerini, büyümesini ve rahminizdeki konumunu değerlendirmek.
3. Kadın doğum uzmanı, Perinatoloji olarak da tanımlanan “Maternal-Fetal Tıp” olarak adlandırılan doğum uzmanlığında hizmet verir.
4. Hamilelik ve doğum denince tüp bebek uzmanlığı bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanında istenen bir özelliktir. Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce olarak bir tüp bebek uzmanlığına sahibim. Ve bir tüp bebek doktoru olarak hizmet vermekteyim.
5. Hamileliğinizi izlemek için ultrason, kan testleri, idrar tahlili ve diğer araçları kullanma.
6 . Hamileliğinizi veya bebeğinizi etkileyebilecek sağlık durumlarını tedavi etmek.
7 . Doğum indüksiyonu, acil durumlar ve ilaçlar dahil olmak üzere doğum ve doğumun yönetilmesi.
8 . Doğumdan sonra altı haftaya kadar doğum sonrası bakım sağlamak.

Doğum Uzmanları Hangi Koşulları Tedavi Eder?

Kadın doğum uzmanları, hamilelik sırasında genel sağlık durumunuzu izlemenin yanı sıra, doğum uzmanları hamilelikle ilişkili komplikasyonları, hastalıkları veya durumları kontrol eder. Ayrıca fundal yüksekliğini ölçerek ve ultrason yaparak büyüyen bebeğinizin sağlığını da izlerler.
Yönetmeye yardımcı oldukları en yaygın koşullardan bazıları şunlardır:

1. Yüksek tansiyon veya preeklampsi.
2. Ektopik gebelikler veya düşükler.
3. Plasenta abruption gibi plasenta ile ilgili sorunlar.
4. Sabah bulantısı veya mide bulantısı.
5. Gestasyonel diyabet.
6. Enfeksiyonlar.
7. Kas ağrıları ve ağrıları.
8. Genetik bozukluklar.

Bazı kadın doğum uzmanı, yüksek riskli gebelikleri yönetme konusunda ek deneyime sahiptir. Yüksek riskli bir hamilelik, daha fazla komplikasyon oluşturmaya meyillidir. Hamileliğiniz yüksek riskliyse bir maternal-fetal tıp uzmanı ile beraber değerlendirme yapmak ve gebeliğinizi izlemeniz gerekir.

Kadın Doğum Uzmanları Doğum Dışında Hangi Ameliyatları Yapar?

Kadın doğum uzmanları hamilelik, doğum ile ilgili tüm ameliyatları yapabilirler. Doğum dışında da kadın üreme sistemi ile ilgili tüm ameliyatları yapabilirler. En yaygın cerrahi prosedürlerden bazıları şunlardır:

1. Epizyotomi.
2. Dilatasyon ve kürtaj (D&C).
3. Vajinal teslimat.
4. Sezaryen doğum.
5. Servikal serklaj.
6. Doğuma yardımcı olması için forseps veya vakum kullanılması.

Bir Kadın Doğum Uzmanına Ne Zaman Görünmem Gerekir?

Hamile olduğunuzu öğrenir öğrenmez bir kadın doğum uzmanına görünmelisiniz. Doğum uzmanları, hamileliğiniz boyunca ve doğumdan sonraki birkaç hafta boyunca (doğumdan sonra) size ve bebeğinize bakar.
Muhtemeldir ki son adet döneminizden yaklaşık yedi veya sekiz hafta sonra ilk kez bir doğum uzmanına görüneceksiniz. Ve ardından son adet tarihinize yaklaştığınızda aylık, iki haftada bir ve haftalık olarak göreceksiniz. Çoğu uygulama, başka bir komplikasyon gelişmediğinden emin olmak için doğumdan yaklaşık altı hafta sonra doğum uzmanınızla bir doğum sonrası ziyareti planlar. Doğum uzmanınız, doğum öncesi bakımınız, muayene ziyaretlerinde veya muayeneler ve laboratuvar testleri yoluyla potansiyel komplikasyonları tespit etmeye odaklanır.
Hamilelik sırasında ihtiyacınız olan doğum öncesi taramalar, muayeneler ve rutin laboratuvar testlerinden bazıları şunlardır:

1. Tam kan sayımı (CBC) ve diğer kan testleri.
2. Pap smear testi.
3. İdrar tahlili.
4. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) için taramalar.
5. Plasenta ve uterusu değerlendirmek için ultrasonlar.
6. B Grubu Streptokok izlemesi.
7. Glikoz tolerans testi (gebelik diyabeti için taramalar).
8. Gebelikte genetik testler.
9. Ultrason ve Doppler dönüştürücü kullanarak fetal değerlendirmeler.

Doğumdan sonra doğum uzmanınız kanamanızı, bağırsak ve mesane fonksiyonunuzu izler. Ve kan pıhtılaşması veya diğer doğum sonrası durum belirtileri olup olmadığını kontrol eder. İyileşmeniz iyi gidiyorsa, bir ila dört gün sonra eve gitmenize izin verecektir.
Hamileliğinizle ilgili tıbbi sorunlara bağlı olarak doğum sonrası ziyaret için iki veya altı hafta sonra doğum uzmanınızı göreceksiniz. Bu ziyaret sırasında sağlık uzmanınız:

1. Pelvik muayene ve meme muayenesi yapın (gerekirse).
2. Rahminizin hamilelik öncesi boyutuna döndüğünden emin olun.
3. İyileşme sırasında yaşadığınız kanamanızı ve diğer semptomlarınızı tartışın.
4. Sizinle doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası kaygı hakkında konuşun.
5. Normal aktivitelere devam edip edemeyeceğinizi belirleyin.
6. Doğum kontrol seçeneklerini ve gelecekteki gebelikleri tartışın.

Bir Kadın Doğum Uzmanı Nasıl Seçilir?

Diğer uzman tıp doktorlarından farklı olarak kadın doğum uzmanları aslında iki anında iki hastadan sorumludur. Bu yönden iki kere dikkatli olmak zorundadır. Üstelik hamilelik bir kadının hayatında tüm iyi ve kötü duyguları en yoğun yaşadığı bir zaman dilimidir. Bu yüzden iyi bir kadın doğum uzmanı bilgi ve tecrübesi ile güven vermeli, hastalarına karşı çok hoşgörülü yaklaşabilmeli ve hastasını doğru yönlendirebilmesi için diksiyon ve sözlü iletişimi de kuvvetli olmalıdır. Stres altında odaklanarak çalışabilmek, hijyen kurallarına maksimum özen göstermek bir kadın doğum uzmanında olmazsa olmaz diğer özelliklerdir.

Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir kadın doğum uzmanı seçmek, hamileliğinizi ve doğum deneyiminizi daha keyifli hale getirebilir. Bir kadın olarak mümkünse, hamile kalmadan çok öncede bir kadın doğum uzmanı veya Kadın Doğum Uzmanı ve Jinekolog hayatınızda bulunmalıdır.
Kadın hastalıkları ve doğum uzmanını tavsiyesi için ailenize ve arkadaşlarınıza danışabileceğiniz gibi internet yorumları da size yardımcı olabilir. Bu tavsiyelerin yanında Aile hekiminizin veya diğer sağlık hizmeti sağlayıcılarınız da kadın doğum uzmanlarını önerebilir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı seçim kararınızda bilgisi, tecrübesi ve size olan yaklaşımı ile kendinizi en huzurlu uzmanı seçmeniz daha uygun olacaktır.
Hamilelik ve doğum sırasında sizin için neyin önemli olduğunu düşündüğünüzden emin olun. Bir kontrol listesi yapmak yardımcı olabilir. Kendinize sormak isteyebileceğiniz bazı sorular şunlardır:

1. Bu uzman doktorun yanında kendimi rahat hissediyor muyum?
2. Bu uzman doktor her şeyi net bir şekilde açıklıyor ve sorularımı yanıtlıyor mu?
3. Bu uzmanı doktor vajinal doğum, ilaçsız doğum veya benim için önemli olan diğer şeyler hakkındaki görüşleri nelerdir?
4. Tercih ettiğim uzman doktor herhangi bir zaman müsait değilse, bakımımı kim karşılıyor?
5. Uzman doktorun ekibi bana iyi davranıyor mu?

İnce Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’mizde her zaman hastalarımız için kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Hem kendim hem ekibimin bilgi ve deneyim düzeyine güveniyorum. Ancak hiçbir zaman da olduğum ve olduğumuz bilgi, tecrübe ve hizmet düzeyini yeterli görmüyoruz. Hem kendim hem ekibim sürekli araştırma ve eğitimler ile bulunduğumuz düzeyi bir üst aşamaya taşımaya çalışıyoruz.
Elbette bir sağlık hizmeti sağlayıcısını diğerine tercih etmek doğaldır. Ve tüm doğum uzmanlarının hamilelik ve doğum konusunda eğitimli ve deneyimli olduğunu ve hamileliğiniz için en iyisini istediğini unutmayın.

Doğum Uzmanları Sezaryen Yapar Mı?

Evet, doğum uzmanınız sezaryen yapmak için özel cerrahi eğitim aldı. Doğum sırasında herhangi bir cerrahi acil durum konusunda uzmandırlar.
Kadın Doğum Uzmanı Hakkında Özetle;
Bir kadın doğum uzmanı, hamile olan ve bebek doğuran kişilere bakma konusunda uzmanlaşmıştır. Hamilelik sırasında sizin veya bebeğinizin sağlığını etkileyebilecek durumların tedavisine yardımcı olurlar. Onlara hamileliğiniz, bebeğiniz ve doğum ve doğum sırasında neler bekleyebileceğiniz hakkında sorular sormaktan çekinmeyin. Sizi desteklemek ve size ve bebeğinize mümkün olan en iyi bakımı sağlamak için buradayız. Siz ve doğum uzmanınız sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir bebek ortak hedefine sahipsiniz.

Bir Kadın Doğum Uzmanı Ve Bir Jinekolog Arasındaki Fark Nedir?

Dünyada sağlık hizmeti sağlayıcılarının yakın iki tıp alanını birleştirmesi yaygındır. Buna obstetrik ve jinekoloji veya Ob/Gyn denir. Ülkemizde bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı unvanı o tıp doktorunun hem bir doğum uzmanı hem bir jinekolog olduğunu ifade eder. Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, hamilelik sırasında bakım sağlar ve doğum ameliyatlarını yapar. Aynı zamanda kadın üreme sisteminde uzmanlaşmıştır. Kadın üreme sistemi ile ilgili tüm teşhis, tedavi ve cerrahi işlemleri yapabilir.

Jinekolog Kimdir?

Ülkemizde bir jinekolog, kadın doğum uzmanlığını da ifade eder. Özel ifade olarak bir Jinekolog tanımı kadın üreme sistemi ve sağlığı konusunda uzmanlaşmış doktorları tanımlamak için kullanılır. Jinekologlar kadın üreme sistemi ile ilgili sorunları teşhis ve tedavi ederler.  Rahim, fallop tüpleri, yumurtalıklar ve göğüsler jinekologların ilgilendiği organlardır. Jinekologların kadın üreme sistemin sağlığının doğası gereği hastalarının %80’i 15 ila 45 yaşları arasında yer alır.

Jinekolog Ne Yapar?

Ülkemizde jinekologlar kadın hastalıkları, doğum ve kadın üreme sistemi ile ilgili tüm sağlık hizmetlerini vermektedir. Bir jinekolog öncelikle pelvik muayenesi, Pap testi ve vajinal enfeksiyonlar teşhis için testlerini yapar. Miyomları teşhis ve tedavisi ile ilgilenir. Olası kanser durumlarında kanser hücreleri taramalarını yapar. Jinekoloji, yumurtalık, rahim ağzı ve diğer üreme kanserleri olan kişiler ile ilgilenen ana tıp dalıdır. Jinekologlar, endometriozis, kısırlık, yumurtalık kistleri ve pelvik ağrı gibi üreme sistemi bozukluklarını teşhis ve tedavi ederler. Ayrıca hamilelik ve doğum sırasında tedavi, bakım ile ilgili tüm hizmetleri verir, ameliyatları yapabilir ve kadın doğum uzmanı olarak çalışırlar.

Bir Kadın Doğum Uzmanı İle Ebe Arasındaki Fark Nedir?

Bir ebe, bir kadın doğum uzmanıyla aynı bakımı sağlar. Ancak bir kadın doğum uzmanı gibi bir tıp fakültesine gitmemişlerdir. Acil durumlarda müdahale konusunda bir kadın doğum uzmanı kadar gerekli ve yeterli kararlar almaları beklenmelidir. Ebeler, doğum öncesi bakım ve doğumda hamile olan kişilere yardımcı olmak için profesyonel olarak eğitilmiş ve sertifikalandırılmıştır. Ebeler, hamile olan kişilerin bebeklerinin doğumu üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmalarına izin verme eğilimindedir. Hamile olan kişiler, düşük riskli bir hamilelik yaşadıklarında ve daha az tıbbi müdahale veya alternatif ağrı yöntemleri gibi yönleri arzu ettiklerinde bir ebe arayabilirler. Bazı kişiler, doğum odasında ek bir destek görevlisi olarak doğum uzmanıyla birlikte bir ebe olmasını tercih edebilir. Ebeler, ek bakım gerekliyse kadın doğum uzmanlarıyla birlikte çalışır.

Nasıl Kadın Doğum Uzmanı Olunur?

İlk olarak, bir tıp fakültesine girip bir tıp doktoru unvanı alacağınız lisans derecesi alırsınız. Bu tıp diploması almak yaklaşık altı veya yedi yıl sürer. Ardından kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olmak için ihtisas yapmanız gerekir. TUS sınavını verdikten sonra 5 yıl daha kadın hastalıkları ve doğum uzmanı eğitimi almanız gerekir. Önceleri 4 sene olan uzmanlık eğitimi 5 sene olarak uzatılmıştır. Bu uzmanlık programında, kadın hastalıkları, hamile olan ve doğum yapacak kişileri teşhis etme ve tedavi etme konusunda deneyimi kazanırsınız. Ve tüm bu eğitimleri başarı ile bitirdiğinizde “kadın hastalıkları ve doğum uzmanı unvanı” alırsınız.

İzmir Kadın Doğum Uzmanı Dr. Nurettin Ersöz İnce

İzmir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak İzmir’de kendi kliniğinde hizmet veren Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce 8 Mart 1977 yılında Adana’da doğdu.1995 yılında kazandığı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi bölümünden 2001 yılında mezun oldu. 2002-2007 yılları arasında İzmir Atatürk Eğitim Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum ihtisasını yaptı. 2011-2013 yılları arasında Mersin Tarsus Medical Park Hastanesinde görev alan İnce, 2013-2015 yılları arasında İzmir Özel Su Hospitalda doktorluk hizmetine devam etti. 2015 Nisan ayından itibaren kendine ait İzmir İNCE Kadın Hastalıkları Ve Doğum Kliniği’nde görevine devam etmektedir.

Kadınlarda görülen hastalıkların erken teşhisi önemlidir. Küçük bir sorun bile hastalık aşamasına hızlıca gelebilir. Hastalık sürecine giren sorunlarda geç kalınırsa geri dönülmez sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu nedenle aylık kadın hastalıkları doktorunuz ile olan rutinlerinizi aksatmamaya önem göstermek gerekir. Kadınlarda erkek bedenine oranla çok daha sık ve fazla kadın hastalıkları karşımıza çıkar. Birçok kadın miyomlar, çikolata kistleri, meme, rahim kanseri, diğer kistler veya cinsel yolla bulaşan hastalıklarla gibi pek çok farklı sorun ile mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle erken teşhis ve kontroller kadınlar için çok daha elzemdir. Aynı zamanda kadınlarda her ay görülen regl durumlarında da bazı enfeksiyon hastalıkları da görülebilmektedir. Şüphelendiğiniz durumlarda mutlaka kadın hastalıkları doktorunuza danışmanız en iyisi olacaktır.

Vajina Akıntılarına Dikkat!
Vajina duvarında ve içinde bulunan, rahim ağzındaki bezlerden salgılanan sıvılar kadınların sağlığı açısından gereklidir. Gereken ıslaklığı sağlayan bu sıvılar kuruluk açısından büyük önem taşımaktadır. Bu sıvılardaki denge de oldukça önemlidir. Sıvılardaki artış veya değişiklik olduğunda vajina akıntı rahatsızlığı görülebilir. Normal vajina akıntısı berraktır ve yumurta akını andırmaktadır. Herhangi bir koku yapmaz. Bu tür akıntılara fizyolojik akıntı denmektedir. Ancak koyu sarı, yeşil, kahverengi, kanlı, köpüklü, kötü kokan, idrar veya cinsel birliktelik sırasında ağrı ve yanma yapan akıntılar enfeksiyona bağlı olarak oluşmaktadır. Enfeksiyon tedavisi çeşitli ilaçlar veya vajina tabletleri ile yapılmaktadır. Herhangi bir şekilde akıntılarınızda değişiklik meydana geldiğinde bunu ciddiye alarak kontrole gitmeniz gerekmektedir. Mantar gibi rahatsızlıklarda bu akıntılar dolayısıyla ortaya çıkmaktadır. Kontrollü bir tedavi gerekmektedir.

Polikistik Over Sendromu
Kadınlarda görülme oranı yüksek olan bu hastalık istatistik verileri ile korkutmaktadır. Yaşam biçimleri ile beraber de bu tür hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Polikistik over sendromu yumurtalıklarda irileşmeleri meydana getirir. Aynı zamanda kistlerin oluşumuyla birlikte bir takım hormonel soruna zemin hazırlar. Günümüzde bu hastalığın nedeni bilinmemektedir. Polikistik over sendromu günümüzde kadınlarda en sık görülen hastalıklardan biridir. Üreme çağındaki kadınların neredeyse yüzde 15-20’sinde görülmektedir. Bu hastalığın belirtileri erkek tipi tüylenme, kilo, yağlanma, adet düzensizliği olduğunu söylemek mümkündür. Bu hastalığın belirli bir tedavisi olmamakla birlikte hastalıkla birlikte gelen belirtileri de kontrol altına almak mümkündür.

Adet Düzensizliği
Adetlerin sıklığında, kanama miktarındaki durumlarda ve süresinde normal olan 28 günden farklı olmasına adet düzensizliği denmektedir. Bu gibi durumlar çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Adet sıklığının 21 günden az olması, 35 günden de fazla olması bu gibi durumların belirtisidir. Aynı zamanda adet süresinin 2 günden az olması ve 7 günden fazla olması durumlarında adet düzensizliği teşhisi konulabilmektedir. Adet düzensizlikleri birçok hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalıkların başında; Polikistik over sendromu, rahim yumurtalık rahatsızlıkları, troid hastalığı gibi hastalıklar gelmektedir. Bu nedene adet düzensizliği önemsenmelidir. Doktor kontrolünde tedavisine başlanarak durum erkenden kontrol altına alınmalıdır. Tedavi aşamasının il adımı problemin kaynağını bulmaktan geçmektedir. Bunun için jinekolojik muayene, ultrasonografik muayene ayrıca yumurtalıktan ve vücudun diğer yerlerinden salgılanan hormonların ölçümü gerekmektedir. Hormonal ölçümü yaparken adet döngüsünde belirli bir gün tercih edilmektedir.

Adet Döneminin Ağrılı Geçmesi (Dismenore)
Regl kanaması sırasında kasıklarda, bacaklarda veya bel bölgelerinde ağrı hissedilmesine Dismenore denmektedir. Adet sancısı alt karın bölgesinde lokalize olmaktadır. Bunun sonucunda ağrı bele, sırta ve bacaklara yayılabilmektedir. Ağrı genelde adet dönemi başlangıcından 1 gün önce görülmektedirler. Özellikle ilk gün bu ağrılar çok şiddetli bir şekilde gerçekleşmektedir. En çok 2-3 gün bu ağrılar sürmektedir. Aynı zamanda bu adet döneminde bazı kadınlar bulantı, baş ağrısı, kabızlık veya ishal gibi durumlar ile karşılaşabilir. Dismenorenin çeşitli sebepler ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu sebepler;

– Rahim tümörü
– Rahim ağzındaki darlık
– Rahmin farklı pozisyonlarda olması durumu
– Rahimde olan iltihap
– Rahmin en iç tabakasının başka bir bölgede de bulunması

Bu gibi sebeplerden dolayı adet dönemlerinde şiddetli ağrıya ve bunun yanı sıra çeşitli etkilere yol açmaktadır. Adet sancılarında yumurta ile yakın bir ilişki bulunmaktadır. Ağrı kesicilerin etki etmediği durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması adet sancısını ortadan kaldırabilmektedir. Bu tedavi yöntemi işe yaramaz ise genel bir kontrol ile bir inceleme yapılması gerekmektedir. Hekim tarafından laparoskopi adı verilen bir yöntemle karın boşluğu incelenmektedir. Bu yöntemde genellikle endometriozis saptanır ve tedavisi daha farklıdır.

Vajinismus
Vajina girişindeki kasların istemsiz bir şekilde kasılarak cinsel ilişkiyi neredeyse imkânsız hale getirmesi anlamına gelmektedir. Vajina girişindeki kas gurubuna PC (Pubococcygeus) denmektedir. Normal şartlar altında bu kas gurubu cinsel ilişki sırasında esneme yapmaktadır. Bu sayede cinsel ilişki kolaylaşmaktadır. Ancak sizler kaygılı ve korkuluysanız bu kas grubu istemsiz bir biçimde kasılır ve penisin vajinaya girmesi zorlaşır. Doğal olarak giriş daraldığı için cinsel ilişkide ağrı olması kaçınılmaz. Kaygınızın şiddetine bağlı olarak diğer kas gruplarında da bu ağrıyı hissedebilir nefes darlığı bile yaşayabilirsiniz. Bu durumun neden yaşandığı hakkında genel bir görüş vardır. Cinsel ilişki sırasında bedeninizde ve beyninizde birçok işlem gerçekleşmektedir. Önceki tecrübeleriniz ve deneyimleriniz sinir sistemi tarafından yorumlanmaktadır. Vajina girişindeki kaslarınız beyninizden gelen ileti ile birlikte kendini kitler ve vajinismus ile karşı karşıya kalırsınız. Bunun yanı sıra daha önce taciz veya tecavüze uğramış olan kişiler, eşi ile sorun yaşayan, çocukluk döneminde şok edici cinsel bir görüntü, yeterli bir cinsel eğitime sahip olmamak, cinsellik konusunda ahlaki değer yargıları ve güven eksikliği de vajinismus oluşumunun nedenleri arasındadır. Bu durumunun tedavisi zihinsel olarak rahatlamaktan geçmektedir. Bireyin zihnini daha önceki deneyimlerinden ve tecrübelerinden kaynaklanan kaygılardan arındırarak cinsel ilişkiden zevk almasını sağlamak bir tedavi yöntemidir. Beden, zihin ile ortak çalışmaktadır. Bireyin geçmişine inilerek sorunların ana kaynağı bulunmaya çalışılmaktadır. Kişiye özel bir tedavi planı uygulanır. Bazı durumlarda egzersizde önerilmektedir.

Disparöni Nedir?
Cinsel birliktelik sırasında meydana gelen ağrıya denmektedir. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülmektedir. Kasık bölgelerinde meydana gelen acı, batma, yanma ve huzursuzluk ile kendini göstermektedir. Vajinismus ile bu rahatsızlık genel olarak karıştırılmaktadır. Fakat vajisimusta kadın cinsel ilişkiye girmezken, disparöni de cinsel birliktelik yaşanmaktadır. Fakat bu birliktelik rahatsız ve huzursuzluk vericidir. Disparöninin iki çeşidi mevcuttur;

– Yüzeysel disparönide cinsel birleşme esnasında erkek cinsel organı vajinaya girerken bir ağrı hissedilmektedir.
– Derin disparönide ise cinsel birleşmenin ileriki safhalarında yaşanmaktadır. Penisin rahim arkasına dokunduğu yerdeki ağrıdır ve daha acı vermektedir.

Bir nedenden kaynaklanan bu rahatsızlık cinsel işlev bozukluğu arasında yer almaktadır. Vajina ya da iç üreme organlarında meydana gelen bir enfeksiyon buna neden olabilmektedir. Aynı zamanda yaştan kaynaklanan vajinal küçülme ya da vajina zedelenme ve yaralanma gibi durumlarda da bu rahatsızlık görülmektedir. Bu rahatsızlığın farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Psikoterapi, ilaç ve cerrahi müdahaleler tedavi yöntemleri arasındadır. Bu rahatsızlığın belirtileri ile karşılaşan kadınların öncelikle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görülmesi şarttır. Bir uzman tarafından tedavi planı oluşturulur ve buna yönelik çalışmalar yapılır. Bu hastalık psikolojikte meydana gelebilir. Kontrolden geçerek uygun tedavi yöntemini bulabilirsiniz.


Yumurtalık Kistleri

Jinekolojinin en geniş ve karmaşık sınıflamaya sahip olanı yumurtalık hastalıklarıdır. Çok basite indirgersek basit yumurtalık kistleri ve yumurtalık kanserleri olarak incelenmektedir. Yumurtalık kistleri doğurganlık çağında olan bir kadının hayatının herhangi bir evresinde mutlaka olduğu bilinmektedir. Sessiz bir biçimde oluştuğu gibi, sessiz bir biçimde kaybolmaktadır. Jinekolojik muayene sırasında ve ultrasonografik inceleme sırasında tesadüfen rastlanmaktadır. En sık rastlanan kit çeşitleri fonksiyonel kistler ve corpus luteum kistleridir. Follikül kistlerde yumurtalık kist çeşitlerindendir. Yumurtayı büyüten olgunlaşmış graff follikülünün çatlamaması ve içindeki sıvının artmaya devam etmesi sonucu kistik bir şekil almasıyla meydana gelmektedir. Folliküllerin içerisinde sürekli devam eden bir sıvı imalatı vardır. Ortalama olarak yumruk cesametine kadar ulaşabilmektedirler. Follikül kistleri genel olarak tek taraflıdır. Bazı durumlarda çift durumu olduğu da görülmektedir. Yumurtalık kistlerinde bazı belirtilerle karşılaşmak mümkündür. Bu belirtiler;

– Kasıkta oluşan tek taraflı veya çift taraflı ağrı
– karnın alt kısmında ve pelvisde dolgunluk, basınç hissi
– Cinsel ilişki sırasında basınç ve ağrı
– Sık idrara çıkma ve devamlı idrar varmış hissi
– Kabızlık
– Adet düzensizliği
– Sancılı adet

Bu belirtiler ile hastaneye başvuran kadınların çoğunda bu kistlere rastlanmaktadır. Doktor kontrolünde gereken tedavi yapılmalıdır. Boyut olarak cerrahi müdahale gerektiren kistlerde mevcuttur. Aynı zamanda kistlerin organlara zarar verdiği durumlarda da cerrahi müdahale gerekmektedir. Bu nedenle düzenli kontrol yaparak bu gibi sorunları erken teşhis ettirmek gerekmektedir.


Çikolata Kistleri

Her ay adet döngüsü ile beraber olası bir gebeliğin yerleşmesi için kalınlaşan rahim içi tabakası, gebelik oluşmadığında bir miktar kan ile beraber vücuttan atılmaktadır. Bu durum da regl kanamasını oluşturur. Çeşitli sebeplerden dolayı rahim içi tabakası olması gereken alan yerine farklı yerlerde bulunabilir. Bu sebeple her ay dökülmeye devam eder. Ancak vücuttan atılma gibi bir durum söz konusu olmaz. Zamanla dökülen yapı birikmeye başlar ve bu durum çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu biriken yapı, çikolataya benzediği için bu adı almıştır. Çikolata kistlerinin kadınlara verdiği en büyük zarar adet dönemlerinde yaşanan ciddi boyuttaki ağrılardır. Bu ağrılar hiçbir şekilde ağrı kesici ile kontrol altına alınamaz. Bazı kadınlarda bu kist dolayısı ile burun kanaması, vücudun çeşitli yerlerinde morluklar olabilmektedir. Görmezden gelinirse ve ağrılar adet dönemi ile ilişkilendirilirse çikolata kisti ilerleyebilir. Bu nedenle belirtilerle karşılaşılan anda doktora giderek kontrol altına alınması gerekmektedir. Ağrı kesici ile dinmeyen, çok şiddetli ve sizleri hareketsiz bırakan adet sancılarını ciddiye alarak kontrole gitmelisiniz. Çikolata kisti tedavi edilmediği durumlarda ileri boyutlara gider ve bu kısırlığa yol açabilir. Bu nedenle dikkatli olmalı ve vücudunuzda olan farklılıklara dikkat ederek yanlış giden faktörlerin önüne geçilmelidir.

Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık kanseri jinekolojik kanserlerin yüzde 27’sini oluşturmaktadır. Yumurtalık kanserleri sinsi ve sessiz bir bicide ilerlemektedir. Tanı konulduğunda genelde olguların yüzde 7*0’i ileri seviyededir. Düzenli jinekolojik kontrol yaptıran 50 yaş üstü kadınlarda erken evrede yakalanma şansı artmaktadır. Over kanserinde cerrahi ve kemoterapideki ilerlemelere rağmen tedavide istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Bu kanser türü genellikle 50 yaş üstü kadınlarda görülmektedir. En sık görüldüğü yaş 60-64 yaş arasıdır. Ülkeler arasındaki görülme sıklığının en çok yaşandığı ülkeler kuzey Avrupa ve Amerika olarak söylenebilir. Yumurtalık kanserinin gerçek nedeni belli değildir. Over kanserinin riskini arttıran bazı faktörler vardır. Bu faktörler;

– Yaş
– Irk
– Çocuk doğurmamak
– Genetik faktörler

Aynı zamanda bu kanser riskini azaltan faktörler bulunmaktadır. Maddeleyecek olursak;
– Emzirme
– Bir veya daha fazla sayıda çocuk doğurmak
– Kombine tip doğum kontrol hapı kullanmak

Bu şekilde maddelere bakarak riskli durumlarda erken kontrol yaparak kendinizi koruyabilirsiniz. Erken teşhis her zaman bu gibi durumlarda büyük önem taşımaktadır.

Rahim Kanseri
Rahim kanseri oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Gereken tedavi yapılmadığı müddetçe ölümle bile sonuçlanan bu hastalık oldukça önemlidir. Endometrium kanseri olarak da bilinen bu kanser türü özellikle 50 yaş kadınlar üzerinde görülmektedir. Erken teşhis bu hastalık için oldukça önemlidir. Rahim kanserinin en önemli belirtilerinden biri vajina bölgesinde lekelenmeler ya da devamlı kesilmeyen kanamalardır. Menopoza girmemiş kadınlarda adet haricinde olan kanamaları ve sulu akıntı gelmesi olarak belirtiler söylenmektedir. Ultrason ilk başvurulan yöntem olduğu bilinmektedir. Kesin teşhis için yapılan biyopsi ile patolojik incelemeler sonucunda, kanserli hücreler tespit edilmektedir. Tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, uygulanmaktadır. Sonrasında kadınlar sıkı takibe alınarak hastalığın gidişi gözlenmektedir. Yapılan pap smear testi özellikle rahim ağzı kanserinin yüzde 50’sine pozitif sonuç verebilmektedir. Rahim hastalıkları arasında yer alan rahim kanseri, kadınların yüzde 90’ınında bebek oluşumunu da engelleyen bir hastalıktır. Erken teşhis bu hastalıklarda oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle insan sağlığını etkileyen fiziksel aktiviteler ve sağlıklı beslenme ile başarılı sonuçlarda elde etmek mümkündür.

Rahim Ağzı Enfeksiyonu
Rahim ağzı enfeksiyonun en büyük nedeni cinsel yollarla bulaşan bakteriler olduğu bilinmektedir. Bu bakteriler rahim ağzında birikerek çok hızlı bir biçimde çoğalırlar. Özellikle farklı renkte ve keskin kokuda oluşan akıntılar sayesinde kendini gösteren bir rahim hastalığı olduğunu söylemek mümkündür. Bu hastalık kadınların neredeyse yüzde 40’ında görülmektedir. Rahim ağzı enfeksiyonundan korunmak için kişilerin cinsel birliktelik sırasında prezervatif kullanmaları gerekmektedir. Bu sayede büyük bir oranda bu enfeksiyondan kendinizi korumuş olursunuz. Diğer bir taraftan vajina ile direk temasa geçen yabancı maddeler ve kremlerde enfeksiyona sebep olabilir. Bu yüzden vajinanın kimyasal maddeler ile karşı karşıya kalması önlenmelidir. Genelde akıntı şikâyeti ile başvuran kişilerin yapılan pap smear testinin ardından bu enfeksiyona sahip olduğu söylenmektedir. Tedavi aşamasında verilen ilaçların düzenli kullanılması ile birlikte bu enfeksiyon ortadan kalkmaktadır. Bu durumlarda ilk başta cinsel birliktelik gibi durumlarda önlem alınması gerekmektedir Ayrıca ufak bir belirti bile görse doktora başvurulmalıdır. Erken teşhis bu durumlarda oldukça önemlidir.

Rahimde Miyomlar ve Polipler

Miyomlar kadınlarda oldukça sık görülen iyi huylu büyümeler olduğunu söylemek mümkündür. Rahmin dış yüzeyi, ortadaki kas tabakası veya iç tabakasına yerleşebilirler. Özellikle 35 yaş üzeri kadınlarda görüldüğünü söylemek mümkündür. Hızlı bir biçimde büyüyen tipler  olduğu gibi yavaş yavaş yıllar içerisinde de büyüyebilirler. Aynı zamanda değişik büyüklükte ve çok sayıda bulunabilirler. Bu hastalığın belirtileri;

– Kanamaların fazla olması
– Uzun veya daha sık adet görme
– Adet dışı kanamaların olması
– Karın krampları
– Kansızlık
– Karın bölgesinde genel ağrı ve ilişki sırasında ağrı
– İdrar yapmada zorluk ve sık idrara çıkma
– Kabızlık

Olduğunu söylemek mümkündür. Eğer miyom ilaç tedavisine herhangi bir yanıt vermiyorsa ve küçülmüyorsa cerrahi işlem gerekmektedir.
Polipler, rahim içerisine yerleşen ve regl kanamasının fazla olmasına neden olabilen et parçası olarak bilinmektedirler. Genel olarak jinekolojik muayenelerde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sizler genel kontrollerinizi aksatmadan yapmanız gerekmektedir. Polipler iyi huyludur. Çok büyük problemlere yol açmadan kendiliğinden iyileşme gösterdikleri bilinmektedir. Kötü huylu olan poliplerde mevcuttur. Aynı zamanda kötü huylu miyomlarda vardır. Bu kötü huylu miyomlar ve polipler sürekli olarak rahim içerisinde kanamalara ve ağrılara neden olabilmektedir. Bu nedenle polipler cerrahi müdahale ile alınarak patolojide incelenir. Sonucunda, tam iyileşme sağlandıktan sonra başka bir tedavi de önerilmez ve kişilerin düzenli olarak doktor kontrolüne gitmesi gerekmektedir. Herhangi bir duruma karşı erken teşhis oldukça fala işe yaramaktadır.

Rahim Sarkması
Rahim sarkması rahmi yerinde tutan kas ve bağların zayıflaması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Normalde bulunması gereken yerden vajinaya doğru sarkar. Buna genel olarak rahim sarkması denmektedir. Bazen bu sarkmalar dışarıdan görülecek kadar olabilir. Özellikle sık doğum yapan kadınlar ile yaşlılarda bu durum daha çok görülmektedirler. Hiç doğum yapmamış kişilerde de bu duruma rastlamak mümkündür. Bazen bu durum genetikte olabilir. Fazla kilolu olanlar, kronik öksürük rahatsızlığı olanlar ve ağır yük kaldıranlarda bu durum daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Sırt ve karnın alt kısımlarında ve cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir. Uzun süre ayakta kaldığınızda da rahim sarkması nedeniyle şikâyet edebilirsiniz. Bu problemler sonucunda ise öksürürken, hapşırırken ve gülerken idrarınızı kaçırabilirsiniz. Doğal olarak verdiğiniz tepkilerin şiddetini kontrol altına almanız bu hastalık nedeniyle gereklidir. Jinekolojik muayene ile kolay bir biçimde tanı konulmaktadır. Tedavisinde cerrahi işlem uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra beslenmeye dikkat edilmesi gerekmektedir ve birkaç egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmak rahim sarkması için oldukça önemlidir.

Uterus Sarkomu
Rahim kanserinin ender görülen formlarından biri olan rahim sarkomları, rahmin iç zarında değil de rahim duvarındaki kas ve buna benzer dokulardan kökenini alan bir kanser türüdür. Klasik rahim iç tabakası kanserleri ile karşılaştırıldığında daha yumuşak doku kaynaklı kanser olduğu bilinmektedir. Bu kanserlere de genel olarak sarkom adı verilmektedir. Bu yumuşak dokulu olan kanser türleri kötü huylu olarak bilinmektedir. Bazen bir miyom ameliyatı esnasında miyomun patolojik incelemesi sırasında ortaya çıkarılabileceği gibi bazen de rahmin menşei bilinmeyen bir kitle nedeniyle ameliyatla çıkarıldıktan sonra patolojik incelemesi neticesinde tanı konmaktadır. Ameliyat ile tedavisine ek olarak onkolojik tedavi yapılsa dahi ne yazık ki nüksetme eğilimi oldukça yüksek bir kanser türüdür. Erken teşhis ile tedaviye bir an önce başlanmalıdır.


Liken Sklerozis

Liken sklerozis hastalığı, bir cilt hastalığı olarak bilinmektedir. Kadınların dış genital bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Tüm yaş gruplarında görülebilen bu rahatsızlık en çok orta yaş kadınların rastladığını söylemek mümkündür. Dış genital bölgede yani vulvada küçük beyaz alanlar şeklinde belirti vermektedir. En sık verdiği belirti ise inatçı bir kaşıntıdır. Durmadan kaşıntı hissetme ve genital bölgede görülen lekeler bu rahatsızlığın işaretlerindendir. Bu hastalıkta kuruluk ve yanma da görülmektedir. Bu rahatsızlıkta kaşıntılar kadınları uykudan uyandıracak şiddette olabilir. Bu yüzden görmezden gelmeden erkenden bir tedaviye gitmek gerekmektedir. Bu hastalıkta kişinin kendi bağışıklık sisteminde bilinmeyen bir neden ile kendi organlarına yabancılaşması ve reaksiyon göstermesi söz konusudur. Genital bölge cildindeki değişiklikler cinsel ilişki sırasında ağrı ve idrar yaparken yanma gibi problemlere neden olmaktadır. Bu bölgede deri kanseri gelişme riskinde artış söz konusu da olabilmektedir. Cilt biyopsisi ile tanı konulmaktadır. Uzun süreli kortizon ile tedavi edilmesi mümkündür.
İnfertilite
İnfertilite, kısırlık anlamına gelen bir rahatsızlıktır. Günümüzde kadınların neredeyse yüzde 15’i bu durum ile karşı karşıya kalmaktadır. Vakaların önemli bir kısmının tedavi edilmesi mümkündür. Bazı durumlarda ise bu tedaviler mümkün olmamaktadır. Bir çiftin düzenli olarak cinsel hayatı yaşasa bile çocuk sahibi olamaması durumudur. Bu hastalığın teşhisi konulması için 1 yıl geçmesi gerekmektedir. Aynı zamanda bu 1 yıl içerisinde düzenli bir cinsel hayat olması gerekmektedir. İlk aşamada çiftlere birincil tetkikler yapılmaktadır. Kadınların tüpleri, yumurtalıkları ve rahimleri incelenir. Sorunun kaynağını bulmak için detaylı bir araştırma yapılmaktadır. Tüplerin tıkalı olması spermin yumurtaya ulaşmasını engeller. Bunun sonucunda kısırlık oluşmaktadır. Tüp tıkanıklığı infertilitenin önemli nedenlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanı sıra yumurtaların sağlıklı olarak üretilmemesi, hormonal seviyedeki farklılıklardan dolayı gebelik için uygun ortamın olmaması, rahmin duvarlarından dolayı bir sorun oluşması ve embriyonun rahimde tutunamaması diğer kısırlık nedenleri olduğunu söylemek mümkündür. Bu sorunun tedavisi için ilaçlar, kremler, cerrahi operasyonlar ve benzer yöntemler kullanılmaktadır. Eğer kısırlık giderilmiyorsa aşılama ve tüp bebek gibi diğer yöntemler devriye sokulmaktadır. Kadınların bu yol ile gebe kalması sağlanmaktadır.

HPV Enfeksiyonu
HPV enfeksiyonu cinsel yol ile bulaşan bir hastalıktır. HPV virüsünün oluşması için insan vücuduna yerleşmesi gerekmektedir. Farklı virüs tipleri bulunmaktadır. Bunların kuluçka süreleri de birbirinden farklıdır. Dolayısıyla virüs bulaştıktan hemen sonra kendisini gösterecek diye bir durum söz konusu değildir. Kuluçka süresinin 6 yıl olduğu virüslerin bile bulunduğu bu hastalığın ne zaman anlaşılacağı kesin olmamaktadır. HPV kendisini genital siğiller ile göstermektedir. Bunun haricinde bu virüsün bir türü rahim ağzı kanserine de neden olmaktadır. Dolayısı ile son derece tehlikeli bir hastalık olduğunu söylemek mümkündür. Kadınların rutin kontrol ile bu durumu erken fark etmesi daha iyi olacaktır. Özellikle smear testi bu durum için gereklidir. Doktor tavsiyesine göre bu testlere düzenli olarak girilebilmektedir. Virüsten korunmak için yakın zamanda bir aşı geliştirilmiştir. Bu aşı virüse karşı bağışıklık kazanılmasını sağlamaktadır. Yine doktordan görüş aldıktan sonra bu aşı yaptırılabilmektedir. Kadınlarda bu kendini göstermek için zaman isteyen hastalıklar dolayısı ile rutin kontroller büyük önem taşınmaktadır.

Premenstürel Sendrom
PMS, adet döneminin ikinci yarısında ortaya çıkmaktadır. Özellikle kadınların fiziksel ve davranışsal olarak farklılaşmasına neden olmaktadır. PMS belirtileri;
– Duygusal tutarsızlık
– Depresyon
– Sıcak basması
– Migren tipi baş ağrıları
– İştah artışı
– Yorgunluk

Bu belirtiler ile sendromun tipi belli olmaktadır. PMS’nin neden oluştuğuna dair birçok çalışma bulunmaktadır. Bundan dolayı hastalığın tedavisi de kesin olmadığını söylemek mümkündür. Hatalığın oluşturduğu belirtilere göre farklı ilaç tedavileri uygulanabilmektedir. Bunun dışında kadınların yaşamlarında yapılacak ufak değişimlerin de belirtilerin kaybolmasında etkili olduğu söylenmektedir.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktorların en sık karşılaştığı sorunları listelemeye çalıştık. Hastalıklar insanların sağlıklarını ve yaşam kalitelerini belirler. Özellikle kadınlarda görülen bu hastalıklar büyük önem taşımaktadır. Ciddiye alınarak detaylı incelemeler yapılmalıdır. Bu hastalıkların bazıları ilaç tedavisi ile sonuca kavuşurken bazılarında cerrahi bir çalışma gerekmektedir. Bazı hastalıklarda ise tedavi gibi durumlar söz konusu değildir. Sizler genel olarak rutin kontrolünüzü atlamadan gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Önlem alınması bu hastalıklar açısından oldukça önemlidir.

Kürtaj, kadın sağlığı açısından önemli bir tıbbi müdahaledir ve çeşitli nedenlerle tercih edilebilir. Kliniğimiz İzmir’de kürtaj konusunda hizmet alabileceğiniz güvenilir ve uzman bir kliniktir. Peki, kürtaj nedir, neden yapılır ve İzmir’de hangi şartlarda gerçekleştirilir? Bu hizmet yazımızda kürtaj işleminin detaylarını, İzmir’de kürtaj yaparken dikkat edilmesi gereken hususları ve kürtaj sonrası bakım önerilerini bulacaksınız. İzmir kürtaj klinikleri ve kürtaj fiyatları 2024’te ne kadardır? Kürtaj işlemi psikolojik ve sosyal olarak kişiyi nasıl etkiler? Tüm bu soruların yanıtlarını sizler için derledik.

1. Kürtaj Nedir ve Neden Yapılır?

Kürtaj, gebeliğin cerrahi veya medikal yollarla sonlandırılması işlemidir. Tıbbi literatürde kürtaj, gebelik sonlandırma amacıyla yapılan müdahaleler dışında da kullanılmaktadır. Rahim duvarından tahlil amaçlı numune alınması, düzensiz regl dönemlerinde rahimdeki kalıntıların temizlenmesi gibi işlemler de kürtaj olarak adlandırılır. Gebelik sonlandırma, tıbbi literatürde “gebelik terminasyonu” veya “dilatasyon ve küretaj” gibi terimlerle ifade edilmektedir. Halk arasında ise “çocuk aldırma” veya “bebek aldırma” gibi isimlerle bilinmektedir.

Kürtaj işlemi, çoğunlukla istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması amacıyla yapılsa da, bazı durumlarda tıbbi zorunluluk nedeniyle de gereklidir. Gebelik sırasında fetüsün gelişiminde sakatlık veya anomalilerin tespit edilmesi, annenin sağlığını tehlikeye atan durumların ortaya çıkması, mol gebelik (üzüm gebeliği) veya servikal gebelik gibi özel durumlar kürtajı zorunlu kılabilir. Ayrıca, düşük sonrası rahimde kalıntıların kalması gibi durumlarda da kürtaj yapılması gereklidir.

Gebelik süresince rahimde biriken kalıntıların temizlenmesi veya biyopsi alınması gibi işlemler, aşırı veya düzensiz regl dönemlerinde tanı ve tedavi amacıyla yapılan kürtaj işlemleridir. Kürtajın bu tür tıbbi amaçları, sadece gebelik sonlandırma ile sınırlı olmadığını ve kadın sağlığını destekleyici bir işlem olarak kullanıldığını gösterir. Bu nedenle, kürtaj işlemi sadece bir doğum kontrol yöntemi olarak değil, aynı zamanda sağlık açısından gerekli bir müdahale olarak da değerlendirilmelidir.

 

2. Kürtaj İzmir’de Nerede ve Hangi Şartlarda Yapılır?

İzmir, kürtaj konusunda geniş seçenekler sunan bir şehirdir. Ancak, bu işlemin kesinlikle uzman bir kadın doğum doktoru tarafından, steril koşullarda ve yasal prosedürlere uygun bir klinikte yapılması gerektiği unutulmamalıdır. İzmir kürtaj klinikleri arasında seçim yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli husus, doktorun tıbbi eğitimi ve uzmanlığıdır. Kürtaj işlemi, cerrahi bir müdahale olduğu için sadece bu konuda deneyimli ve yetkin bir doktor tarafından gerçekleştirilmelidir.

İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişiler, klinik seçiminde birkaç önemli kritere dikkat etmelidir. Bunların başında, kliniğin hijyen koşulları, doktorun uzmanlığı ve kullanılan ekipmanların kalitesi gelir. İzmir kürtaj doktorları arasında seçim yaparken, doktorun referanslarını ve daha önceki hastalarının yorumlarını incelemek faydalı olacaktır. Bu, hastanın işlem öncesinde güven duymasını ve psikolojik olarak rahatlamasını sağlar.

İzmir’deki kürtaj kliniklerinde, işlem öncesinde tam bir jinekolojik muayene yapılır. Bu muayene, rahmin yapısının incelenmesini, anomalilerin tespit edilmesini ve genel sağlık durumunun değerlendirilmesini içerir. Kan grubu uyuşmazlığı gibi durumlarda, kürtaj sonrası için gerekli olan kan uyuşmazlık iğnesi planlanır. Bu süreç, sonraki gebeliklerin sağlıklı olabilmesi açısından büyük önem taşır.

Kürtaj işlemi sırasında ve sonrasında steril koşulların sağlanması enfeksiyon riskini en aza indirir. Ayrıca, işlem öncesinde ve sonrasında hastanın psikolojik durumu göz önünde bulundurulmalı ve gerekirse bir uzmandan destek alınmalıdır. Kürtaj, tıbbi bir işlem olmasının yanı sıra, psikolojik olarak da destek gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle, İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, kendilerini rahat hissetmedikleri ortamlarda işlem yaptırmamaları önemlidir.

 

3. İzmir Kürtaj Doktoru Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyim?

İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, doğru doktoru seçerken dikkat etmeleri gereken birkaç önemli nokta bulunmaktadır. Kürtaj işlemi, uzmanlık gerektiren bir cerrahi müdahaledir ve bu nedenle doktorun kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olması büyük önem taşır. İzmir kürtaj doktoru seçerken şu noktalara özellikle dikkat edilmelidir:

Doktorun Uzmanlığı ve Tecrübesi:

Kürtaj işlemini yapacak doktorun tıp diploması ve kadın doğum uzmanlığı sertifikası olup olmadığını mutlaka kontrol etmelisiniz. Bu, işlem sırasında herhangi bir komplikasyonun önlenmesi açısından son derece önemlidir.

Referanslar ve Hasta Yorumları:

Doktorun daha önceki hastalarının yorumları, kürtaj süreci hakkında bilgi sahibi olmanıza yardımcı olabilir. İzmir’de kürtaj yapan doktorlar arasında seçim yaparken, hasta memnuniyetine dikkat etmek güvenli bir tercih yapmanıza olanak sağlar.

Klinik Koşulları:

Kürtaj işlemi hijyenik ve steril bir ortamda yapılmalıdır. İzmir’de kürtaj kliniği seçerken, kliniğin hijyen koşullarının ve kullanılan ekipmanların kalitesinin uygun olduğundan emin olun. Steril koşullar, enfeksiyon riskini en aza indirir ve sağlıklı bir kürtaj süreci sağlar.

Doktor-Hasta İletişimi:

Kürtaj işlemi, birçok kişi için psikolojik olarak zor bir süreçtir. Bu nedenle, doktorunuzla iyi bir iletişim kurmanız ve kendinizi rahat hissetmeniz önemlidir. Doktorunuz, işlem öncesi ve sonrası süreçle ilgili sizi bilgilendirmeli ve tüm sorularınızı yanıtlamalıdır.

İzmir’de kürtaj doktoru seçerken bu kriterlere dikkat etmek, sürecin güvenli ve sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır. Ayrıca, işlem sırasında ve sonrasında doktorunuzun önerilerine uymak, iyileşme sürecini kolaylaştıracaktır.

 

4. Klinikte Kürtaj Güvenli Midir?

Kürtaj, deneyimli bir doktor tarafından uygun klinik koşullarda yapıldığında oldukça güvenli bir işlemdir. Klinikte kürtaj, dünya genelinde en sık uygulanan tıbbi prosedürlerden biridir ve modern tekniklerle yapıldığında ciddi komplikasyon riski oldukça düşüktür. Ancak, her tıbbi müdahalede olduğu gibi, kürtaj işleminde de bazı riskler bulunmaktadır.

Kürtaj İşleminde Kullanılan Teknikler:

İzmir’deki kürtaj klinikleri, genellikle vakum aspirasyon yöntemi kullanarak gebeliği sonlandırır. Vakumla kürtaj, rahim içeriğinin vakum yardımıyla tahliye edilmesi işlemidir ve günümüzde en güvenli kürtaj yöntemi olarak kabul edilir. Bu yöntem, cerrahi müdahale gerektiren diğer tekniklere göre daha az risk taşır.

Steril Koşullar ve Enfeksiyon Riski:

Klinikte yapılan kürtaj işlemleri, steril bir ortamda ve tek kullanımlık malzemelerle gerçekleştirildiği için enfeksiyon riski minimum düzeydedir. İşlem sırasında rahmin içeriği dikkatlice temizlenir ve enfeksiyon riskine karşı gerekli önlemler alınır. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, işlemi mutlaka steril bir klinikte yaptırmaları önemlidir.

Kürtaj Sonrası Bakım ve İlaç Kullanımı:

Kürtaj sonrası doktorunuzun önerdiği ilaçları düzenli kullanmak ve belirli bir süre cinsel ilişkiden kaçınmak, enfeksiyon riskini en aza indirir. Klinikte kürtaj sonrasında, doktorunuz size dikkat etmeniz gerekenler ve kullanmanız gereken ilaçlar konusunda ayrıntılı bilgi verecektir.

Kürtajın güvenli olup olmaması, işlemi yapan doktorun uzmanlığı ve kliniğin hijyen koşulları ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle, kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin İzmir’deki güvenilir kliniklere başvurmaları ve uzman doktorlardan hizmet almaları son derece önemlidir.

5. İzmir’deki Klinikte Kürtaj Gizliliği Nasıl Sağlanır?

Kürtaj, mahremiyet gerektiren bir tıbbi işlem olup, hastaların bu konuda kendilerini güvende hissetmeleri büyük önem taşır. İzmir’deki klinikte kürtaj gizliliği nasıl sağlanır? sorusuna yanıt olarak, kliniğimizde gizlilik konusunda aldığımız önlemleri açıklayalım:

Hasta Gizliliğine Verilen Önem:

Kliniğimizde, hasta gizliliği en önemli prensiplerden biridir. Kürtaj işlemi sırasında ve sonrasında hastanın kimlik bilgileri, tıbbi geçmişi ve işlem detayları tamamen gizli tutulur. Bu bilgiler, yalnızca doktor ve yetkili sağlık personeli tarafından erişilebilir durumdadır. Bu sayede, hastalarımızın bilgileri dışarıya sızdırılmadan güvenle saklanır.

Yasal Gizlilik Hakları:

Türkiye’de kürtaj işlemi, hasta gizliliği çerçevesinde gerçekleştirilir ve bu konuda yasal düzenlemelere uygun hareket edilir. İzmir’deki kürtaj kliniğimizde, hastalarımızın yasal hakları gözetilmekte ve tüm bilgiler mahremiyetle korunmaktadır. Yasal düzenlemelere uygun olarak, hastanın izni olmadan hiçbir bilgi üçüncü kişilerle paylaşılmaz.

Mahremiyet ve Güvenlik Protokolleri:

Kliniğimizde, hasta bilgilerinin üçüncü şahıslarla paylaşılmaması konusunda sıkı güvenlik protokolleri uygulanmaktadır. Hasta dosyaları, şifreleme sistemiyle korunmakta ve sadece yetkili personelin erişimine açıktır. Ayrıca, dijital olarak saklanan hasta kayıtları da güvenli bir şekilde korunmakta ve dış erişimlere kapalı tutulmaktadır.

Gizlilik Sağlayan Fiziksel Düzenlemeler:

Kliniğimizin fiziki düzenlemeleri, hastalarımızın mahremiyetine uygun şekilde tasarlanmıştır. Kürtaj işlemi için ayrılmış özel odalar, hastaların işlem sürecinde ve sonrasında kendilerini rahat hissetmelerini sağlar. Bekleme alanları ve işlem odaları arasındaki ayrım, hastaların diğer kişilerle karşılaşmadan işlemlerini gerçekleştirmelerine olanak tanır.

Personel Eğitimi ve Mahremiyete Saygı:

Kliniğimizde çalışan tüm personel, hasta gizliliği konusunda düzenli olarak eğitim almaktadır. Bu eğitimler, hastaların mahremiyetine saygı göstermeyi ve kişisel bilgilerin korunmasını içermektedir. Ayrıca, hastalarımızın herhangi bir kaygı yaşamaması için tüm personel, gizliliğin korunması konusunda hassasiyetle hareket eder.

Özel Görüşme ve Danışmanlık:

Kürtaj işlemi öncesinde ve sonrasında yapılan tüm danışmanlık görüşmeleri, özel olarak ayrılmış odalarda gerçekleştirilir. Bu sayede, hastalarımız doktorlarıyla veya danışmanlarıyla görüşme yaparken kendilerini güvende hissedebilirler. Her türlü soru veya endişelerini özgürce ifade edebilir ve mahremiyetlerinin korunduğundan emin olabilirler.

Gizli Randevu Alma ve Takip:

Kliniğimizde, hastalarımızın kürtaj randevularını gizlilik çerçevesinde alabilmeleri için özel düzenlemeler yapılmıştır. Telefonla veya internet üzerinden yapılan randevu talepleri, sadece yetkili personel tarafından görülür ve işlenir. Ayrıca, işlem sonrası yapılan kontroller de gizlilikle gerçekleştirilir ve hasta bilgilerinin korunması sağlanır.

Gizliliğe Uygun İletişim Yöntemleri:

Kliniğimizde, hastalarımızın gizliliklerini korumak adına iletişim yöntemlerine de özen gösterilmektedir. Hastalarımıza ait herhangi bir bilgi içeren e-postalar veya telefon mesajları, şifreli bir şekilde ve sadece hastaya özel olarak iletilir. Bu sayede, hastalarımızın bilgileri başkalarının eline geçmeden güvenle iletilir.

 

6. Kürtaj Yöntemleri Nelerdir ve Hangi Durumlarda Kullanılır?

Kürtaj işlemi, farklı yöntemlerle yapılabilmektedir ve kullanılan yöntem, gebelik süresine ve hastanın sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. İzmir kürtaj klinikleri genellikle şu yöntemleri kullanmaktadır:

Vakumla Kürtaj (Aspirasyon Yöntemi):

Vakumla kürtaj, günümüzde en yaygın kullanılan ve en güvenli kürtaj yöntemidir. Bu yöntemde, rahim içeriği bir vakum cihazı yardımıyla tahliye edilir. Vakumla kürtaj, özellikle 10 haftadan önceki gebeliklerde tercih edilmektedir. Bu yöntem, cerrahi aletlerle kazıma gerektirmediği için rahim duvarına zarar verme riski oldukça düşüktür.

 

Karman Kanülü ile Aspirasyon:

Plastik kanüllerin rahim içine yerleştirilerek ters basınç uygulaması ile rahim içeriği boşaltılır. Bu yöntem, vakumla kürtaj olarak da bilinir ve İzmir’de kürtaj yapan doktorlar tarafından sıklıkla tercih edilir.

Elektrikli Vakum Aspirasyon:

Vakum aspirasyon yöntemine benzer şekilde, elektrikli bir vakum cihazı kullanılarak rahim içeriği tahliye edilir. Bu yöntem, mol gebelik ve servikal gebelik gibi özel durumlarda da kullanılabilmektedir.

Dilatasyon ve Küretaj (D&C):

Bu yöntem, rahim ağzının genişletilerek rahim içeriğinin kazınması işlemidir. Günümüzde vakumla kürtaj yönteminin yaygınlaşmasıyla daha az tercih edilmektedir. Genellikle ileri gebelik haftalarında veya vakumla kürtajın yeterli olmadığı durumlarda ek bir yöntem olarak kullanılır.

Lokal veya Genel Anestezi ile Kürtaj:

Kürtaj işlemi lokal anestezi (rahim ağzına uygulanan bölgesel uyuşturma) veya genel anestezi (hastanın tamamen uyutulması) ile yapılabilir. Anestezi türü, hastanın tercihine ve doktorun önerisine bağlı olarak belirlenir. Genel anestezi, özellikle ilk gebeliklerde veya sezaryen doğum yapmış kişilerde tercih edilirken; lokal anestezi, daha önce doğum yapmış kişilerde yaygın olarak uygulanır.

Medikal Kürtaj (İlaçla Kürtaj):

Gebeliğin sonlandırılması amacıyla kullanılan ilaçlar, medikal kürtaj yöntemini oluşturur. Ancak, bu ilaçların kullanımı kesinlikle bir doktor gözetiminde olmalıdır. İzmir’de, kürtaj işlemi yapmak üzere ilaç kullanımı yasal olarak sadece doktor kontrolünde gerçekleştirilebilir. Evde ilaçla kürtaj yapmak, ciddi sağlık risklerine yol açabileceği için kesinlikle önerilmez.

İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, kendileri için en uygun yöntemi belirlemek adına uzman bir doktorla görüşmeleri ve tüm seçenekler hakkında bilgi sahibi olmaları önemlidir. Kürtaj yönteminin doğru seçilmesi, hem işlem sırasında hem de sonrasında olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur.

 

7. Kürtaj Öncesinde Hangi Prosedürler Uygulanır?

Kürtaj işlemi öncesinde hem doktor hem de hasta tarafından uyulması gereken çeşitli prosedürler bulunmaktadır. Kürtaj öncesi prosedürler, gebelik sürecinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi ve hastanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak bu sürece hazırlanması için büyük önem taşır.

Tam Jinekolojik Muayene:

Kürtaj öncesinde doktor tarafından tam bir jinekolojik muayene yapılması şarttır. Bu muayene sırasında, rahmin yapısı ve olası anomaliler incelenir. Rahim ağzında kist veya myom gibi durumların olup olmadığı değerlendirilir ve genel bir sağlık kontrolü yapılır. Ayrıca, kan grubu uyuşmazlığı durumunda işlem sonrası uygulanacak olan kan uyuşmazlık iğnesi planlanır. Bu, sonraki gebeliklerin sağlıklı olabilmesi için alınan önemli bir önlemdir.

Ultrasonografi ile Değerlendirme:

Transvajinal ultrasonografi kullanılarak rahim içi ve gebeliğin durumu değerlendirilir. Bu işlem, gebelik haftasının tespit edilmesi ve kürtaj için en uygun zamanın belirlenmesi açısından önemlidir.

Hastanın Genel Sağlık Durumu ve Tıbbi Geçmişi:

Kürtaj öncesinde, hastanın daha önce geçirdiği hastalıklar, düzenli olarak kullandığı ilaçlar ve olası alerjik reaksiyonlar doktor tarafından değerlendirilir. Kan uyuşmazlığı durumu varsa çiftlerin her iki tarafının da kan grubunun bilinmesi önemlidir. Bu süreç, hem hastanın güvenliği hem de kürtaj işleminin başarısı açısından önem taşır.

Anestezi Tercihi:

Kürtaj işlemi lokal veya genel anestezi ile yapılabilir. Lokal anestezi, rahim ağzına uygulanan bölgesel uyuşturmayı ifade ederken, genel anestezi hastanın tamamen uyutulmasını sağlar. Hangi anestezi türünün kullanılacağı hastanın tercihi ve doktorun önerisine bağlı olarak belirlenir. Genel anestezi uygulanacaksa, hastanın kürtajdan 6 saat öncesine kadar yemek yememesi ve su içmemesi gerekmektedir.

Psikolojik Değerlendirme:

Kürtaj işlemi, fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da zor bir süreçtir. Bu nedenle, hastanın psikolojik durumunun değerlendirilmesi önemlidir. Eğer hastada duygusal bir dengesizlik veya psikolojik açıdan dikkat çeken bir durum varsa, kadın doğum uzmanı doktorun mutlaka bir psikiyatri uzmanından destek istemesi ve işlemi ertelemesi gerekebilir.

Hastanın Hazırlıkları:

Kürtaj işlemi öncesinde, hastanın idrara çıkması ve mesanesini boşaltması gerekmektedir. Bu, işlem sırasında hastanın daha rahat olmasını sağlar. Ayrıca, genel anestezi uygulanacaksa, hastanın kürtajdan önce belirli bir süre aç ve susuz kalması gereklidir.

Bu önlemler ve prosedürler, hem kürtaj işleminin güvenli bir şekilde yapılabilmesi hem de olası komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, işlem öncesinde doktorlarıyla bu detayları görüşmeleri ve belirtilen hazırlıkları yapmaları, sürecin sağlıklı geçmesine yardımcı olacaktır.

 

8. Kürtaj Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Kürtaj işlemi sonrasında, hastanın iyileşme sürecini hızlandırmak ve komplikasyon riskini en aza indirmek için dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Kürtaj sonrası dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

Dinlenme ve İyileşme Süresi:

Kürtaj işlemi sonrasında, hasta ortalama 30-60 dakika dinlendirilir. Eğer genel anestezi uygulanmışsa, hastanın kendine gelmesi ve normal aktivitelerine dönmesi biraz daha zaman alabilir. İşlem sonrası, mide bulantısı, halsizlik veya sersemlik gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtiler kısa süre içinde kaybolur ve hasta normal yaşamına geri dönebilir.

Ağrı ve Kanama:

Kürtaj sonrasında, adet sancısına benzer hafif ağrılar ve hafif kanama olması normaldir. Kanamanın birkaç gün içinde azalması ve sona ermesi beklenir. Ancak, kanama miktarında artış veya uzun süreli ağrı gibi durumlar görülürse, hastanın mutlaka doktoruna başvurması gerekmektedir.

Enfeksiyon Riskini Önlemek:

Kürtaj sonrası enfeksiyon riskini önlemek için genital bölge temizliğine dikkat edilmelidir. İlk bir hafta boyunca vajinal duş yapılmamalı ve bölge sadece su ile temizlenmelidir. Ayrıca, kürtaj sonrası belirli bir süre cinsel ilişkiden kaçınılması, enfeksiyon riskini en aza indirmek açısından önemlidir.

İlaç Kullanımı:

Kürtaj sonrasında doktor tarafından reçete edilen antibiyotik ve ağrı kesici ilaçların düzenli kullanılması gerekmektedir. Bu ilaçlar, enfeksiyon riskini azaltmak ve ağrıyı kontrol altına almak için önemlidir. Hastalar, kendi başlarına ilaç kullanmaktan kaçınmalı ve doktorlarının önerilerine uymalıdır.

Kontrol Muayenesi:

Kürtaj sonrasında, işlemden 1 hafta sonra mutlaka doktor kontrolü yapılmalıdır. Bu kontrol, rahimde kalıntı olup olmadığının tespiti ve olası komplikasyonların önlenmesi açısından önem taşır. Kontrol muayenesi sırasında herhangi bir sorun tespit edilirse, gerekli tedavi süreci başlatılır.

Cinsel İlişki ve Korunma:

Kürtajdan sonra en az 20 gün boyunca cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Bu süre zarfında rahmin iyileşmesi ve enfeksiyon riskinin ortadan kalkması beklenir. Ayrıca, kürtaj sonrası yeniden hamile kalmak isteyen hastaların, doktorun önerdiği süre boyunca korunma yöntemleri kullanmaları önemlidir. Doğum kontrol hapı veya spiral gibi yöntemler, doktorun önerisi doğrultusunda belirlenmelidir.

Kürtaj sonrası dikkat edilmesi gereken bu noktalar, hastanın sağlıklı bir iyileşme süreci geçirmesini ve olası komplikasyonların önlenmesini sağlar. İzmir’de kürtaj yaptıran hastaların, bu önerilere dikkat etmeleri ve doktorlarının talimatlarına uymaları son derece önemlidir.

 

9. Kürtajın Riskleri Nelerdir ve Nasıl Önlenebilir?

Kürtaj işlemi, steril koşullarda ve uzman bir doktor tarafından yapıldığında oldukça güvenli bir prosedür olmasına rağmen, bazı riskler barındırabilir. Kürtajın riskleri ve bu risklerin nasıl önlenebileceği şu şekildedir:

  1. Kanama: Kürtaj sonrasında kanama olması normaldir; ancak aşırı kanama veya pıhtı oluşumu gibi durumlar rahimde parça kalmasına işaret edebilir. Bu durumda, doktorun önerisiyle tekrar bir müdahale yapılması gerekebilir. Kanamanın kontrol altında tutulabilmesi için doktorun önerilerine uymak ve kontrol muayenesine gitmek önemlidir.
  2. Rahim Delinmesi (Uterus Perforasyonu): Rahim delinmesi, nadir görülen bir komplikasyondur ve genellikle rahim ağzının genişletilmesi sırasında ortaya çıkar. Bu risk, tecrübeli bir doktor tarafından yapılan kürtaj işlemlerinde oldukça düşüktür. Ayrıca, vakum aspirasyon yöntemi kullanılması, bu riski minimize eder. Eğer rahim delinmesi şüphesi varsa, cerrahi müdahale ile rahim onarılabilir.
  3. Enfeksiyon Riski: Kürtaj işlemi sırasında steril olmayan malzemeler kullanılması veya sonrasında hijyen kurallarına dikkat edilmemesi enfeksiyona yol açabilir. Enfeksiyon riskini en aza indirmek için, kürtajın steril bir klinikte yapılması, antibiyotik kullanımı ve cinsel ilişkiden kaçınılması gerekmektedir.
  4. Asherman Sendromu (Rahimde Yapışıklık): Kürtaj sonrasında rahim içinin aşırı temizlenmesi nedeniyle rahimde yapışıklıklar oluşabilir. Bu durum, adet düzensizliği veya kısırlık gibi sorunlara yol açabilir. Asherman sendromunun tanısı röntgenle konulabilir ve tedavisinde endoskopik yöntemler kullanılır.
  5. Hematometra (Rahim İçinde Kan Birikmesi): Kürtaj sonrası rahim ağzının kapanması ve içeride kan birikmesi durumudur. Bu, nadir görülen ve ağrılı bir durumdur. Tedavisi, rahim ağzının açılması ile yapılır.
  6. Genel Anesteziye Bağlı Riskler: Genel anestezi, çok nadir de olsa bazı komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle, hastanın anesteziye duyarlılığının değerlendirilmesi ve doktoruna tüm tıbbi geçmişini aktarması önemlidir. İzmir’de kürtaj işlemi öncesinde, anesteziye bağlı olası riskler mutlaka doktor tarafından değerlendirilmektedir.

Kürtajın risklerinin önlenmesi, doğru doktor ve klinik seçimi, işlem öncesi ve sonrası prosedürlere uyulması ile mümkündür. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişiler, uzman doktorlarla görüşerek tüm bu riskler hakkında bilgi almalı ve kendilerini güvende hissettikleri ortamlarda işlemi yaptırmalıdır.

10. Kürtaj Sonrası Ne Kadar Süre Dinlenmek Gerekir?

Kürtaj işlemi sonrasında, hastaların iyileşme sürecinde dikkat etmeleri gereken en önemli konulardan biri, yeterince dinlenmektir. Kürtaj sonrası dinlenme süresi, hem vücudun toparlanması hem de psikolojik iyileşme açısından büyük önem taşır. İzmir’de kürtaj yaptıran hastalar için dinlenme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şu şekildedir:

İlk Saatlerde Dinlenme:

Kürtaj işlemi tamamlandıktan sonra, hasta klinikte ortalama 30-60 dakika boyunca dinlendirilir. Bu süre, genel anestezi uygulanmışsa biraz daha uzayabilir. Anestezi etkisi geçene kadar hasta gözlem altında tutulur ve olası komplikasyonların kontrolü sağlanır. Bu nedenle, hastanın işlem sonrası tam olarak kendine gelmeden klinikten ayrılmasına izin verilmez.

İlk Gün Hafif Aktiviteler:

Kürtajdan sonraki ilk gün, hastaların hafif aktivitelerle geçirmesi tavsiye edilir. Aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve vücudun toparlanması için zaman tanınmalıdır. Bu dönemde, yürüyüş gibi hafif egzersizler yapılabilir ancak ağır kaldırma veya yoğun egzersizden kaçınılmalıdır. İzmir’deki kürtaj kliniklerinde, hastalar işlem sonrası dinlenme süreci hakkında ayrıntılı bilgilendirilir.

Genel İyileşme Süreci:

Kürtaj sonrasında, vücudun tamamen iyileşmesi ortalama 1-2 hafta sürebilir. Bu süre zarfında, kasık bölgesinde hafif ağrılar ve kanama olabilir. Bu belirtiler normaldir ve zamanla azalacaktır. Hastaların bu dönemde kendilerini zorlamamaları ve dinlenmeye özen göstermeleri gerekmektedir. İyileşme sürecinin sorunsuz geçmesi, enfeksiyon riskinin en aza indirilmesi açısından da önemlidir.

Cinsel Aktivite ve Sosyal Yaşam:

Kürtaj sonrası ilk 20 gün boyunca cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Bu süre, rahmin iyileşmesi ve enfeksiyon riskinin ortadan kalkması açısından önem taşır. Ayrıca, enfeksiyona neden olabilecek diğer aktivitelerden (örneğin, havuza veya denize girmek) de bu süre boyunca kaçınılmalıdır. Sosyal yaşam açısından ise, hasta kendini hazır hissettiği andan itibaren normal yaşamına dönebilir.

Kürtaj sonrası dinlenme süresi, her hastanın durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, hastaların doktorlarının önerilerine uyması ve kendilerini zorlamamaları önemlidir. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, işlem sonrası iyileşme sürecine özen göstermeleri, hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha hızlı toparlanmalarına yardımcı olacaktır.

 

11. Kürtaj Sonrası Tekrar Hamile Kalmak Mümkün Müdür?

Kürtaj işlemi sonrasında tekrar hamile kalmak, birçok kadının merak ettiği bir konudur. Kürtaj sonrası hamilelik, işlem sırasında ve sonrasında herhangi bir komplikasyon yaşanmadığı sürece mümkündür. Ancak, rahmin sağlıklı bir şekilde toparlanabilmesi için belirli bir süre beklenmesi gerekmektedir.

Kürtaj Sonrası İlk Adet Dönemi:

Kürtaj işlemi, yeni bir adet döngüsünü başlatır ve bu nedenle kürtajdan yaklaşık 4-8 hafta sonra ilk adet kanaması beklenir. Kürtaj sonrası rahmin toparlanması ve adet düzeninin normale dönmesi, sağlıklı bir gebelik için önemlidir. Bu süreçte, hastaların doktorlarının önerilerine uymaları ve gerekli kontrolleri yaptırmaları gerekmektedir.

Hamile Kalmak İçin Beklenmesi Gereken Süre Ne Kadardır?

Kürtaj sonrası rahmin toparlanması ve sağlıklı bir hamilelik sürecine hazırlanabilmesi için genellikle 2 adet dönemi (yaklaşık 2,5-3 ay) beklenmesi tavsiye edilir. Bu süre, rahmin iyileşmesi ve yeniden gebeliğe hazır hale gelmesi açısından önemlidir. Ancak, hastanın özel durumuna bağlı olarak bu süre uzayabilir ve bazı hastaların 6 aya kadar beklemesi gerekebilir. Doktor kontrolünde bu süreç değerlendirilmelidir.

Kısırlık Riski Var Mıdır?

Kürtaj işlemi, doğru şekilde ve uzman bir doktor tarafından yapıldığında kısırlığa yol açmaz. İlk kürtaj sonrası tekrar hamile kalmak mümkündür ve birçok kadın, kürtajdan sonra sağlıklı gebelikler yaşayabilmektedir. Ancak, kürtaj işleminin tecrübeli olmayan kişiler tarafından veya uygun olmayan koşullarda yapılması durumunda, rahim içinde yapışıklık gibi komplikasyonlar oluşabilir ve bu durum kısırlık riskini artırabilir.

Doğum Kontrol Yöntemleri

Kürtajdan sonra tekrar hamile kalmayı planlamayan hastaların, doğum kontrol yöntemleri kullanmaları önemlidir. İzmir’deki kürtaj kliniklerinde, işlem sonrası hastalara uygun doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verilir ve hangi yöntemin kullanılacağı konusunda yönlendirme yapılır. Spiral veya doğum kontrol hapı gibi yöntemler, doktorun önerisi doğrultusunda kullanılabilir.

Kürtaj sonrası hamilelik, sağlıklı bir iyileşme süreci geçirildiği sürece mümkündür. Ancak, bu süreçte doktor kontrolünde olunması ve rahmin yeterince toparlanması için belirli bir süre beklenmesi gereklidir. İzmir’de kürtaj yaptıran hastaların, bu konuda doktorlarıyla iletişimde olmaları ve gerekli önlemleri almaları son derece önemlidir.

 

12. İzmir’de Kürtaj Fiyatları 2024’te Nasıldır?

İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişiler için en çok merak edilen konulardan biri de kürtaj fiyatlarıdır. İzmir kürtaj fiyatları, birçok farklı faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir ve 2024 yılında da bu durum devam etmektedir. İzmir’de kürtaj fiyatlarını etkileyen faktörler şu şekildedir:

Doktorun Tecrübesi ve Uzmanlığı:

Kürtaj işlemini yapacak doktorun tecrübesi ve uzmanlığı, kürtaj fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Uzman ve deneyimli bir kadın doğum doktoru tarafından yapılan kürtaj işlemleri, daha yüksek maliyetli olabilir. Ancak, bu durum güvenli ve sağlıklı bir işlem süreci açısından büyük önem taşır.

Kullanılan Malzemeler ve Ekipmanlar:

Kürtaj işlemi sırasında kullanılan malzemelerin kalitesi ve kliniğin donanımı, kürtaj fiyatlarını doğrudan etkiler. Tek kullanımlık malzemeler ve steril koşullar, enfeksiyon riskini en aza indirir ve bu nedenle fiyatların yükselmesine neden olabilir. İzmir’deki kürtaj kliniklerinde, kullanılan ekipmanların kalitesi ve sterilizasyon koşulları önemlidir ve bu da fiyatlara yansır.

Anestezi Türü:

Kürtaj işlemi sırasında kullanılacak anestezi türü, fiyatı etkileyen bir diğer faktördür. Genel anestezi, lokal anesteziye göre daha maliyetlidir ve bu nedenle kürtaj fiyatlarını artırabilir. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen hastalar, anestezi türünü doktorlarıyla görüşerek belirleyebilirler.

Kliniğin Bulunduğu Konum:

Kürtaj fiyatları, kliniğin bulunduğu semte ve bölgeye göre de değişiklik gösterebilir. İzmir’de merkezi bölgelerde bulunan kürtaj kliniklerinin fiyatları, daha uygun maliyetli hizmet sunan semtlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle, hastalar fiyat araştırması yaparken kliniğin konumunu da göz önünde bulundurmalıdır.

Yasal Düzenlemeler ve Klinik Politikaları:

Türkiye’de kürtaj, belirli yasal düzenlemelere tabi bir işlemdir ve bu durum kürtaj fiyatlarını da etkiler. İzmir’deki kürtaj klinikleri, yasalara uygun olarak hizmet vermekte ve fiyatlarını bu çerçevede belirlemektedir. Ayrıca, kliniklerin fiyat politikaları da farklılık gösterebilir ve bu nedenle hastaların önceden bilgi alması önemlidir.

2024 yılı itibarıyla İzmir’de kürtaj fiyatlarının ekonomik koşullar ve enflasyon oranlarına bağlı olarak önceki yıllara kıyasla değişiklik göstermesi beklenmektedir. Bu nedenle, kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin işlem öncesinde doktorlarından veya kliniklerinden net bir fiyat bilgisi almaları önemlidir. İzmir’de kürtaj fiyatları ilden ile ve klinikten kliniğe değişiklik gösterebilir ve birçok faktör bu fiyatları etkileyebilir.

Klinik ve Doktor Seçimi:

Güvenilir bir klinik ve deneyimli bir doktor seçmek, kürtaj işleminin güvenli ve sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlar. İzmir’de, kürtaj fiyatları genellikle doktorun tecrübesine, kullanılan malzemelerin kalitesine ve kliniğin donanımına bağlı olarak değişiklik gösterir.

Fiyat Politikaları ve Şeffaflık:

İzmir’de kürtaj yapan kliniklerin fiyat politikaları farklı olabilir. Bu nedenle, işlem öncesinde kliniğin şeffaf bir şekilde fiyat bilgisi vermesi önemlidir. Hastaların, işlem sırasında ve sonrasında ek masraflar olup olmadığını öğrenmeleri de önemlidir. İzmir’deki güvenilir kürtaj klinikleri, hastalarına detaylı fiyat bilgisi sunarak şeffaf bir hizmet sağlamaktadır.

İzmir’de kürtaj yaptırmak isteyen kişiler, işlem öncesinde fiyat araştırması yaparak en uygun kliniği ve doktoru seçebilirler. Kürtaj işlemi, tıbbi ve psikolojik olarak hassas bir süreç olduğundan, güvenilir ve uzman bir klinik tercih etmek önemlidir. İzmir’de kürtaj fiyatları hakkında bilgi alırken, hizmetin kalitesine ve doktorun uzmanlığına da dikkat edilmelidir.

13. Kürtaj İçin Yasal Şartlar Nelerdir?

Türkiye’de kürtaj, belirli yasal düzenlemelere tabi bir tıbbi müdahaledir ve bu düzenlemeler, kürtajın güvenli ve yasal olarak uygun bir şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuştur. Kürtajda yasal düzenlemeler ve Türkiye’deki durum, kadınların hakları ve kürtajın hangi şartlarda yapılabileceğini kapsamaktadır.

Yasal Süre Sınırı:

Türkiye’de istenmeyen gebeliğin sonlandırılması amacıyla kürtaj yapılabilmesi için yasal süre sınırı, gebeliğin 10. haftasıdır. Bu süre, son adet tarihine göre hesaplanır ve gebeliğin 10. haftasından sonra, yalnızca annenin veya fetüsün sağlık durumu tehlikeye girdiğinde ve heyet raporu ile kürtaj yapılabilir. İzmir’de kürtaj yapan klinikler, bu yasal sınırlamalara uygun olarak hizmet vermektedir.

Reşit Olmayanlar İçin Yasal Şartlar:

18 yaşından büyük bekar bir kadın, kendi isteğiyle ve kimsenin onayı olmadan kürtaj olabilir. Ancak 18 yaşından küçük kişiler için kürtaj yapılabilmesi, ebeveyn veya yasal vasi iznine bağlıdır. 15 yaşından küçük kişiler için kürtaj yapılması ise adli bir vaka olarak değerlendirilir ve adli mercilere bildirilmesi zorunludur. İzmir’deki kürtaj klinikleri, bu yasal düzenlemelere uygun hareket ederek, reşit olmayan hastalar için gerekli önlemleri alır.

Evlilik Durumuna Göre Kürtaj:

Evli kadınlar için kürtaj yaptırmak istediklerinde, eşlerinin de onayı gereklidir. Bu durum, yasal bir zorunluluktur ve İzmir’deki kürtaj klinikleri, hastalarının evlilik durumuna göre bu şartlara uygun şekilde hareket eder. Bekar kadınlar ise kendi kararları doğrultusunda kürtaj olabilirler.

Gizlilik ve Hasta Hakları:

Kürtaj işlemi, yasal olarak gizlilik ilkelerine uygun bir şekilde yapılmalıdır. Hastaların kimlik bilgileri ve işlemle ilgili detaylar, yasal düzenlemeler gereği üçüncü şahıslarla paylaşılmaz. İzmir’de kürtaj yapan doktorlar ve klinikler, hasta gizliliğine büyük önem verir ve bu konuda hastalarına güvence sağlar.

Yasal Kürtajın Alternatifleri ve Yasaklı Yöntemler:

Türkiye’de yasal olarak izin verilen kürtaj yöntemleri dışında, ilaçla kürtaj gibi alternatif yöntemlerin yasal bir zemini yoktur ve bu yöntemlerin kullanılması ciddi sağlık risklerine yol açabilir. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişiler, mutlaka yasal ve güvenilir klinikleri tercih etmeli ve alternatif veya yasa dışı yöntemlerden kaçınmalıdır.

Türkiye’de kürtaj, yasal düzenlemelere uygun olarak yapıldığında güvenli bir tıbbi müdahaledir. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, bu yasal düzenlemeler hakkında bilgi sahibi olmaları ve işlem öncesinde bu kurallara uygun hareket eden klinikleri tercih etmeleri önemlidir.

 

14. Kürtajda Gizlilik ve Hasta Hakları

Kürtaj işlemi, bir kadının mahremiyetine ve kişisel tercihlerine saygı gösterilmesi gereken önemli bir tıbbi müdahaledir. Kürtajda gizlilik ve hasta hakları, bu süreçte hastaların en çok önem verdiği konular arasında yer alır. İzmir’de kürtaj yapan klinikler, hasta haklarına uygun olarak hareket etmek ve gizlilik ilkelerine sadık kalmakla yükümlüdür.

Hasta Gizliliği ve Anonimlik:

Kürtaj işlemi, tamamen gizli ve hasta mahremiyetine uygun bir şekilde yapılmalıdır. İzmir’deki güvenilir kürtaj klinikleri, hastalarının kimlik bilgilerini ve işlemle ilgili detayları üçüncü taraflarla paylaşmaz. Bu gizlilik, yasal bir zorunluluktur ve tüm klinikler hasta bilgilerini korumakla yükümlüdür. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, gizlilik konusunda endişeleri varsa, bu konuda klinikle ve doktorla açıkça konuşmaları önemlidir.

Hasta Onayı ve Bilgilendirilmiş Onam:

Kürtaj işlemi öncesinde, hasta tüm prosedürler ve riskler hakkında bilgilendirilmeli ve işlemle ilgili onayı alınmalıdır. Bilgilendirilmiş onam, hastanın tüm aşamalar ve olası komplikasyonlar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar ve kendi rızasıyla bu kararı almasına olanak tanır. İzmir’de kürtaj klinikleri, bu süreci detaylı bir şekilde hastalarına açıklamakla yükümlüdür.

Reşit Olmayan Hastalar İçin Yasal Düzenlemeler:

Türkiye’de, 18 yaşından büyük bekar bir kadın, kendi kararıyla kürtaj olabilir. Ancak 18 yaşından küçük kişiler, ebeveyn veya yasal vasi izni olmadan kürtaj yaptıramazlar. 15 yaşından küçük kişiler için kürtaj işlemi ise adli vaka olarak değerlendirilir ve bu nedenle adli mercilere bildirilmesi gerekir. İzmir’de kürtaj yapan doktorlar, bu yasal düzenlemelere uygun olarak hareket eder ve hastalarının haklarını gözetir.

Psikolojik Destek ve Danışmanlık:

Kürtaj işlemi, birçok kadın için duygusal olarak zor bir süreç olabilir. Bu nedenle, hastaların psikolojik destek alma hakları vardır. İzmir’de kürtaj yapan klinikler, işlem öncesi ve sonrası süreçte hastalarına psikolojik destek sağlayabilir veya bir uzmana yönlendirebilir. Hastaların bu süreçte kendilerini rahat ve güvende hissetmeleri son derece önemlidir.

Kürtajda gizlilik ve hasta haklarına saygı göstermek, işlem sürecinin sağlıklı ve güvenli geçmesi için vazgeçilmez unsurlardır. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, bu konuda güvenilir klinikleri tercih etmeleri ve işlem öncesinde tüm haklarını öğrenmeleri önemlidir.

 

15. Kürtaj Psikolojik ve Sosyal Açıdan Kişiyi Nasıl Etkiler?

Kürtaj, yalnızca tıbbi bir işlem değil, aynı zamanda kişinin duygusal ve sosyal yaşamını etkileyen bir deneyimdir. Kürtaj psikolojik ve sosyal açıdan kişiyi nasıl etkiler? sorusunun yanıtı, kürtajın kadınlar üzerindeki olası duygusal ve sosyal etkilerini değerlendirmekle mümkündür:

Psikolojik Etkiler:

Duygusal Karmaşa ve Keder:

Kürtaj kararı, kişinin kendi bedeni ve yaşamı üzerinde verdiği önemli bir karar olmasına rağmen, bu süreçte duygusal karmaşa ve keder duyguları yaşanabilir. Bazı kadınlar, kürtaj sonrasında suçluluk, üzüntü, pişmanlık veya kaygı gibi yoğun duygusal tepkiler verebilir. Bu duygular, özellikle beklenmeyen sosyal veya dini baskılar olduğunda daha belirgin olabilir.

Psikolojik Destek ve Terapi:

Kürtajın ardından yaşanan bu duygusal süreçler, bazı kişilerde depresyona yol açabilir. Bu durumda, bir uzmandan psikolojik destek almak oldukça faydalıdır. Psikologlar veya terapistler, bu sürecin duygusal etkilerini daha iyi yönetmek için destek sağlayabilir ve kişinin kendini daha iyi hissetmesine katkı sunabilir.

Kararlılığın Önemi:

Kürtaj kararının tam olarak düşünülmüş ve kararlı bir şekilde alınması, psikolojik etkilerin daha hafif yaşanmasına yardımcı olabilir. Kişinin kendi bedeni üzerindeki kontrolünü hissederek verdiği bu karar, daha sağlıklı bir duygusal süreci beraberinde getirebilir.

Sosyal Etkiler:

Toplumsal ve Aile Baskısı:

Kürtaj, birçok kültürde ve toplumda tartışmalı bir konu olabilir ve bu durum kürtaj kararı veren kişiyi etkileyebilir. Aile üyelerinin, arkadaşların veya toplumun genel yargıları, kişinin kendisini baskı altında hissetmesine neden olabilir. Bu durum, kişinin psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir ve stres kaynağı haline gelebilir.

Destek Sisteminin Önemi:

Kürtaj sürecinde ve sonrasında kişinin sosyal çevresinden aldığı destek oldukça önemlidir. Bu süreçte, partner, aile veya arkadaşların anlayışlı ve destekleyici bir tutum sergilemesi, kişinin kendisini daha güvende ve rahat hissetmesini sağlar. Olumsuz yorum ve eleştirilerden uzak durmak, bu sürecin daha kolay atlatılmasına katkı sağlar.

Stigma ve Mahremiyet:

Kürtaj, toplumda hala bir tabu olarak görülebilir ve bu durum, kürtaj yaptıran kadınların kendilerini damgalanmış veya yargılanmış hissetmelerine neden olabilir. Bu durum, kişinin toplum içinde kendini izole hissetmesine veya gizlilik ihtiyacı duymasına yol açabilir. Kürtaj sürecinde mahremiyetin sağlanması ve güvenli bir ortam sunulması bu anlamda oldukça önemlidir.

Kürtaj Kararının Psikolojik Yansıması:

Kararın Ardından Yaşanan Rahatlama:

Birçok kadın için kürtaj kararı, zor bir dönemin sonu ve ileriye dönük yeni bir başlangıç anlamına gelebilir. Kararını verdikten sonra birçok kadın, fiziksel ve psikolojik olarak bir rahatlama yaşar. Özellikle istenmeyen bir gebeliğin sonlandırılması, kişinin geleceğe dair planlarına odaklanmasına yardımcı olabilir.

Uzun Vadeli Psikolojik Etkiler:

Kürtajın uzun vadeli psikolojik etkileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bazı kadınlar, kürtaj sonrası yaşamlarına hiçbir duygusal sorun yaşamadan devam ederken, bazıları için bu kararın etkileri daha kalıcı olabilir. Uzmanların yaptığı araştırmalar, kürtaj sonrası ciddi ve kalıcı psikolojik sorunların nadir olduğunu, ancak kişinin geçmişte yaşadığı travmalar veya ruhsal sağlık sorunları varsa bu durumun farklılık gösterebileceğini belirtmektedir.

Sosyal Destek Almanın Önemi:

Kürtaj, kişisel bir tercih olmakla birlikte, bu süreçte kişinin yalnız kalmaması ve duygusal destek alması önemlidir. Aile, partner veya arkadaşlardan alınan destek, bu sürecin daha rahat atlatılmasına yardımcı olabilir. Kliniğimizde, bu konuda hastalarımıza destek sağlamak amacıyla gerekli yönlendirmeler yapılmakta ve ihtiyaç halinde bir uzmandan psikolojik destek alınması önerilmektedir.

Toplumsal Algının Etkileri:

Kürtaj konusunda toplumun genel algısı ve yaklaşımı, bu süreçte kadının duygusal durumunu doğrudan etkileyebilir. Kimi toplumlarda kürtaj, bir hak olarak kabul edilirken, kimi toplumlarda ise ahlaki ve dini açılardan olumsuz bir eylem olarak görülmektedir. Bu tür toplumsal baskılar, kürtaj kararı veren kadının kendini yalnız ve suçlu hissetmesine neden olabilir. Bu durumda, kişinin kendi bedenine ve kararına saygı göstermesi ve bu kararı dış baskılardan bağımsız bir şekilde alması önemlidir.

 

17. Kürtaj Sürecinde Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları

Kürtaj süreci, birçok kadın için zor ve karmaşık bir süreç olabilir ve bu süreçle ilgili akıllarda birçok soru oluşabilir. Kürtaj sürecinde sıkça sorulan sorular ve cevapları, hastaların merak ettiği konulara yanıt bulmalarına ve kürtaj sürecini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

Kürtaj Acı Verir mi?

Kürtaj işlemi, lokal veya genel anestezi ile yapılmaktadır. Genel anestezi uygulandığında hasta işlem sırasında uyur ve hiçbir acı hissetmez. Lokal anestezi ile kürtaj yapıldığında ise rahim ağzına lokal anestezik enjekte edilir ve bu işlem sırasında hafif bir acı hissedilebilir. İşlem sırasında rahimde kramp tarzı hafif ağrılar olması normaldir.

Kürtajdan Sonra Ne Kadar Süre Kanama Olur?

Kürtaj sonrası kanama, birkaç gün boyunca adet kanamasına benzer şekilde olabilir. Ortalama olarak 1 hafta içinde kanama azalır ve sona erer. Ancak kanamanın miktarı veya süresi konusunda endişe duyuyorsanız, doktorunuzla iletişime geçmeniz önemlidir.

Kürtaj Sonrası Ne Zaman Cinsel İlişkiye Girilebilir?

Kürtajdan sonra enfeksiyon riskini azaltmak ve rahmin toparlanmasına olanak tanımak için en az 20 gün boyunca cinsel ilişkiden kaçınılması önerilir. Bu süre boyunca genital bölgenin hijyenine dikkat edilmelidir.

Kürtaj Sonrası Hamile Kalınabilir mi?

Evet, kürtaj sonrası tekrar hamile kalmak mümkündür ve kürtaj işlemi, doğurganlığı olumsuz etkilemez. Ancak rahmin kendini toparlaması ve sağlıklı bir gebelik süreci için 2-3 ay kadar beklemek tavsiye edilir. Doktorunuzla bu konuda detaylı bir görüşme yaparak uygun zamanı belirleyebilirsiniz.

Kürtaj Gizli Tutulabilir mi?

Evet, kürtaj işlemi yasal olarak hasta gizliliğine tabidir ve hastanın kimlik bilgileri üçüncü şahıslarla paylaşılmaz. İzmir’deki güvenilir kürtaj klinikleri, bu konuda hasta gizliliğini korur ve mahremiyet ilkesine uygun hareket eder.

Kürtaj Sonrası Psikolojik Destek Almak Gerekli mi?

Kürtaj süreci, duygusal olarak zorlayıcı olabilir ve bu nedenle bazı hastalar psikolojik destek almayı tercih edebilir. Bu tamamen kişisel bir tercih olup, kürtaj sonrası kendini duygusal olarak zorlanmış hisseden hastalar için bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.

Kürtaj İçin Eş Onayı Gerekir mi?

Evli kadınlar için kürtaj yapılabilmesi için eşlerinin onayı gereklidir. Bekar kadınlar ise kendi kararları doğrultusunda kürtaj olabilirler. Bu yasal düzenleme, İzmir’deki kürtaj klinikleri tarafından da dikkate alınmaktadır.

İlaçla Kürtaj Güvenli mi?

İlaçla kürtaj, yalnızca bir kadın doğum uzmanı doktorun kontrolünde ve klinik ortamda güvenli olabilir. Evde kendi başınıza ilaç kullanarak kürtaj yapmak ciddi sağlık riskleri taşıyabilir ve ölümle sonuçlanabilecek komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle, İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin mutlaka uzman bir doktora başvurmaları gerekir.

Kürtaj sürecinde sıkça sorulan sorular, bu sürecin daha iyi anlaşılmasına ve hastaların doğru bilgiye ulaşmasına yardımcı olur. İzmir’de kürtaj yaptırmayı düşünen kişilerin, bu sorulara verilen yanıtları dikkate almaları ve doktorlarıyla açık iletişim kurmaları, sürecin daha rahat geçmesine katkı sağlar.

Tüp Bebek PRP Tedavisi

Tüp bebek PRP tedavisi son zamanlarda oldukça yoğun bir şekilde tercih edilen ve çiftlerin bebek sahibi olma hayallerini gerçeğe dönüştüren bir seçenektir. Bu nedenle de PRP yönteminin mucizevi bir seçenek olduğundan söz etmek gerekir.

Tıp literatüründe Platet-Rich Plasma olarak da bilinen bu tedavide trombosit ve büyüme faktörleri bakımından zengin plazmaların kullanılması amaçlanır. Hastadan kan alınması ve bu kanın özel işlemlerden geçmesi sonrasında platetler bakımından zengin bir hale getirilmesi hedeflenir. Elde edilen plazmalar hastaya enjekte edilerek hücre yenilenmesine destek olunur.

Uygulama konusunda doktor tavsiyeleri dikkate alınsa da ortalama 2 ile 4 hafta aralıklarla gerçekleşmesi gerekir. Toplamda sayısı 4 olan uygulamalar neticesinde herhangi bir madde ya da ilaç kullanımı olmaksızın çocuk sahibi olma hayali kuran çiftlere destek olunur.

Tüp Bebek PRP Tedavisi Nedir?

Doğal yolla üreme konusunda sorun yaşayan çiftlerin PRP tedavisi sayesinde çocuk hayallerini gerçeğe dönüştürmeleri mümkündür. Genellikle yaşı ilerleyen kadınların yumurtalıklarında görülen işlevsizliği ya da kısırlık durumunu ortadan kaldırmak adına kullanılır. Yumurta gençleştirme işlemlerinde kullanılan bu seçeneğin çok başarılı sonuçlar verdiğini belirtmek gerekir. Bu nedenle de çiftler için tüp bebek PRP tedavisi oldukça başarılı sonuçlara kapı aralar.

PRP uygulamasında hastadan alınan kanın işlemden geçirildikten sonra rahim içine enjekte edilmesi sağlanır. Böylelikle hastaların çocuk sahibi olamama konusundaki sorunlarının önüne geçilmesi sağlanır. Peki, bu konuda hangi hastaların çözüm bulabileceği söylenebilir?

Tüp Bebek PRP Tedavisi Kimler için Uygundur?

Tüp bebek PRP tedavi yönteminden faydalanmak isteyenlerin kimler olabileceği de oldukça değerlidir. Bu nedenle de hastalar konusunda bir sınıflandırma yapılması gerekir. Tüp bebek tedavisinde gebe kalarak bir çocuk sahibi olma niyetinde olan kişiler için en önemli konu yumurta sayısı ve yumurta kalitesi olarak kabul edilir. Bu iki faktörü etkileyen temel husus ise yaştır. Eğer yaş çok ilerideyse yumurtaların sayı ve kalite bakımından çok düşün standartlarda olacağı açıktır.

Kadınların yumurta sayılarının düşmesi 37 yaş ile başlar ve 40 yaşında çok ciddi manada düşer. Bu nedenle de 37 ve üzeri yaşlardaki kadınlarda gebe kalma ihtimali düşüktür. Bu yaştaki kadınlar için PRP uygulamasına başvurularak olumlu sonuçlar alınmaya çalışılır. Bunun yanı sıra başka kadınların da PRP uygulaması sayesinde tüp bebek imkanlarından faydalanabileceğini söyleyebiliriz. Bu konuda aşağıdaki sınıflandırmaları dikkate alabilirsiniz.

Yumurta kalitesinin düşük ve rahim kalınlığını optimum seviyeden uzak olduğu kadınlar,

Tüp bebek tedavisinde en az 1 kere başarısızlıkla karşılaşmış kadınlar,

Yumurtalık rezervlerinde düşüş olan kadınlar,

Yaş ilerlemesi nedeniyle tüp bebek tedavisi gören kadınlar.

Siz de yukarıdaki sınıflardan bir ya da birden fazlasına giriyorsanız hemen PRP tedavisi ile çocuk hayalinizi gerçeğe dönüştürebilirsiniz.

Tüp Bebek Tedavisi ve PRP Uygulaması Nasıl Gerçekleşir?

Tüp bebek ile çocuk sahibi olmak isteyenler için uygulamada 2 farklı seçenek mevcuttur. Bu alternatifler hem hekim tavsiyesi hem de hastanın durumuna bağlı olarak saptanır. Peki, uygulamalar nelerdir? Daha yakından bir göz atalım!

Ovarian PRP

PRP konusunda ilk seçenek olan Ovarian PRP uygulaması sayesinde yumurtalıklardan yumurta toplama işlemleri gerçekleşir. Bu işlemler sırasında opu iğnesi kullanılarak PRP enjeksiyonları gerçekleşir. Yumurtaların nitelik ve niceliği tüp bebek tedavisindeki başarıyı etkileyen temel faktörlerdir.

Endometrial PRP

Rahimin iç kısmında gerçekleştirilen PRP uygulamasıdır. Rahimin iç tabakası olarak bilinen endemetrium kısmının kalınlaşmasını sağlayan bu çözüm sayesinde gemeliğin şekillenmesi daha kolay bir hal alır. Embriyonun tutunabilmesi adına gerekli olan bu seçeneği daha çok tekrar eden tüp bebek uygulamalarında kullanmak gerekir.

Tüp Bebek PRP Tedavisi Sonrası Süreç Nasıl İşler?

Tüp bebek PRP tedavisi sonrasında kadınların doktor kontrolünde olması elzemdir. Zira gerçekleşebilecek olan komplikasyonlara karşı önlem almak gerekir. Doktorlar PRP uygulaması sonrasında adet düzensizliği sorunu yaşayan kadınlar için genellikle adeti düzenleyecek çözümlere başvurulur bunların başında ilaç tedavisi gelir. Yumurta ve foliküllerin incelenmesi neticesinde kadınların gebe kalması adına durum değerlendirmesi yapılır.

Sürecin doktor kontrolünde süre gitmesi ve başarıya kapı aralaması adına oldukça başarılı bir şekilde değerlendirilmesi elzemdir. Aksi takdirde bu mucizevi tedaviden de yanlış uygulama nedeniyle sonuç alamama ihtimali doğar.

Meme Ağrısı (Mastalji, Mastodini) Nedir?

Mastalji, kadınlarda sık görülebilen ve kadınları sıkıntıya sokabilen meme ağrılarına verilen isimdir. Memede ağrı aynı zamanda “mastodini” şeklinde de isimlendirilir. Bu nedenle dikkate alınması ve bilinçli hareket edilmesi oldukça önemlidir.

Memede Ağrı Çeşitleri ve Nedenleri Nelerdir?

Genellikle çoğu sağlıklı kadında hafif ya da şiddetli ve özellikle adet dönemlerinde görülen meme ağrıları vardır.

Döngüsel ve döngüsel olmayan mastodini şeklinde iki çeşit meme ağrısından söz etmek mümkündür. Döngüsel meme ağrıları (siklik meme ağrısı) adet dönemi öncesi görülüp genellikle kanamayla birlikte ortadan kaybolan ağrılardır. “Premenstruel sendrom” (PMS) denilen adet öncesi gerginlik sendromu ile alakalı olarak ortaya çıkabilir ya da adet öncesi tek belirti olarak da görülebilir. Memede döngüsel ağrı sıklıkla 30’lu yaşlarda ortaya çıkar ve çoğunlukla iki memede de kendini gösterir. Meme dokusunun yoğun olduğu üst dış kısımlarda daha fazla olabilmekte, bu ağrı koltuk altı, kol veya dirsek kısımlarında da hissedilebilir. Döngüsel olan ağrılar genelde adet kanamasından 7-10 gün öncesinde ortaya çıkabilir.

Döngüsel olmayan memede ağrı (non-siklik meme ağrısı) ise adet döngüsüyle alakası olmayan ve sebebi aydınlatılamamış ağrılar olarak tanımlanabilir. Çoğunlukla 40 yaş üstü kadınlarda gözlenir. Menopoz çağında ve sonrasında da oluşabilir. Bu ağrının farklı şekillerde ve tiplerde olması mümkündür. Sadece tek memenin etkilendiği sık görülür. Döngüsel olmayan meme ağrılarının fibrokistik hastalıklar, fibroadenom, duktal ektazi, yağ nekrozu, göğüs duvarıyla alakalı sıkıntılar, tietze sendromu, servikal radikülopati, psikolojik neden gibi birçok sebebi de olabilir.

Memede Ağrı (Mastalji) Tanı ve Tedavi Süreci

Meme ağrısı tedavisi için öncelikle meme ağrısının neden kaynaklandığı ortaya çıkarılmalıdır. Meme ağrısı birkaç haftadır devam ediyor, belirli bir alanda daha belirgin, gittikçe kötüleşiyor veya günlük hayatı etkiliyorsa mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Meme kanserinin ortaya çıkmasında memede ağrı çoğunlukla teşhis faktörlerinden biri değildir. Ancak yine de gerekli uygulamaların yapılarak meme kanseri olasılığının tamamen elenmesi gerekmektedir. Özellikle 35 yaşını geçmiş kadınlara iki taraflı ultrasonografi ve mamografi yapılabilir. Meme kanseri riskinin ortadan kaldırılması bile bazı hastalar için büyük bir rahatlama kaynağı olmaktadır.

En çok konulan tanılardan biri fibrokistik meme hastalığıdır ve kötü huylu değildir. Bu çok sık rastlanan ve genelde doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen bir durumdur. Neredeyse iki kadından birinde görülebildiği için son dönemlerde hastalık olarak bile nitelendirilmediği olmaktadır.

Kadınların uygun sütyen kullanması, adet dönemi öncesinde tuz, kahve ve çay kullanımının azaltılması mastalji şikayetlerinin büyük kısmında etkili olabilir. Doktorunuzun önereceği ağrı kesiciler de devam eden durumlarda kullanılabilir. Eğer ağrı kesicilerden sonuç alınamazsa, yine doktorunuzun kontrolünde kullanılan agnucaston, dopergin, parlodel gibi prolaktin hormonunu baskılayan bir takım ilaçlar da tedavi için kullanılabilmektedir.

Memede Ağrı (Mastodini) Tedavisi Yapan Doktorlar

Mastodini tedavisinde en önemli öncelik arkada yatan nedenin ortaya çıkarılması ve olası kötü huylu bir hastalık durumunun bulunup bulunmadığının saptanmasıdır. Bu yüzden uzman ve deneyimli bir hekime başvurulması büyük önem arz etmektedir.

Cinsel Yolla Buluşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar bir kişiden diğerine cinsel temas yoluyla bulaşan enfeksiyonlardır. STD’lerin nedenleri bakteriler, parazitler, mayalar ve virüslerdir. Dahil olmak üzere 20’den fazla STD bulunmaktadır.

Başlıcaları;

Bel soğukluğu ( Gonore )

Frengi ( Sifiliz )

Klamidya

Genital Uçuk ( Herpes )

Hepatit B ( Sarılık )

HIV – AIDS

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, hem erkekleri hem de kadınları etkilemektedir. Çoğu durumda neden oldukları sağlık sorunları, kadınlar için daha şiddetli olabilmektedir. Hamile bir kadının cinsel yolla bulaşan bir hastalığı varsa, bebek için ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Antibiyotikler, bakteri, maya veya parazitlerin neden olduğu cinsel yolla bulaşan hastalıkları tedavi edebilmektedir. Bir virüsün neden olduğu cinsel yolla bulaşan hastalıkların tedavisi yoktur, ancak ilaçlar genellikle semptomlara yardımcı olabilir ve hastalığı kontrol altında tutabilmektedir.

Lateks prezervatiflerinin doğru kullanımı, STD’leri yakalama veya yayma riskini büyük ölçüde azaltır, ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Enfeksiyondan kaçınmanın en güvenilir yolu anal, vajinal veya oral seks olmamalıdır.

Bel Soğukluğu ( Gonore )

Cinsel yolla bulaşan bu bakteriyel enfeksiyon genellikle mukoza zarlarına saldırmaktadır. Ayrıca clap veya damlama olarak bilinmektedir. Son derece bulaşıcı olan bakteri vücudun daha sıcak ve nemli boşluklarında kalır.

Gonore olan kadınların çoğunluğu hiçbir belirti veya semptom göstermez. Tedavi edilmezse, kadın pelvik inflamatuar hastalık (PID) gelişebilir . Erkekler prostat bezinin, idrar yolunun veya epididimisin iltihaplanmasını geliştirebilir .

Hastalığa Neisseria gonorrhoeae neden olur . Bakteriler vajina, penis, ağız, rektum veya gözde hayatta kalabilmektedirler. Bir kişi yanlışlıkla gözlerini ovup enfeksiyona yayabilir. Bu tedavi süresini uzatır. Hamile olan bir kadın, doğum sırasında enfeksiyonu bebeğe geçirebilir.

Gonore belirtileri ilk enfeksiyondan 2 ila 10 gün sonra meydana gelmektedir, bazı durumlarda 30 gün sürebilmektedir.Bazı insanlar, maya enfeksiyonu gibi farklı bir durum için gonore zedelenmeye yol açan çok hafif semptomlar yaşarlar.

Erkekler aşağıdaki belirtilerle karşılaşabilir:

idrar yaparken yanma

testiküler ağrı veya şişlik

penisden yeşil, beyaz veya sarı akıntı

Kadınların semptom gösterme olasılığı daha düşüktür, ancak eğer yaparlarsa, bunlar şunları içerebilir:

cinsel ilişkiden sonra lekelenme

vulva veya vulvitin şişmesi

dönemler arasında düzensiz kanama

pelvik bölgede ağrı

İdrar yaparken yanma veya ağrı

Aktarım, oral seks sonucu ortaya çıktığında, boğazda ve şişmiş bezlerde yanma hissi olabilmektedir.

Frengi ( Sifiliz )

Sifiliz bir bakteri olan Treponema Pallidum’un sonucudur. Cinsel temasla bulaşır ve enfeksiyondan geçen kişi sifilitik bir lezyona sahip olmaktadır. Gebe olan ve aynı zamanda sifiliz olan bir kadın, bu STD’yi bebeğine iletebilir, bu da ölü doğuma veya ciddi doğuştan deformiteye neden olabilmektedir.

Hastalığın semptomları ortaya çıkmadan önce ilk enfeksiyondan 9 ila 90 gün arasında bir inkübasyon süresi vardır ve ortalama inkübasyon süresi 21 gündür. Sifilizin her evresinde karakteristik belirtiler ve semptomlar bulunmaktadır. Sifilizli bazı kişiler hiçbir semptom göstermezken, diğerleri daha hafif sunumlar yaşayabilir. Bu rahatsızlığı olan bazı kişiler için, semptomlar düzelse bile, bakteri hala vücuttadır ve daha sonra ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Klamidya

Chlamydia, küresel olarak genital ve göz hastalıklarının en yaygın enfeksiyöz sebebidir. Aynı zamanda en sık görülen bakteriyel STD’dir.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, 2015 yılında, 15 ila 19 yaşlarındaki kızların yaklaşık %3’ü klamidyaya sahipti. Klamidyası olan kadınlar genellikle belirtileri göstermezler. Herhangi bir semptom genellikle spesifik değildir ve şunları içerebilmektedir:

mesane enfeksiyonu

vajinal akıntıda bir değişiklik

hafif alt karın ağrısı

Bir kişi klamidya tedavisi almazsa, aşağıdaki belirtilere yol açabilir:

Pelvik ağrısı

ağrılı cinsel ilişki, aralıklı veya her defasında

dönemler arasında kanama

Genital Uçuk ( Herpes )

Herpes kronik bir vakadır. Herpes ile birlikte önemli sayıda birey hiçbir zaman semptom göstermez ve herpes durumlarını bilmez.

HSV, insandan insana doğrudan temas yoluyla kolayca aktarılabilir. En sık olarak, HSV’nin bulaşması vajinal, oral veya anal seks yoluyla gerçekleşir. Bir diğeri ise, daha çok paylaşılan mutfak eşyaları ve yüzeylerden iletilir. Çoğu durumda, virüs insan vücuduna girdikten sonra uykuda kalır ve hiçbir semptom göstermez.

Genital herpes ile ilişkili semptomlar ortaya çıkarsa, şunları görülebilir;

Rahim ağzı üzerinde kabarcıklar ve ülserasyon

vajinal akıntı

idrar yaparken ağrı

ateş

Ağız çevresindeki soğuk yaralar

Ayrıca, dış genital bölgede, rektumda, baldırda ve kalçada kırmızı kabarcıklar oluşabilir. Bunlar, özellikle ülserlerin patlaması ve bırakılması durumunda ağrılı olabilmektedirler.

Hepatit B ( Sarılık )

Enfekte olmuş sperm, kan ve diğer vücut sıvıları ile temas yoluyla bulaşmaktadır. HBV aşağıdaki şekillerde görülür;

korunmasız seks

bir steril olmayan şırınga kullanarak

keskin bir nesne tarafından kazayla

enfekte anne sütü içmek

Hepatit B’li bir kişi tarafından ısırıldı

Karaciğer şişer ve bir birey HBV sonucu ciddi karaciğer hasarı yaşayabilir. Bu, sonunda kansere yol açabilir ve hastalık bazen kronikleşebilir. Kan bağışı merkezleri, herhangi bir donörün Hepatit B’ye sahip olmadığından emin olmak için her zaman kontrol etmektedir.

Hıv – Aıds

(HIV) bağışıklık sistemine saldırarak, bireyin enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı savunmasız kalmasına neden olur. Virüs tedavi edilmezse enfeksiyona yatkınlık kötüleşmektedir. HIV meni, kan, anne sütü ve vajinal ve rektal sıvılarda bulunabilir. HIV kan-kan teması, cinsel temas, emzirme, doğum, iğneler ve şırıngalar gibi ilaçların enjekte edilmesi için ekipmanların paylaşımı ve nadir durumlarda kan transfüzyonu yoluyla bulaşabilir.

Tedavi ile, vücutta bulunan virüsün miktarı tespit edilemeyen bir seviyeye indirilebilir. Bu, kandaki HIV virüsü miktarının, kan testlerinde tespit edilemeyecek kadar düşük seviyelerde olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda HIV’in başka insanlara aktarılamayacağı anlamına gelir. Belirlenemeyen HIV’li bir kişi, virüs tedavi edildiğinden, iyileşmediğinden tedaviye normal olarak devam etmelidir.

HIV tedavisi olmadan ilerler ve Aıds olarak bilinen 3. aşamaya ulaşırsa ölümcül olabilmektedir.

Polikistik Over Sendromu Nedir?

İlk defa 1935 yılında tanımlanan Stein-Leventhal sendromu olarak da adlandırılan polikistik over sendromu (PKOS, PCOS), 30 yaş altı kadınlarda daha sık görülen kalın bir yumurtalık (over) dokusu içinde iyi huylu sayıca fazla kist ile karakterize edilen bir hastalıktır. Latincede “poli” birden çok sayı, “over” sözcüğü de yumurtalık anlamını taşımaktadır.

Polikistik Over Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Polikistik over sendromu olan kadınlarda adet gecikmeleri, sivilceler, obezite (aşırı kilo), tüylenme ve yumurtlamada bozuklularla (anovulasyon) ilişkili kısırlık (infertilite) sorunları görülebilir. Kan değelerinde de LH (luteinizan hormon) ve testesteron, DHEAS gibi erkeklik hormonlarında artış gözlemlenir. Beyindeki hipofiz bezinden salınan ve yumurtalıkta hormon üretimini dengeleyen FSH (folikül uyarıcı hormon) ve LH arasındaki denge bozuktur.

Erkeklik hormonlarının fazlalığıyla ilintili olarak yüz, göğüs, göbek etrafı ve bacak bölgelerinde fazla tüylenme ve erkek tipi saç dökülmesi gözlenebilir. Anovulasyon yani yumurtlamanın olmaması da bu sendromun özelliklerinden biri olabilmektedir. Progesteron hormonu üretimi olmaz ve sadece estrojen hormonu salgılanır. Bu durum rahim (over) kanseri riskiyle ilişkilendirilmektedir.

Hastada ilk belirtiler genelde ergenlik döneminde başlar. İlk adetten sonra, düzensiz adet ve gecikmeler ile beraber aşırı kanamalar ilk bulgulardan olabilir. İlerleyen dönemlerde erkek tipi kıllanma ve tüylerin kalınlaşıp artması ortaya çıkabilirken bazı durumlarda kısırlık da görülebilir.

Polikistik Over Sendromu Neden Oluşur?

Polikistik over sendromunun sebepleri tam olarak bilinmemektedir ve bu konuda bir takım fikirler bulunmaktadır. Sonradan ortaya çıkmaz ve dış etkenlerle ilişkili değildir. Genetik faktörlerin etkisinin büyük olduğu düşünülmektedir. Obezite ve düzensiz beslenme bu hastalığı tetikleyebilen faktörlerdir.

Polikistik Over Hastalığı (PKOS) Tanısı Nasıl Konur?

Hastanın şikayetleri sonucu polikistik over sendromu teşhisi klinik bulgular, laboratuvar tahlilleri ve ultrason ile inceleme yöntemleriyle yapılabilir.Transvajinal ultrasonografi denilen teknik tanıda kullanılan önemli bir yaklaşımdır. Yumurtalık kenarında birçok küçük kist ultrasonografide tanımlanır.

Polikistik over, tanım itibariyle yumurtalıklardaki görünümü anlatan bir ifadedir. Polikistik over sendromu ise hormonal değerleri ve klinik belirtileriyle bir hastalıktır. Pek çok kadında polikistik yapıda yumurtalıklar bulunmaktadır ancak patolojik bir durum görülmemektedir.

Kandaki androjen oranlarının, LH ve FSH miktarlarının ölçülmesi de tanıda önem arz eder. Eğer LH/FSH oranı 3’ten fazlaysa, bu durum polikistik over sendromunu işaret ediyor olabilir. Yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak adına adet döneminin 21. günü kandaki progesteron miktarı da ölçülebilir.

Polikistik Over Sendromu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Polikistik over hastalığının tamamen ortadan kaldırılması pek mümkün olmayan bir durumdur. Bu nedenle hastanın mevcut sıkıntılarını tedavi etme yöntemlerine başvurulur.

Adet düzensizlikleri ve aşırı tüylenme gibi problemlerin giderilmesinde doğum kontrol ilaçları kullanılabilmektedir. Bu ilaçlar hormon bazlı olduklarından salgılanan erkeklik hormonlarının baskılanmasında rol oynar. Bu şekilde bir tedavi 6-12 ay kadar bir süreden sonra cevap verebilmektedir. Bu sayede yeni tüylerin ortaya çıkması engellenebilir.

Kısırlık da polikistik over sendromunda sık karşılaşılan bir problemdir. Hastanın bebek dünyaya getirme isteği varsa yumurtlamayı sağlayacak ilaç kullanımına başlanabilir. Yaklaşık %80 kadar bir başarı oranı bu ilaçlarla yakalanabilir.

Eğer hastada aşırı kilo durumu varsa, obezitenin giderilmesi ve hastanın kilo vermesi büyük önem taşır. Bu yüzden diyetisyen ve doktor yardımıyla kilo verilmesi, hormonal bozuklukların düzenlenmesi için gereklidir.

Bu tür tedavilerden istenilen sonuç alınamadığında laparoskopik cerrahi yöntemiyle yumurtalıklarda bir polikistik over ameliyatı yapılabilmektedir. Bu ameliyatlarda over bölgesinde delme biçiminde bir müdahele uygulanır. Bu delmeyle yumurtlamanın önü de açılabilir.

Hiçbir problem yaşamayan hastalarda bile rahim kanseri riski artabileceği için polikistik over tedavisi yapılmalıdır. Bu tedaviler genelde uzun süreli devam eder, çünkü yukarıda da belirtildiği üzere hastalığın tamamen iyileşmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

Polikistik Over Sendromu ve Hamilelik

Polikistik over sendromu olan kadınların hamile kalma olasılığı, bu sendrom bulunmayan kadınlara göre daha düşüktür. Bunun en büyük nedeni yumurtlamanın olmaması ya da düzensiz olması durumudur. Ancak bir takım yardımcı yöntemlerle şansı arttırmak mümkün olabilir.

Polikistik over sendromu olan kadınlarda gebelik dikkatli takip edilmesi gereken bir süreçtir. Düşük ihtimali, gebelik şekeri, gebelik hipertansiyonu gibi durumların olasılığı polikistik over sendromu olan gebelerde daha fazla olabilir.

Polikistik Over Tedavisi Yapan Doktorlar

Polikistik over sendromu tanısı konan hastaların tedaviyle hastalığın getirdiği olumsuzlukları giderebilmesi için deneyimli ve uzman hekimlere ve gerekirse diyetisyen yardımına başvurması gerekmektedir.

Çikolata Kisti & Tedavisi

Çikolata kisti ya da bir diğer adıyla endometriozis, kadında genel olarak, cinsel ilişki esnasında, adet döneminde ya da herhangi bir rastgele dönemde pelvik bölgede, bilhassa adet dönemlerinde basit ağrı kesiciler kullanılarak düzelmeyen çeşitli şiddetli ve orta şiddette ağrılar ile beraber belirti vermektedir. Bahsedilen bu belirtiler ile beraber hastada hamile kalamama ve adet düzensizlikleri durumlarında da uzman hekim tarafından çikolata kisti yani endometriozis tanısı konulabilmektedir.

Oluşum nedeni hakkında net ve kesin bir bilgi bulunmayan çikolata kistinin günümüzde bulunmuş kesin tedavi yöntemi de henüz bilinmemektedir. Çikolata kisti (endometriozis) tanısı konulabilmektedir. Çikolata kisti hastalarına yönelik olarak genellikle hastalığa bağlı olarak kişide ortaya çıkan yakınma ve şikayetleri azaltmak amaçlanmakta ve bu amaca yönelik olarak çeşitli tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Endometriozis hastalığına yönelik olarak şimdiye kadar belirlenen en kesin ve etkili tedavi yöntemi ise ameliyat olarak bilinmektedir.

Çikolata kisti (endometriozis) ne şekilde tedavi edilir?

Hastanın yakınma ve şikayetlerini en aza indirmek amacı ile uzman hekim tarafından uygulanması planlanan tedavinin yöntemi, hastanın klinik durumuna, hasta eğer çocuk sahibiyse tekrar çocuk isteyip istemediğine, değilse çocuk sahibi olma isteğine, hastanın yaşına, hastada infertilite yani kısırlık bulunup bulunmadığına ve hastalığın hangi evrede bulunduğuna göre değişmekte ve buna yönelik olarak seçilmektedir. Minimal ve hafif sınıfında değerlendirmeye alınan birinci ve ikinci evre endometriozis tanısı konulan hastalara (şayet hastalık kısırlığa sebep olmuyor ise) genel olarak gözlem tedavisi uygulanmaktadır. Çikolata kisti (endometriozis) hastalarına yönelik olarak yalnızca ilaç tedavisini barındıran; medikal tedavi, cerrahi tedavi ve hem cerrahi hem de ilaç tedavilerini içeren çeşitli kombine tedavilerin uygulanması mümkün olup, bunun seçimi uzman hekimin hastanın üzerinde yapacağı teşhis ve tanı ile hekimin vereceği tedavi kararına göre şekillenmektedir.

Çikolata Kisti Ameliyatı ( Endometrioma ) Tedavi Aşamaları:

Tedavi edilecek hastanın çok genç yaşta olması, hiç çocuğa sahip olmaması ya da çocuk sayısını tamamlamamış olması halinde öncelik olarak kişinin hastalığa bağlı olarak duyduğu ağrının kesilmesi hedeflenmektedir ve buna yönelik bir şekilde ağrı baskılayıcı ilaç tedavisine başlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak kullanımda olan ilaçlar, östrojen ve progesteron hormonlarını baskılayan doğum kontrol ilaçlarıdır.

Çikolata kistleri (endometriozis) östrojen ve progesteron hormonlarına karşı oldukça duyarlı olup, doğum kontrol ilaçlarının kullanımı ile bahse konu olan bu hormonların baskılanması ve kistin geriletilerek hastanın duyduğu ağrının giderilmesi ile hastanın yaşam konforunun arttırılması hedeflenmektedir.

Benzer amaca yönelik bir şekilde kullanılmakta olan görece daha kuvvetli ilaçlar da mevcuttur ve bazı durum ve zamanlarda endometriozis tedavilerinde uzman hekim tarafından tercih edilerek kullanılmaktadır. Bu ilaçların yardımı ile yumurtalıklar ve hipofiz bezi baskılanarak, hastanın vücudu üzerinde yalancı bir menapoz etkisi oluşturulur. Altı aydan daha uzun bir süre boyunca bu tipteki ilaçların kullanımı kadında kemik erimesine sebep olabileceğinden ötürü bu ilaçlardan sınırlı bir şekilde faydalanılabilmekte ve bu ilaçlar tedaviye yönelik olarak sınırlı bir şekilde tercih edilmektedirler. Bu ilaçların yukarıda bahsedilen sahip oldukları özellikler nedeni ile bunlardan genellikle sadece kombine tedaviler esnasında faydalanılmaktadır.

İlaç tedavisi ile hedeflenen amaç ağrının baskılanmasına yönelik olduğundan ve endometriozistin ilaç kullanımı ile kesin tedavisi mümkün olmadığından dolayı, medikal tedaviden belirli sınırlar içerisinde fayda sağlanabilmektedir.

Çikolata Kistinde Cerrahi Yöntemler

İlaç tedavisi ile yeterli bir sonuç elde edilemeyen hastalar için cerrahi tedavi diğer bir tedavi seçeneği olarak sunulmaktadır. Laparoskopi operasyonları; 1 cm’lik bir kesiden yapılabilmesi ve hastaların operasyona bağlı bir şekilde gelişim gösteren ağrı ve sızı yakınmalarının daha düşük düzeylerde olması, hastanın operasyon sonrasında günlük yaşantısına adapte olma sürecinin daha kısa olması açısından açık ameliyat yöntemine kıyasla daha çok tercih edilmektedir. Batın içinde ileri derecede adezyon yani yapışıklık olması halinde ise uzman hekimce açık ameliyat yani laparotomi yöntemi tercih edilebilmektedir.

Cerrahi ve medikal tedavilerin bir arada yapıldığı kombine tedavilerde, operasyon öncesi ya da sonrası ilaç tedavileri uygulanmaktadır. Cerrahi girişim sırasında kistin çıkarıldığı bölgenin kistik yapıdan tamamen arındırıldığı düşünülmekle beraber bazı durumlarda bu bölgede mikroskobik ölçülerde parçalar kalabilmektedir ve kalan bu parçaların yeniden büyüme eğilimi içerisine girdikleri gözlemlenebilmektedir. Bu mikroskobik ölçülerdeki parçaların tekrardan büyümesine ve kanamasına engel olmayı hedefleyen ilaç tedavileri, yapılan cerrahi ameliyatlardan sonra kullanılmaktadır. Endometriozis (çikolata kisti) hastalarına uygulanan kombine tedavide kullanılan ilaçlar, ağrı baskılayıcı ilaçlar ile benzer özellikler taşımaktadır.

Kadın sağlığı için uygulanan tedaviler arasında yer alan yumurtalık kisti tedavisi kadınların korkularından biri olan yumurtalık kistlerini ortadan kaldırmaya veya boyutlarına azaltmaya yönelik tedavidir.

Yumurtalık Kisti Nedir?
Yumurtalık kistleri, yumurtalıklardan birinin (veya her ikisinin) içinde veya üzerinde büyüyen sıvı dolu keselerdir. Yumurtalık kisti, içi sıvı dolu bir yapıyı tanımlamak için kullanılan genel bir terimdir. Yumurtalık kistleri genellikle asemptomatiktir. Ancak karın veya pelviste ağrı yaygındır. Bir zarla çevrili içi dolu kesecik yapıları olan kistler kadınlarda overlerde yumurtalık kisti (over kisti) olarak görülmektedir.

Yumurtalık Kistleri Tehlikeli Midir?
Yumurtalık kistlerinin pek çoğu genelde bulgu vermez ve tedavi gerektirmeyebilirler. Değişik türlerde over kistleri görülebilmektedir ve çoğunlukla iyi huyludurlar. Yumurtalık kistlerini neoplastik (tümöral) ve fonksiyonel olmak üzere iki ana başlıkta incelemek mümkündür.

Yumurtalıklar Nelerdir? Yumurtalıklar Ne Yapar?
Yumurtalıklar, pelviste bulunan kadınlarda üreme organlarıdır. Rahmin her iki yanında bir yumurtalık bulunur ve her biri bir ceviz yanındadır. Yumurtalıklar yumurta ve dişi hormonları olan östrojen ve progesteron üretir. Yumurtalıklar, göğüsler, vücut şekli ve vücut kılları dahil olmak üzere cinsel gelişimi kontrol eden kadın hormonlarının ana kaynağıdır. Yumurtalıklar ayrıca adet döngüsünü ve hamileliği düzenler.

Yumurtlama Nedir?
Yumurtlama, beynin hipotalamusundan kaynaklanan bir dizi hormon zincir reaksiyonu tarafından kontrol edilir. Her ay, bir kadının adet döngüsünün bir parçası olarak, foliküller yırtılır ve yumurtalıktan bir yumurta salınır. Bir folikül, yumurtalık içinde dişi gametleri (yumurtaları) içeren küçük bir sıvı kesedir. Yumurtalığın yumurtalıktan Fallop tüpüne salınması ve yumurtanın bu süreci “yumurtlama” olarak bilinir.

Yumurtalık Kistlerine Neden Olan Nedir?
Bazen bir folikül yumurtlama sırasında yumurta bırakmaz ve bunun yerine yumurtalık içindeki sıvı ile dolmaya devam eder. Buna “foliküler kist” denir. Diğer durumlarda, folikül yumurtayı serbest bırakır, ancak kese tekrar kapanır ve çözünmek yerine sıvı veya kanla şişer. Bu “korpus luteum kisti” olarak bilinir. Bu koşulların her ikisi de fonksiyonel yumurtalık kistleridir. Fonksiyonel yumurtalık kistleri, yumurtalık kistlerinin en yaygın türüdür.

Yumurtalık Kisti Risk Faktörleri
Aşağıdakiler yumurtalık kistlerinin gelişimi için potansiyel risk faktörleridir:

•    Önceki yumurtalık kistlerinin geçmişi
•    Düzensiz adet döngüsü
•    Kısırlık
•    Polikistik over sendromu
•    Endometriozis
•    Obezite
•    Erken adet görme (11 yaş ve altı)
•    Hipertiroidizm
•    Meme kanseri için tamoksifen tedavisi

Yumurtalık Kistinin Türleri Nelerdir?
Over kistlerinin bir çok çeşidi vardır. Folikül kisti, inklüzyon kisti, korpus luteum kisti, gebelik luteoması, teka-lutein kisti, endometrioma (çikolata kisti) bunlardan bazılarıdır. En yaygın yumurtalık kisti tipine fonksiyonel kist denir. Fonksiyonel kistler genellikle tehlikeli değildir ve sıklıkla semptomlara neden olmaz. Yumurtalık kisti işlevsel değilse, “kompleks yumurtalık kisti” olarak kabul edilir.

Fonksiyonel Yumurtalık Kistleri
İki tip fonksiyonel yumurtalık kisti vardır: folikül kistleri ve korpus luteum kistleri.
Foliküler kistler, yırtılmamış ve bunun yerine daha fazla sıvı ile doldurulmuş bir folikül içerir. Korpus luteum kistleri, folikül yumurtayı serbest bırakmak için yırtıldığında oluşur, ancak daha sonra sıvı ile kaplanır ve şişer. Corpus luteum kistleri ağrılı olabilir ve kanamaya neden olabilir. Fonksiyonel bir kistte kanama meydana geldiğinde, hemorajik kist olarak bilinir.

Karmaşık Yumurtalık Kistleri
Yumurtalık kistlerinin diğer türleri endometriozis, polikistik yumurtalık sendromu (POS) ve diğer durumlarla ilişkili olabilir. Polikistik yumurtalıklar, yumurtalıklar anormal derecede büyük olduğunda ve dış kenarlarında çok sayıda küçük kist içerdiğinde ortaya çıkar.
Yumurtalıkların dış astar dokusundan gelişen kanserli olmayan büyümeler kistadenom olarak bilinir. Rahim astar dokusu rahim dışında büyüdüğünde ve yumurtalıklara yapıştığında da bir kist gelişebilir; bu endometrioma olarak bilinir.

Hamilelikte Yumurtalık Kistleri
Hamilelik sırasındaki yumurtalık kistleri genellikle ilk trimesterde keşfedilen fonksiyonel yumurtalık kistleridir. Hamilelik sırasında yumurtalık kistleri doğumdan önce kendi kendine çözülme eğilimindedir.

Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?
Yumurtalık kistlerini kistin iyi huylu (benign, selim) veya kötü huylu (malign, habis) olarak ayırmak da mümkündür. Bir çok durumda çok büyük boyutlara ulaşsalar dahi belirti vermemeleri mümkündür. Genelde rutin yapılan kontroller sırasında ortaya çıkmaktadırlar. En çok görülen  Bir çok durumda çok büyük boyutlara ulaşsalar dahi belirti vermemeleri mümkündür. Genelde rutin yapılan kontroller sırasında ortaya çıkmaktadırlar. En çok görülen yumurtalık kisti belirtileri; adet düzensizlikleri, karın bölgesinde şişlik, karında ya da kasıkta ağrı, kabızlık, dışkılarken ağrı gibi sindirim sistemiyle alakalı sıkıntılar, sık idrara çıkma gibi idrar yoluyla alakalı sorunlardır. Bu tür şikayetler kiste özel belirtiler olmadığı için gözden kaçması mümkün olabilir.
Büyük olmayan kistlerin herhangi bir belirti vermemesi olasılığı yüksektir. Ağrı da over kistlerinde sık görülmeyen bir belirtidir. Ağrı görülmesi genelde büyük bir kitleye, iltihaplanmaya veya endometriozis gibi bir durumun varlığına işaret edebilmektedir. Bunun dışında az görülen vakalarda kistlerin kendi etrafında dönmesi (torsiyon) ya da kistlerin patlaması (rüptür) durumları yüksek ağrıya sebebiyet verebilmektedir. Bu vakalar riskli durumlara sebebiyet verebilir, cerrahi müdahele gerektirebilmektedir.

Değişik kist türleri de birbirinden farklı bir takım belirtiler verebilmektedir.

Çoğu zaman yumurtalık kistleri semptomlara neden olmaz. Belirtiler ortaya çıktığında, aşağıdakileri içerebilir:
•    İlişki veya adet sırasında ağrı
•    Karın ağrısı
•    Meme ağrısı
•    Pelvik bölgede, alt sırtta veya uyluklarda ağrı
•    Mide bulantısı
•    Kusma
•    Mesaneyi tamamen boşaltamama
•    Olağandışı kanama
•    Kilo almak

Aşağıdaki belirtiler acil tıbbi müdahale gerektirir:

Aniden ortaya çıkan şiddetli karın ağrısı (yumurtalık kisti rüptürü belirtisi olabilir)
•    Bayılma
•    Bitkinlik
•    Baş dönmesi
•    Soluk almada düzensizlik, hızlı nefes alma
•    Kusma ve ateşle ortaya çıkan karın ağrısı

Yumurtalık Kistlerinde Tanı Nasıl Konur?
Yumurtalık kistleri birkaç farklı şekilde teşhis edilebilir. Uzman kadın hastalıkları doktoru bir yumurtalık kistinden şüphelendiğinde, teşhisi doğrulamak için ek testler isteyebilir.

Over kisti teşhisi çoğunlukla rutin kontroller ya da yapılan jinekolojik muayene ve ultrasonografiler ardından yapılır. Muayene sırasında yaş, kitle şekli, boyutu, solid (katı) veya saf kist olması, yapışıklığı, hassasiyet varlığı ya da yokluğu dikkate alınmalıdır. Bu veriler kistin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğuna dair bilgiler sağlayabilir. Eğer ultrasonografi sonucunda saf kist şeklinde olan, 5-6 cm’den küçük çapı olan kistlerin iyi huylu ve fonksiyonel olma ihtimali fazladır. Duruma göre tomografi, manyetik rezonans, hormon tetkikleri ve tümör belirteçlerine (Ca 125, Ca 15-3, Ca 19.9 gibi tümör markerları) bakılıp tedavi şekillendirilebilir.

Kist tipine tam olarak kesin tanının konulması için laparoskopi ya da laparotomi gibi yöntemlerle over kistinin çıkarılıp patolojide incelenmesi gerekmektedir.

Pelvik ve Transvajinal Ultrason
Yumurtalık kistleri genellikle bir pelvik muayene sırasında tespit edilir. Bir pelvis ultrasonu, doktorun kisti ses dalgalarıyla görmesine ve sıvıdan mı, katı dokudan mı yoksa ikisinin karışımından mı oluştuğunu belirlemesine yardımcı olabilir. Bir transvajinal ultrason, uterus ve yumurtalıkları incelemek için vajinaya bir sonda sokan bir doktordan oluşur. Muayene, doktorun kisti daha ayrıntılı olarak görmesini sağlar.

Laparoskopik Cerrahi
Laparoskopik cerrahi sırasında doktor küçük kesiler yapacak ve karın içinden ince bir dürbün (laparoskop) geçirecektir. Laparoskop, doktorun kisti tanımlamasına ve muhtemelen kisti çıkarmasına veya biyopsi yapmasına imkan verir.

Serum CA-125 Testi
Bir kanser antijeni 125 (CA-125) kan testi, kistin yumurtalık kanserinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemeye yardımcı olabilir, ancak endometriozis ve rahim fibroidleri dahil olmak üzere diğer durumlar da CA-125 seviyelerini artırabilir, bu nedenle bu test spesifik değildir. yumurtalık kanseri için. Bazı yumurtalık kanseri vakalarında, CA-125 seviyeleri kan testiyle tespit edilecek kadar yükselmez.

Hormon Seviyeleri
Doktor hamilelik testi isteyebilir ve hormon seviyelerini değerlendirebilir. Polikistik over sendromuna neden olabilecek diğer hormonları test etmek için kan testleri de yapılabilir.

Kuldosentez
Kuldosentez pelvisteki anormallikleri belirlemek ve karın boşluğuna olan kanamaların sebebini bulmak için pelvisten bir sıvı örneği alma işlemdir. Kuldosentez, rahim ağzının arkasındaki vajina duvarından bir iğne sokularak yapılır.

Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi
Bütün yumurtalık kistleri ilaç tedavisi veya ameliyat gerektirmemektedir. Eğer kist şiddetli problemler yaratıyorsa (şiddetli ağrı veya yukarıda belirtilen belirtiler gibi) ve doğum kontrol hapı gibi ilaç tedavilerine cevap vermiyorsa, kist kendi etrafında dönme (torsiyon) ya da yırtılma ve patlama riski varsa, over kistinin yumurtalık kanseri şüphesi varsa bu durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Torsiyon ve patlama durumu ortaya çıkmışsa, acil ameliyat şarttır. Çocuklarda ve yaş ilerlemesiyle menopozdaki hastalarda ortaya çıkarılan kistler de ameliyat yapılması gerekli olabilir.

Özellikle menopoz öncesi hastalarda, 7-8 cm’den küçük kistler için eğer kist görüntüsünde iyi huylu olduğuna dair bilgiler varsa ve tümör belirteçleri kan tahlillerinde kansere yönelik bulgular vermiyorsa, bu kistlere takip düşünülebilir.

Birçok fonksiyonel yumurtalık kisti de herhangi bir tedavi gerektirmez ve genellikle kendi kendine düzelir. Yumurtalık kistleri özellikle sıvı dolu kistler, doğurganlık çağındaki kadınlarda genellikle dikkatli bekleme ile yönetilir. Bu, kist keşfedildikten 1 ila 3 ay sonra tekrar muayeneden geçmeyi gerektirir. Yumurtalık kisti kaybolduysa veya boyutunda herhangi bir değişiklik olmadıysa tedavi gerekmeyebilir.

İlaçlar
Bazı ağrı kesiciler, pelvik ağrıyı azaltmaya yardımcı olmak için kullanılabilir. Ancak bu anti-inflamatuar ilaçlar yumurtalık kistinin çözülmesine yardımcı olmaz, sadece semptomların giderilmesini sağlar. Bir kadında sıklıkla fonksiyonel yumurtalık kistleri varsa, kadın hastalıkları uzman doktoru yumurtlamayı önlemek ve yeni kistler oluşturma riskini azaltmak için hormonal doğum kontrolü reçete edebilir.

Rüptüre Yumurtalık Kistleri
Ağrı kesici ilaçlar, yırtılmış bir yumurtalık kistinin rahatsız edici semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Genellikle ameliyat gerekmez, ancak rüptüre bir dermoid yumurtalık kisti (birçok vücut dokusu türünü içeren bir tür iyi huylu tümörlerdir), kistin içeriği iç organları çok tahriş ettiğinden ameliyat gerektirebilir. İç kanama veya kanser olasılığı varsa rüptüre yumurtalık kistleri için de ameliyat gerekebilir.

Yumurtalık Kisti Ameliyatı ve Faydası
Bir yumurtalık kisti büyümeye devam ederse, kendi kendine çözülmezse, ultrasonda şüpheli görünüyorsa veya semptomlara neden oluyorsa, doktor cerrahi olarak çıkarılmasını önerebilir. Yumurtalık kanseri riski yaşla birlikte arttığından, endişe verici kistleri olan postmenopozal kadınlar için cerrahi daha sık önerilebilir. Bir yumurtalık kisti laparoskopi veya laparotomi ile cerrahi olarak çıkarılabilir. Laparoskopi, karında birkaç küçük kesi yapılarak kistin çıkarılmasını içerir. Doktor daha sonra kistin çıkarılması için bir kamera ve özel aletler kullanacaktır.
Kist büyükse veya doktor kanserden şüpheleniyorsa, cerrah büyük bir karın kesisi içeren bir laparotomi yapacaktır. Bazı yumurtalık kisti vakalarında, yumurtalık ve/veya diğer dokuların çıkarılması gerekecektir. Bir yumurtalığı alınan premenopozal bir kadın, prosedür nedeniyle kısır olmaz ve menopoza girmez.

Yumurtalık Kistinin Prognozu Nedir?
Fonksiyonel yumurtalık kistleri olan kadınlar, özellikle menopoz öncesi kadınlar için prognoz çok iyidir. Bu kistlerin çoğu tedavi olmaksızın birkaç ay içinde kendiliğinden düzelir. Diğer yumurtalık kistleri olan kadınların prognozu çeşitli faktörlere bağlıdır. Bir kadının yaşı, sağlık durumu ve kistin altında yatan neden prognozu etkiler.

Yaş
Yumurtalığın hormonal stimülasyonu, fonksiyonel bir yumurtalık kistinin gelişimini belirler. Halen adet gören ve östrojen üreten bir kadının kist geliştirme olasılığı daha yüksektir. Menopoz sonrası kadınların yumurtalık kisti geliştirme riski daha düşüktür, çünkü artık yumurtlamazlar veya çok miktarda hormon üretmezler. Daha fazla miktarda hormon geliştiren genç kadınların, menopoz sonrası kadınlara göre yumurtalık kistleri geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Kist Boyutu
Bir kistin boyutu, doğrudan küçülme hızına karşılık gelir. Çoğu fonksiyonel kist 2 inç veya daha küçüktür ve çıkarılması için ameliyat gerektirmez. Ancak çapı 4 santimetreden büyük olan kistler genellikle ameliyat gerektirir.

Yumurtalık Kistleri Önlenebilir mi?
Yumurtalık kistleri önlenemese de düzenli pelvik muayeneler yumurtalıklardaki değişiklikleri teşhis etmeye yardımcı olabilir. Bir kadın premenopozal ise ve tekrarlayan fonksiyonel yumurtalık kistleri varsa, doğum kontrol hapları veya diğer hormon tedavisi yeni kistlerin oluşmasını önlemeye yardımcı olabilir. Yumurtalık kistlerinin çoğu tedavi gerektirmeden kendiliğinden düzelir ve tehlikeli değildir.

Yumurtalık Kisti Tedavisi Yapan Doktorlar
Yumurtalık kistlerinin tedavisinde en önemli noktalardan biri kist tipini, iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu teşhis edebilmektir. Eğer gerekliyse doğru müdahalenin yapılabilmesi ve kistin düzgün takip edilebilmesi için uzman ve alanında deneyimli bir doktora başvurmak büyük önem arz eder.

Vajen (Vajina) Kanseri Nedir?

Vajina, kadın dış genital sisteminde cinsel ilişkinin gerçekleştiği ve yaklaşık 7-10 cm uzunluğunda ve 3 cm genişliğindeki kas yapısında bir organdır. Kadın üreme sistemindeki kanser vakalarının ortalama olarak %1’ini vagina kanserleri oluşturur. Vajina kanseri; vajen kanseri, vajina ca, vajen ca olarak da isimlendirilmektedir. Vajina kanserinin görülme yaşı ortalaması yaklaşık 45-65 yaş arasıdır.

Vajina Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Vajina kanseri erken dönemlerinde belirti vermeyebilir. Kanser bölgesi travmaya duyarlı olduğundan ilişki sırasında ve sonrasında beklenmeyen kanama veya menapoz sonrası normal olmayan kanamalar görülebilir. Vajinal akıntılar, bölgeye yakınlığı sebebiyle idrar yolları ya da kalın bağırsaklarla ilgili sıkıntılar (idrar yapmada sıkıntı, yanma, kanama ya da ağrı, dışkılama sırasında ağrı ve kanama gibi), vajende şişlik veya kitle, pelvik ağrı gibi semptomlar olabilir.

Vajina Kanserinde Risk Faktörleri Nelerdir?

Vajen kanserinin nedenleri kesin olarak bilinmemekle beraber genellikle ileri yaşta gözlemlendiği bilinmektedir. Bunun dışında bazı durumlarda HPV veya HIV enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebileceği düşünülmektedir.

Vajina Kanserinin Tanısı Nasıl Konur?

Jinekolojik muayenede vajina duvarında belirlenen kanamalı yara dokusu ya da tümöral alan gözlemlenir. Bu noktalardan alınacak doku örneğiyle yapılan biyopsi sonrasında kesin tanı konulur. Ayrıca rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında kullanılan smear (smir) testi de vajen kanserinin erken teşhisinde yararlı olabilir.

Vajina Kanserinde Evreleme ve Prognoz

Vajen kanseri teşhisi konduktan sonra evreleme ve prognoz değerlendirmesi yapılır. Bu süreçte manyetik rezonans görüntüleme (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), pozitron emisyon tomogrofisi (PET) gibi teknikler kullanılabilir.

Vajina kanserinde, diğer kanserlerde olduğu gibi 4 evre bulunmaktadır. Evre 1’de kanser vajende sınırlı kalır. Evre 2’de komşu organlara metastaz (yayılma) görülür. Evre 3’te yakındaki lenf nodlarına veya pelvik bölgedeki organlara sıçramış olabilir. Evre 4’te de kanser lenf nodları ve yakındaki veya uzaktaki organlara yayılmıştır. Ortalama 5 yıllık yaşam süresi yaklaşık %40-45’tir. Hastalığın erken dönemlerinde bu yüzde ortalama %70, ilerleyen evrelerde %15’e kadar düşebilmektedir.

Vajina Kanserinde Tedavi Nasıl Yapılır?

Vajina kanserinin tedavi sürecinin belirlenmesinde kanserin yerleştiği alan ve büyüklüğü önem arz eder. Genel olarak kullanılan yöntemler cerrahi (ameliyat) yöntemler ve radyoterapidir (ışın tedavisi). Eğer rahim ağzına yakın alana yerleşmiş bir kanser ise rahim ve vajinanın üçte birlik kısmı cerrahi olarak alınır. Alt karın alanındaki lenf bezlerinin çıkarılması da olasıdır. Ardından ışın tedavisi uygulanabilir.

Eğer vajenin orta bölümüne yerleşmiş bir kanser varsa cerrahi işlem olmadan sadece radyoterapi uygulanması mümkündür. Kanserin vagenin girişine yerleştiği durumlarda ise dış vajinayla alt üçte birlik kısım çıkartılıp ardından radyoterapi uygulanması mümkündür.

Vajina Kanserinde Tedavi Sonrası

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi tedavi sonrası takip büyük önem arz eder. Ayrıca vajina kanserinin tedavisi sonrası ortaya çıkabilecek ve cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilecek durumlar plastik (rekonstrüktif) cerrahi yöntemleriyle halledilebilmektedir.

Vajen Kanserinden Korunmak

Yukarıda da belirtildiği üzere vajina kanserinin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Ancak düzenli jinekolojik muayene olası kanser durumlarında erken teşhisi mümkün kılacağı için çok önemlidir.

Vajina Kanseri Tedavisi Yapan Doktorlar

Vajina kanseri tedavisinin uzman ve tecrübeli hekimler tarafından yapılması gerekmektedir.

Yumurtalık (Over) Kanseri

Yumurtalık (Over) Kanseri Nedir?

“Over ca” ya da “over kanseri” olarak da tabir edilen yumurtalık kanseri ülkemizde kadınlarda en sık rastlanan genital kanserler arasında ilk beştedir ve en çok ölüme sebep olan jinekolojik kanser türüdür. Bunun başlıca nedenlerinden biri, over kanserinin sinsi bir hastalık olması ve erken dönemde belirti vermemesi, erken tanının oldukça zor olmasıdır. Bu sebeple, düzenli kontrol yaptırmak erken teşhis ihtimalini arttırdığı için oldukça önemlidir. Yumurtalık kanseri teşhisi konduktan sonra beş senelik sürede ortalama yaşam olasılığı yaklaşık olarak yüzde otuz beştir.

Yumurtalık Kanserinin Sebepleri Nelerdir?

Over kanserinin bütün nedenleri kesin olarak bilinmemekle beraber aile geçmişinde meme ya da over kanseri olan ve doğum yapmamış kadınların özellikle dikkat etmesi gerekmektedir. Ayrıca bir takım genetik mutasyon taşıyıcılarında da riskin daha yüksek olabileceği bilinmektedir. Her yaşta görülebilmesine rağmen, diğer kanser tiplerinde olduğu gibi yumurtalık kanserinin de ilerleyen yaşlarda görülme olasılığının artmakta olduğu düşünülmektedir.

Özellikle menopoz sonrası kadınlarda 40-45 yaşından sonra görülme sayısı artmakta ve 65-70 yaş sonrasında da risk en yüksek noktaya ulaşmaktadır. Yumurtalık kanserinin ortalama görülme yaşının yaklaşık 63 olduğu belirtilmektedir. Bir takım çevresel faktörlerin ve hormonların over kanseri oluşumunda rol oynayabileceği bilinmekte, özellikle menapoz sonrası kadınlık hormonu olan östrojen kullanımının riski arttırdığı düşünülmektedir. Bu nedenle bu hastalara östrojen tek başına verilmemekte, progesteron hormonuyla birlikte verilmektedir.

Over Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Yumurtalık kanseri genellikle erken dönemde belirti vermez. Bu yüzden teşhisin konulabilmesi düzenli yaptırılan kadın doğum muayenesiyle mümkündür. En az yılda bir kez yaptırılacak jinekolojik muayenenin önemi büyüktür. İleri dönem belirtileri arasında karın ağrısı, şişlik, kabızlık ya da ishal, gaz, karın bölgesinde büyüyen kitle, kasık bölgesinde ağrı, iştah kaybı, vajinal kanama ve kilo kaybı görülebilir. Bu belirtilerin büyük bölümünün hastalığa özel olmaması, tipik bir bulgunun gözlemlenmesinin zorluğu sebebiyle de over kanseri tanısı çok kolay olmamaktadır.

Yumurtalık Kanserinin Türleri Nelerdir?

Yumurtalık kanseri sınıflandırılırken çıkış noktası olan hücre türü göz önüne alınır. Bu şekilde bakıldığında epitheliyal tümörler, yumurta hücresinden veya follikülden oluşan tümörler, germ (eşey) hücreli tümörler, spesifik olmayan bağ dokusundan çıkış alan tümörler, metastaz ile başka bir organdan yayılan tümörler olarak gruplandırılması mümkündür. Aynı zamanda kötü huylu (malign) ve borderline (sınır) şeklinde sınıflandırılması da yapılabilir. Borderline tümörler genellikle daha genç yaşlarda görülebilmekte ve malign tipli tümörlere seyri daha iyi olabilmektedir.

Over Kanserinin Teşhisi Nasıl Yapılır?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi erken teşhisi oldukça zordur, bu nedenle genellikle jinekolojik düzenli kontrollerde tesadüfen keşfedilir. Menapoz dönemi sonrasındaki kadınlarda pelvik bölgede kitle tespitinde yumurtalık kanseri olasılığı göz önüne alınmalıdır. Aynı zamanda iki tarafta da bulunan ovarian kitle, bu kitlenin hareketsiz olması ve boyutunun 8 cm’den fazla olması da tanı için önemli kriterlerdendir.

Bir önemli konuysa tümörün miyom (myom) diye tabir edilen iyi huylu tümörlerden, normal ve anormal gebeliklerden ve de diğer organlarda var olabilecek kanserlerden ayırt edilmesidir. Bu bulgular aile geçmişi, sistemik ve jinekolojik muayene, smear testleriyle pekiştirilmelidir. Tümördeki damarlanmanın da incelenmesi, doppler ultrasonografi ve radyolojik tetkiklerin yapılması lazımdır. Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) gibi tetkikler de kullanılabilir. Tanıyı kuvvetlendirmek için kullanılan bir başka yöntem de tümör belirteçlerinin tespitidir. Tümör belirteçleri, kanserli dokularda normal dokulara göre daha çok bulunması beklenen maddelerdir. Bazı belirteçler bir takım benin hastalıklarda, hormonal ve metabolik değişimlerde de rastlanabilir. Ancak Ca 125 gibi belirli belirteçler over kanseri teşhisinde kullanılabilmektedir.

Yumurtalık Kanserinin Evreleri Nelerdir?

Over kanserinde evre 1’den evre 4’e giden bir süreç vardır. Bu evrelerde hastanın yaşam şansı değişkenlik göstermektedir. Prognozda en önemli nokta bu evrelerdir. Evre 1’deki bir hastanın 5 yıllık yaşam olasılığı ortalama %70, evre 2’dekinin %25, evre 3’tekinin %18 ve evre 4’tekinin yaklaşık %0’dır.

Yumurtalık Kanserinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedavide temel olarak iki aşamadan söz edilebilir. Bunlar cerrahi ve cerrahi olmayan aşamalardır. Tedavinin gerçekleşebilmesi için jinekolog, onkolog, radyoterapist, patolog, kemoterapist gibi farklı branşlardan doktorların beraber çalışması gerekmektedir. Genellikle cerrahi operasyonu (ameliyat)  tamamladıktan ve kitle çıkarıldıktan sonra kemoterapi ve radyoterapi uygulaması yapılır. Ancak bu durum da değişiklik gösterebilir, çok ileri dönem vakalarda cerrahi işlem öncesi kemoterapi kürler uygulanabilir.

Kitle çıkarıldıktan sonra patolojik incelemeyle kitlenin iyi huylu olup olmadığı tespit edilir. Bu da donmuş kesi (frozen section) denilen biyopsi yöntemiyle hastadan alınan dokunun patolog tarafından incelenmesiyle yapılabilir. Kanser tanısının net bir biçimde konulabilmesinin yolu biyopsidir.

Over Kanserinde Tedavi Sonrası Takip Nasıl Yapılır?

Tedavi sonrası yapılacak düzenli aralıklarla takip ve kontrol çok önemlidir. İlk tedavinin ardından jinekolojik muayene, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) tetkikleri, tümör belirteçleri incelenerek tedavinin başarılı olup olmadığı anlaşılır. Eğer bütün bulgular normal iste hasta doktor kontrolünde düzenli takibe devam eder.

Yumurtalık Kanseri Tedavisi Yapan Doktorlar

Over kanseri tedavisinde, yukarıda da belirtildiği üzere kadın doğum uzmanı, onkolog, radyoterapist, patolog, kemoterapist, hatta diyetisyen ve psikiyatrist gibi farklı branşlardan doktorların birlikte çalışması gerekmektedir.

Vulva Kanseri Nedir?

Vulva, kadın üreme organının dış kısmına verilen isimdir ve klitoris, büyük ve küçük dudaklar ile vajen girişini kapsar. Dış genitalya ya da dış genital organ şeklinde de adlandırılabilmektedir. Vulva kanseri (Vulva Ca), vulva derisinde oluşan kanserdir. Görece nadir görünen bu kanser tipi genelde menapoz sonrası dönemde ortaya çıkabilmektedir.

Vulva kanserinin en sık görülen şekli skuamöz hücreli olarak isimlendirilen hücre tipinde olanlarıdır. Sıklıkla vajinadaki büyük ve küçük dudakların tutulumu şeklinde olur. Bundan farklı olarak bazal hücreli kanser ve malign (kötü huylu) melanom gibi cilt kanseri çeşitlerinin de vulvada ortaya çıkabildiği bilinmektedir.

Vulva Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Ele gelen şişlik ve hassasiyet ilk belirtiler olabilir. Genel anlamda ilk ve en belirgin bulgular yüksek şiddette kaşıntılardır. Bunun dışında renk değişiklikleri, kabarıklar ve sertleşme de belirtiler arasındadır. Şiddetli kaşıntıların tedaviye rağmen geçmemesi, vulva kanseri şüphesini akla getirmelidir. Vulva bölgesinde kaşıntıya Latin dilinde “vulvar pruritus” denmektedir.

Vulva Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Vulva kanserinin nedeni tam olarak bilinmemekte olup belirli virüslerin bu kansere yol açabileceği düşünülmektedir. Özellikle HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonlarının bir etken olabileceğine dair görüşler vardır. Bunun dışında çoğunlukla ileri yaşlarda görüldüğü için artan yaşla beraber de riskin arttığını söylemek mümkün olabilir.

Vulva Kanseri Tanısı Nasıl Konur?

Vulva bölgesinden alınan parçalar patolojik teste gönderilerek vulva biyopsisi yapılır. Bu biopsi işlemi jinekolojik muayene esnasında lokal anesteziyle uyuşturularak yapılan kolay ve basit bir işlemdir. Doğru noktadan parça alınabilmesi ve de incelemeyle taramanın yapılabilmesi için “kolposkop” denilen alet kullanılır. Yapılan bu işleme “kolposkopi” denir. Genelde çıplak gözle tespit edilmesi zor olan patolojik noktaların tespiti için kullanılan ve bir büyüteç gibi görüntüyü büyütmeye yarayan bir alettir. Bu cihaz aynı zamanda vajen (vajina) ve rahim ağzı (serviks) kanserlerinin tespitinde de kullanılır. İncelemeler sırasında doktorun gözünden kaçabilecek küçük noktaların tespiti için de önemlidir.

Vulva Kanserinde Evreleme ve Prognoz

Görüntüleme yöntemleriyle yapılan evreleme sonucu kanserin 4 evreden hangisinde olduğu belirlenir. Evre 1’de kanser yüzeyeldir ve vücudun diğer alanlarına yayılmamıştır yani metastaz yapmamıştır. Evre 2’de çevre dokularda tutulum gözlenir. Evre 3’te bölgesel lenf nodlarına yayılma olmuştur. Evre 4’teyse genel lenf nodlarında tutulum ve uzak organlar da dahil metastaz görülür. Tedavinin belirlenmesi açısından evreleme önemlidir.

Vulva Kanserinde Tedavi Nasıl Yapılır?

Vulva kanserinde cerrahi yöntemlerle yani ameliyatla tümörlü vulva dokularının çıkarılması şeklinde tedavi yapılır. Belirli durumlarda yakın bölgelerdeki kasık lenf nodlarının da çıkarılması mümkündür. Vulva kanseri ameliyatı, cerrahi işlem sonrasında yaklaşık olarak vakaların yarısında yara bölgesinde açılma ve enfeksiyon gözlenir.

Vulva kanseri vakalarının ortalama olarak yarısı Evre 1’de teşhis edilmektedir. Evre 1’deki cerrahi operasyonlar sonrası 5 yıllık yaşam süresi yaklaşık olarak %90 civarındadır. Vulva kanserlerinde genellikle radyoterapi ve kemoterapi kullanılmaz, ancak ilerlemiş vakalarda radyoterapi yani ışın tedavi uygulaması yapılabilir.

Vulva Kanserinde Tedavi Sonrası Takip

Her kanser tipinde olduğu gibi vulva kanserinde de cerrahi işlemden sonra doktor gözetimindeki takip büyük önem taşımakta, olası tekrar durumlarında müdaheleyi mümkün kılmaktadır. En başarılı tedavi sonrasında bile kanserin nüksetme olasılığı her zaman vardır.

Vulva Kanserinden Korunma Yolları

Yukarıda da belirtildiği üzere vulva kanserinin kesin sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak HPV (Human Papilloma Virus) enfeksiyonunun bir etkisi olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle korunma için cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı önlem almak ve HPV aşısı yaptırmak mümkündür.

Vulva Kanseri Tedavisi Yapan Doktorlar

Vulva kanserinin tedavisinin alanında uzman ve deneyimli doktorlar tarafından yapılması önemlidir.

Rahim (Uterus) Kanseri Nedir?

Rahim (uterus) kadınlarda üreme sisteminde bulunan, güçlü kaslarla kasılma yeteneği armut şekilli yapıdır. Uç kısmında rahim ağzı (serviks), yan kısımlarındaysa boynuz şeklinde fallop (fallopi, fallopian) tüpleri yer alır. Gebelik sürecinde bebek buraya yerleşir ve bu yapı, bebeğin doğmasını sağlar.

Uterin veya uterus kanseri olarak da isimlendirilen rahim kanseri, genelde rahim içi (endometrium) kanseri için kullanılan bir terimdir. Rahim ağzı (serviks) kanserinden farklı olarak, rahmin iç tabakası, zarı olan endometrium adlı dokuda görülür. Genellikle 40 yaş üstü kadınlarda görülmektedir.

Rahim Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Rahim kanserinin sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak çoğunlukla hormon bağımlı çıkışları olabileceği düşünülmektedir. Kadınlardaki hormon düzensizlikleri endometrium kanserine neden olabilmektedir. Kadınlarda yumurtalıklardan (overler) salgılanan hormonlar göz önüne alındığında, progesteron ile karşılanmamış östrojen artışının bir risk faktörü olduğu bilinmektedir. Bununla ilişkili olarak da erken yaşta adet görmek, menapozun gecikmesi, şişmanlık (obezite), kısırlık (infertilite), hiç çocuk doğurmamış olmak, yumurtalıklarla alakalı sorunlar, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi etkenlerin endometrium kanseri olasılığını arttırabileceği düşünülmektedir. Bunun dışında meme kanseri tedavisinde kullanılan tamoxifen isimli ilaç, östrojen tedavisi ve küçük bir yüzdede de aile öyküsünün rahim kanseri riskini arttırabilmektedir.

Uterus Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Anormal kanamalar ve akıntılar, özellikle menapoz dönemi ve sonrasında rahim kanseri belirtilerinden biridir. Hastalığın ileri dönemlerinde kilo kaybı ve pelvik ağrılar gözlemlenebilir. Bu nedenle her türlü anormal ve düzensiz vajinal kanamaların mutlaka detaylı bir şekilde araştırılması gerekmektedir.

Rahim Kanserinin Teşhisi Nasıl Yapılır?

Doktorun yapacağı jinekolojik muayene ile tanı koymak çok zordur ve etkin bir tarama testi bulunmamaktadır. Bu nedenle kadınların kendilerini takip etmeleri, normal olmayan durumlara dikkat etmeleri önemlidir. Rahim ağzı (serviks) kanserinin aksine smear alınarak endometrium kanserinin teşhisi pek mümkün değildir. Kesin tanının konulabilmesi biyopsi ve patolojik inceleme ile mümkündür. Kanser şüphelerinde bu şekilde endometrial hiperplazi (rahim zarı kalınlaşması) olasılığı elenebilir. Vajinal ultrasonografi yardımıyla yapılan incelemede, endometrium kalınlığının 5 mm’den fazla olması ya da düzensiz görünmesi biyopsi alınmasını gerektirmektedir. Eğer biyopsi az ise ve kanser kesin olarak belirlenemiyorsa dilatasyon ve küretaj (D&C) yöntemine başvurulabilir. Bu yöntemde rahim ağzı genişletilir ve rahim içiokudan kazınarak örnekler alınır.

Rahim Kanserind de Evreleme ve Prognoz

Tedavi sürecinin netleşmesi için kanserin yayılımının, hangi evrede olduğunun bilinmesi önemlidir. Uterus kanserinde evreleme klinik değil cerrahidir.  En yaygın kullanılan yöntem de FIGO cerrahi evrelemesidir. Hastadan ameliyatla rahim ve yumurtalıklar çıkarılıp şüpheli bölgelerden ve karın içi sıvısından örnek alımı yapılır. Diğer kanser tiplerinde olduğu gibi rahim kanserinde de 1’den 4’e kadar evreler vardır. Evre 1 en erken, evre 4 ise en ileri dönemdir. Evre 1’de 5 yıllık yaşam oranı yaklaşık %80 – %90, evre 2’de %70 – %80, evre 3’te %30 – %60 ve evre 4’te %15 civarındadır. Kanserin prognozu yani gidişatı bu evrelere, yayılıp yayılmadığına, hücre çeşidine ve lenf nodu tutulumuna göre değişir.

Rahim Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Endometrium kanseri tedavisinde temel olarak cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormonal yöntemler vardır. Ana tedavi yöntemi genellikle cerrahidir. Rahim kanseri ameliyatı rahim ve yumurtalıkların beraber çıkartılması şeklinde uygulanır. Şüpheli durumlarda lenf nodları da çıkarılabilir. Rahimin çıkarılması operasyonuna histerektomi denmektedir. Hastalığın evresine ve seyrine göre hangi bölgelerin ameliyatla çıkarılacağı doktor tarafından tespit edilir. Ardından yine hastanın durumu incelenerek gerekli görülen radyoterapi, kemoterapi ve hormonal yöntemler uygulanabilir.

Uterus Kanserinde Tedavi Sonrası Takip

Diğer kanser tiplerinde de olduğu gibi rahim kanserinde de takip çok önemlidir. Genellikle ilk 3 yıl 3 ve 6 ay arası takipler yapılır. Bu takiplerin aksatılmadan devam ettirilmesi nükseden kanserlerin erkenden yakalanmasında önemli rol oynar.

Rahim Kanseri Tedavisi Yapan Doktorlar

Rahim kanserinin tedavi sürecinin muhakkak alanında uzman bir doktor tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Aşısının Önemi Nedir? Aşı Olmak Neden Önerilmektedir ?

Amerika Birleşik Devletlerin’de 2006 yılı içerisinde lisans alan, ülkemize ise geçtiğimiz yıllarda getirilen HPV aşısını yaptırmakla alakalı olarak günümüzde gerek dünya genelinde ve gerekse de Türkiyede insanlarda birçok çekince ve soru işareti bulunmaktadır. Bu durumun en kayda değer nedeni, HPV’nin yakın bir zamana değin üzerinde çok fazla konuşulan bir konu olmaması ile ilgilidir. Bu nedenden ötürü de pek çok anne baba bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Bir diğer önemli sebep ise rahim ağzı kanseri aşısının (HPV aşısı) diğer aşılara kıyasla daha yeni bir tür aşı olmasına bağlıdır ve bu sebepten dolayı da bu aşının güvenilirliğine ilişkin insanlar arasında bir kaygı bulunmaktadır.

HPV Enfeksiyonu

Günümüzde tüm dünyada HPV, cinsel yollarla kişiden kişiye bulaşan ve son derece sık rastlanılan bir hastalık etkeni olarak kayıt altına alınmıştır. Tüm hayatları boyunca dünya genelindeki kadın ve erkeklerin en az %80’inin bu virüsü kaptıkları bilinmektedir. Tıpkı cinsel yollarla bulaşan diğer hastalıklarda olduğu gibi, HPV (human papiloma virus) de genel olarak adolesan yaş grubundaki kişiler ile genç kadınlar üzerinde etkisini göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki veriler ışığında 14 ile 19 yaş grubu arasındaki genç kızların yüzde yirmibeşi, 20 ile 24 yaşındakilerin ise %45’i en az bir türdeki HPV virusuyla enfekte olmuş. HPV, cinsel aktivitenin başlamasını takiben ilk ayda bile bulaşabilir. Kişilerdeki cinsel partner sayısındaki artış, mikrobun bulaşma riskini arttırır.

HPV virusunun günümüzde tespit edilmiş 130 farklı tipi bulunmaktadır; bunlardan 40 tanesi genital bölge ve ağız-boğaz bölgesinde hastalık yapabilen türlerdendir. Virüs, vücuttaki deri-cilt veya mukozadaki  çizikler ve çatlaklardan içeriye girerek hastalığı başlatır ve komşu hücrelere yayılır.

HPV enfeksiyonlarının çoğu sessiz bir şekilde seyreder. Ancak HPV-6 ve HPV-11 diye anılan özellikle iki türünde, genital bölgede siğiller, boğazda papillom adı verilen bir cins tümörün oluşma riski daha fazladır. HPV-16 ve HPV-18 tipleri ise, rahim ağzında kanser öncesi bazı deri değişiklikleri başlatarak, kansere dek ilerleyebilir. Görülen rahim ağzı kanserlerinin %70 etkeni bu iki tip HPV dir.

HPV Aşısı Ne Şekilde Etki Gösterir ?

Aşının üretim safhasında virüsun etkili proteini rekombinan adı verilen teknikle dışarıda üretilir ve bunun akabinde, virüse benzer parçacıklar içerisine yerleştirilir. Bu parçacıklar, vücut içerisine verildiğinde, vücutta bir bağışıklık yanıtı oluşturuyor: Ancak bu parçacıklar gerçek bir virus olmadığından, enfeksiyona ya da kansere yol açmıyor.

ABD’de ve ülkemizde onaylanmış iki tip aşı vardır. Bunlardan ilki olan dörtlü aşı; HPV tipleri 6-11-16-18 e karşı üretilmiş, ikili aşı ise sadece HPV tipleri 16 ve 18’e karşı geliştirilmişlerdir. Bu aşıların hiçbirisinin içerisinde civa veya antibiyotik bulunmamaktadır.

Yaklaşık 50000 genç kız ve kadın üzerine yapılan deneylerde (16-26 yaşında) bağışıklığın gerçekleştiği ve özellikle daha genç grupta bağışıklık düzeyinin (antikor miktarı) daha da yüksek seyrettiği bulunmuş. Bağışıklık yanıtının en az 5 yıl devam ettiği, sonrasında da virusla karşılaşıldığında hatırlayıcı mekanizmanın devreye girerek, bağışıklığı aktifleştirdiği görülmüş.  Aşıların ikisi de rahim ağzı kanserini önlemeden %90 etkindir.  4’lü aşı, daha çok HPV tipi içerdiği için, rahim ağzı kanserinin yanısıra, genital ve ağız-boğaz bölgesi siğillerinin önlenmesinde de etkilidir.

Henüz kızlardaki kadar net bir kesinlik kazanmamış olsa dahi 4’lü aşı, 2009 yılında erkek çocuklarda kullanım açısında onaylanmış ve genital siğillerin, penis ve anüs bölgesi kanserlerin üzerinde de  etkili olabileceğini bildirilmiştir.

Önerilen Aşılama Zamanı ve Takvimi

11-12 yaşından itibaren tüm kız çocuklarına ya da henüz hastalığı almamış olan 13 ie 26 yaş grubundaki kişilere uygulanması önerilmektedir.

Aşı 0-2-6 ay takvimi ile 3 doz olarak uygulanabilir.

HPV aşısının tespit edilmiş ciddi bir yan etkisi yoktur.

Altı Çizilmesi Gerekli Diğer Hususlar

Adolesan ve genç erişkinler arasında HPV görülme riski diğer kişilere göre çok daha yüksektir.

Çoğu insan yaşamın bir noktasında HPV ile enfekte olabilmektedir.

HPV enfeksiyonu kadınlarda rahim ağzı ve diğer genital bölge kanserlerine, erkeklerde ise anüs kanserine neden olabilmektedir.

HPV aşısının, kansere ilerleyecek vakaların engellenmesinde etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Günümüze değin yapılan çalışmalar aşının güvenli olduğunu göstermiştir.

11 ile 12 yaşındaki çocukların aşılanması önemlidir çünkü;

Enfeksiyon çok erken yaşlarda kapılabilmektedir.

Vücutta bir kez enfeksiyon kapıldıktan sonra, aşı etkili olamaz.

Evlilik öncesinde cinsel ilişkiden kaçınılsa dahi, evli olduğunuz kişiden de hastalık bulaşması olabilir.

Erken aşılanma vücutta, daha mikropla karşılaşmadan korunma sağlamaktadır.

Aşı yapıldıktan sonrasında da genç kadınların düzenli Pap smear yaptırmaları çok önemlidir. Günümüz aşıları kanser yapan her tür HPV yi henüz içermemektedir. (%90 etkili)

Günümüzde tıp dünyasında HPV aşıları konusunda gerçekleştirilen çalışmalar halen devam etmektedir. Gelinen bu noktada aşının yapılması konusunda çocuk hekimiyle de görüşülürek karar alınması en doğrusu olacaktır.

İzmir HPV Fiyatları

Türkiye’de yasal olarak çalışan kadın doğum uzmanı hekimlerin web sitelerinde (tıpkı diğer uygulamalarda olduğu gibi) HPV fiyatları hakkında bilgi vermeleri yasaktır. Ayrıca uygulama maliyetinin hastadan hastaya değişme olasılığı sebebiyle de fiyat vermek sağlıklı olmayabilir.. 0232 421 90 50 veya 0532 460 1150 nolu telefonlardan (Rahim Ağzı Kanseri Aşısı) HPV fiyatlarıyla ilgili bilgi isteyiniz.

Rahim Ağzı Kanseri (Serviks Kanseri)

Serviks kanseri, servikal kanser veya bir diğer adıyal rahim ağzı kanseri, kadında servikal alan olarak nitelendirilen rahim ağzında kendisini gösteren habis yani kötücül bir kanser türüdür. Serviks kanserinde, epitelden köken sağlayan habis tümör ya da bir diğer adıyla karsinom gözlemlenmektedir. Serviks (rahim ağzı) kanserinin vücutta görülen ilk belirtisi vajinal kanama olabilmektedir, ancak bu kanser türü iyice ilerleyene kadar bir belirti göstermeme eğiliminde seyreden tehlikeli bir yapıya sahiptir. Serviks kanserine yönelik olarak uygulanan tedavi biçimi hastalığın, erken evrelerinde cerrahi müdahale şeklinde ameliyat olmaktadır, hastalığın ileri aşamalarda ise kişiye kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır.

Rahim ağzı kanseri ya da bir diğer adıyla serviks kanseri önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde rahim ağzı kanserinin smear/Pap-smear testi taraması ile erken tanısının konulması ve etkin bir tedavi ile hastanın iyileştirilmesi mümkündür.

Dünya genelinde bir sorun olarak bilinen serviks (rahim ağzı) kanseri, günümüzde dünyanın birçok yerinde kadınlarda görülen ve tanı oranı giderek artan bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Rahim ağzı kanseri dünya ölçeğinde 45 yaş altındaki kadınlar arasında en sık görülen 2. kanser türü olarak kaydedilmiş olup, meme ve akciğer kanserlerinden sonra kansere dayalı mortalitelerde 3. sıradadır. Dünyada her 2 dakikada bir kadın serviks kanserine bağlı olarak hayatını kaybetmektedir.Tarama programları, serviks kanserinin azalmasında önemli bir etkiye sahip olmasına rağmen hala kadınlar serviks kanseri nedeniyle ölmektedir. Serviks kanseri Türkiye’de en sık görülen 8. kanser türüdür.

Servis kanserinin risk faktörleri aşağıdaki gibidir.

çok sayıda erkekle cinsel ilişkide bulunma,

diğer üreme sistemi bölümlerinin kanserleri,

geçmişte squamöz intraepitelyal lezyon tanısı almış olma

ilk cinsel ilişkinin erken yaşta (16 yaş veya küçük) olması,

geçmişte insan papilloma virus (HPV) enfeksiyonu yada diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkları geçirmiş olma, (bkz: hpv aşısı)

aktif yada pasif sigara içiciliği,

şimdiki ya da geçmişteki cinsel partnerlerin cinsel ilişki ile bulaşan hastalık riski taşıması,

immün eksiklik,

HIV (+) olma,

kötü beslenme

Serviks kanserinin gelişiminde en önemli faktörün human papilloma virüsü(HPV) olduğu bilinmektedir. Cinsel yolla bulaşan diğer unsurlar içerisinde yer alan HSV2 virünün de benzer biçimde etki ettiği düşünülmektedir. Serviks kanser hücrelerinde bu virüsün genetik yapısının bulunması bu bulguyu desteklemektedir. Günümüzde 70’in üzerinde HPV tipi belirlenmiştir ve bunların yaklaşık 24 adedinin insan üreme sistemi üzerinde hastalık etkenine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunların içerisinde ise özellikle tip 16 ve tip 18’ in serviks kanseri gelişiminde en önemli role sahip oldukları saptanmıştır.

Serviks Kanseri için Görüntüleme Testleri nelerdir?

Akciğer grafisi: Serviks kanserinin akciğerlere üzerinde yayılım sağlayıp sağlamadığı yayılmadığı gösterilebilir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT): Serviks kanserinin pelvis ve para-aortik bölgede lenf düğümlerine yayılım durumu BT ile gösterilebilir. Bu görüntüleme yönteminde, bir X-ışını demeti vücudun etrafında döndürülerek, çeşitli açılardan değişik görüntüler alınır. Alınan görüntüler bir bilgisayar aracılığı ile biraraya getirilerek vücudumuzun içinin görüntüleri oluşturulur. Ayrıntıları daha iyi gösterebilmek için damar yoluyla kontrast madde adı verilen özel bir boya kullanılır.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Serviks kanserinin komşuluğundaki veya uzağındaki diğer organlara ya da lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösteren bir diğer görüntüleme yöntemidir. MRG’ da manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudun iç yapısının ayrıntılı görüntüleri elde edilir. MRG’da X ışınları kullanılmaz. MRG, serviks kanseri tanısında rutin olarak kullanılmamaktadır. Çünkü BT hem daha ucuzdur hem de BT ile MRG’ dakine benzer görüntüler elde edilir.

İntravenöz Urografi (IVU): IVU, damar yoluyla özel bir boya verildikten sonra, idrar yollarının X ışınları ile çekilen filmidir. Bu boya kan dolaşımından böbrekler yoluyla atılır. Böbreklerden üreterlere ve oradan mesaneye geçer. Böbreklerden çıkan idrar yollarındaki anormallikleri gösterir. Serviks kanseri pelvik lenf düğümlerine yayılıp, üreter adı verilen, mesane ile böbrekleri birleştiren idrar yollarına bası uygulayıp buranın tıkanmasına neden olabilir. IVU ile tıkanıklık olup olmadığı anlaşılabilir.

Kızlık Zarı Dikimi İzmir

Kızlık zarıbekaret gibi toplumun belli kesimlerince sürekli olarak gri alanlarda tutulan ve bu sebeplerle farklı anlamlandırılmaya müsait kavramlar, kadınlar için bulundukları toplum kesiminde kendine has birçok baskıcı kuralların oluşmasına sebep olmuştur. Bu beklentiler ve kurallar yığını çevremizi adete bir kalenin surları misali sarmış durumdadır. Ve bu kuralların yaratmış olduğu baskı çoğu zaman o toplumda yaşayan bireylerin hayatlarına yön verir. Bekaret kavramı da halen kadınların hayatlarına yön veren kavramlardan biri olmaya devam etmektedir. Toplumun farklı kesimlerindeki farklı ahlaki normlar, gerek yaşadığımız toplumda gerekse de dünya üzerindeki pek çok toplumda bekaret ve kızlık zarı arasında doğrudan kuvvetli bir ilişki kurulmasına da neden olmuştur. Kızlık zarının yırtılması durumu bekaretin kaybını işaret ettiği için ahlaki bir tabu olarak tanımlanmıştır.

Kızlık zarı ya da Latince ismiyle “Hymen” vajinanın dışarı doğru açılan kısmından yaklaşık olarak 1 – 1,5 cm içinde deri görünümlü bir dokudur. Kızlık zarı veya vajinal membran olarak adlandırılan bölüm vajinal açıklığı tamamen veya kısmen kapatır. Mukoza zarının bu kıvrımı genellikle doğumda vajina ağzında bulunur. Aynı zamanda “deri” veya “zar” anlamına gelen Yunanca bir kelime olan “hymen” olarak da adlandırılır. Hymen kelimesi kökenini eski yunanda evlilik tanrısı olan Hymenaous’dan almaktadır. Buradan da anlaşılabileceği üzere kızlık zarı ve bekaret tabusu yalnızca günümüzde değil eski çağlardan beri bir çok kültürde var olmuş bir tabudur. Eski Yunanlılar, “hymen”, “kızlık zarı” kelimesini, örneğin kalbi çevreleyen zar (perikard) dahil olmak üzere her türlü zar için de kullanmış olsalar da 1500’lü yıllardan sonra kelime sadece vajinal membrana atıfta bulunmak için sınırlandırılmıştır.

Kızlık Zarının Yapısı
Kızlık zarının sahip olduğu yapı gereğince, zarın ön yüzeyi deri ile arka yüzeyi ise mukoza ile kaplıdır. Kızlık zarı, ergenlik öncesi çocukluk döneminde sert ve kalın bir yapıya sahipken, bireyin ergenlik dönemine girmesi ile birlikte, adet kanamasının gerçeklemesine izin verecek bir yapıya dönüşür ve daha yumuşak, esnek bir yapı halini alır.

Kızlık zarı (hymen – himen), vajina mukozasının devamından başlayarak vajina girişinde bir kıvrım oluşturmaktadır. Kızlık zarı her kadının sahip olduğu bir doku parçasıdır. Bununla beraber zarın yapısı kadından kadına değişiklik gösterebilmektedir. Bazı kadınlarda daha geniş bir yapıya sahip olan kızlık zarı, bazı kadınlarda ise daha dar ve ince bir yapıdadır. Kızlık zarının çeşitli şekilleri bulunmaktadır. Kızlık zarının ortasında adet kanamalarının dışarıya aktarılmasını sağlayan delik ve delikçikler bulunmaktadır. Bu delikler kadından kadına farklı ebatlarda olabilmektedir. Bazı kadınlarda ise kızlık zarı vajinanın tamamını kaplamaktadır. Bu duruma sahip kadınlarda ilk adet kanaması ile beraber, adet kanının dışarıya akmaması sonucunda birtakım kliniksel sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bunun yaşandığı durumlarda kişiye uygulanan tedavi son derece basittir. Uygulanan tedavi ile kızlık zarından bir delik açılmakta ve adet kanının dışarı aktarılması sağlanmaktadır. Normal durumlarda ilk cinsel birleşme sırasında kızlık zarının yırtılması ve kanama görülmesi beklenilmektedir. Ancak bazı kadınlarda kızlık zarı oldukça geniş bir yapıya sahip olduğundan cinsel ilişki esnasında penis kızlık zarını yırtamayabilir. Kızlık zarının yırtılmasına engel olan bir diğer unsur ise kullanılan adet tamponlarıdır. Son dönemlerde kişilerde görülen bir diğer durum ise mastürbasyon esnasında kadının farkına varmadan kendi zarını kendisinin yırtmasıdır. Burada bahsi geçen sebeplere bağlı olarak ya da herhangi bir diğer nedenden dolayı yırtılan bir zar eski haline gelemez.

Bakirelik Nedir?
Bakire, yaygın görüşe göre hiç seks yapmamış kişiler için kullanılan bir tanımdır. Ama insanlar “seks” ve “bekaretini kaybetme”yi çok farklı şekillerde tanımlamaktadırlar.

Dip bir not olarak bekaret tanımı karmaşıktır. Asıl olarak neye inanacağınıza karar vermek gerçekten size kalmıştır. Bazı insanlar “bekaret”in ne anlama geldiğini umursamıyorken bazı insanlar bu kavrama farklı anlamlar yükleyerek çok önemli olduğunu düşünür. Bakire olup olmadığınızı vurgulamak, cinsel deneyimleriniz hakkında ne hissettiğinizden çok daha az önemlidir. Kendinize asıl sorulması gereken soru, yaşadığınız ya da sahip olmamaya karar verdiğiniz cinsel deneyimlerden memnun musunuz?

Kızlık Zarının Olması Bakire Olunduğunun Anlamına mı gelir?
Bazı insanlar, kızlık zarınız açıksa bakire olmadığınıza inanır. Ama kızlık zarına sahip olmak ve bakire olmak aynı şey değildir.
Bazı insanlar doğal olarak açık olan kızlık zarı ile doğarlar. Ve seks dışında birçok aktivite kızlık zarınızı gerebilir. Bu nedenle, birinin kızlık zarının görünümünden veya hissinden seks yapıp yapmadığını anlayamazsınız.

Kızlık Zarının Tekrar Dikilmesi Mümkün Müdür?
Kızlık zarı dikimi son yıllarda oldukça sık yapılan genital uygulamalardan biridir. Kızlık zarı dikiminde genellikle tercih edilen zarın kalıcı bir şekilde onarılmasıdır. Kalıcı tamir ile işlemden aylar sonra dahi ilişkiye girilse de kanama gözlenmektedir. Kalıcı tamir yönteminde flep ile ve mikrocerrahi ile olmak üzere iki ayrı yöntem ile işlem gerçekleştirilmektedir. Flep yöntemi ile kızlık zarının bulunduğu alandan kaldırılan ince bir zar gibi mukoza dokusu ile vajina kanalı daraltılabilmektedir. Kalıcı kızlık zarı tamiri sonrası herhangi bir yara izi ya da dikiş izi kalmamaktadır. Bu işlemin ardından dikişler kendiliğinden erimektedir ve dolayısıyla herhangi bir dikiş aldırma durumuna ihtiyaç duyulmaz. Kalıcı kızlık zarı tamirinden sonra kişi vakit kaybetmeden iş ve sosyal yaşantısına dönebilir ve herhangi bir fiziksel aktivite kısıtlaması yaşamaz. Mikrocerrahi yönteminde ise bozulmuş olan kızlık zarı (himen) dokusunun her iki ucu birleştirilerek kızlık zarı onarımı yapılmış olur.

Daha önceden de değinildiği gibi kızlık zarı (hymen) kişiden kişiye farklı kalınlıklarda, sertliklerde, farklı konumlarda ve farklı yapılarda bulunabilir. Bazı kızlık zarları delikli bir yapıya sahipken, bazıları da tamamen kapalı olabilmektedir.Kızlık zarları sahip oldukları şekillere göre; anüler (halka), imperfore (deliksiz) hymen, septalı hymen, kribriform ve esnek (yırtılmayan) hymen gibi isimlerle adlandırılırlar. Farklı yapılarda olsalar dahi kızlık zarı dikimi-tamiri uygulaması hepsi için aynıdır.

Kızlık zarı dikimi kalıcı ya da geçici olarak nitelendirilen 2 farklı yöntemle yapılabilmektedir. Kalıcı yöntemle kızlık zarı tamirine Mikrocerrahi ve Flep  kızlık zarı dikimi yöntemleridir. Flep, vajinanın arkasında yer alan duvarda bulunan doku parçasına verilen isimdir, bu yüzden bu ameliyata flep tekniğiyle kızlık zarı dikimi ameliyatı da denilmektedir.

Flep Kızlık Zarı Dikimi
Flep yöntemiyle kalıcı kızlık zarı tamirinde vajinanın iç kısmında bulunan flep dokusu kaldırılarak yeni bir kızlık zarının bu alanda yapılandırılması sağlanır. İşlemin yapıldığı bu alanın kanlanması, vajinada bulunan damarlar tarafından sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan ve onarılan kızlık zarı, bulunduğu alandaki vajina duvarını çepeçevre sarmakta ve o bölgede tıpkı bakire bayanlardaki gibi bir bariyer görevi üstlenmektedir. Bu yapının ortasında yırtılmamış doğal kızlık zarında olduğu gibi bir delik bulunmaktadır, bu açıklık sayesinde adet kanı ve vajinal salgılar dışarı akabilmektedir. Uygulama sonrasında kadının yaşayacağı cinsel ilişki sırasında yeniden yapılandırılan kızlık zarı tıpkı doğal kızlık zarı gibi yırtılarak vajinada bir kanama meydana gelir. Kanama bakire bayanda olduğu gibi yırtılma sonucu o bölgedeki damarların hasar görmesi nedeni ile olur. Görülen kanamanın miktarı, özelliği ve rengi bakire bir kadında meydana gelen kanama ile aynı şekildedir. Ülkemizde kadınlar arasında daha çok bilinen kızlık zarı diktirme yöntemi flep tekniğidir. Alternatif bir kalıcı yöntem ise mikrocerrahi yöntemidir. Mikrocerrahi ile kızlık zarı diktirenler kısmen daha doğal sonuç aldıklarını belirtebilmektedir. Ancak mikrocerrahi ile kızlık zarı tamiri flep yöntemine göre daha komplekstir ve tecrübeli ellerde yapılmalıdır. Ayrıca her hasta mikrocerrahi tekniğine uygun olmayabilir.


Mikrocerrahi ile Kızlık Zarı Dikimi

Flep tekniğinde vajina içinde bir duvardan ayırılan bir doku karşı taraftaki duvara tutturulur. Mikrocerrahi kızlık zarı dikimi yönteminde ise kızlık zarının bozulan uçları birbirine tutturulur. Flep’e göre daha doğal bir etki sağlar. Ancak mikrocerrahi ile kızlık zarı dikimi yapan doktorlar; flep ile yapanlara göre daha tecrübeli ve hassas olmalıdır. Ayrıca her hasta mikrocerrahi yöntemi için uygun olmayabilir. Uzman Jinekolog doktorunuz sizi bu konuda yönlendirecektir.
Mikrocerrahi ile kızlık zarı ameliyatından sonra ya da aynı seansta vajina daraltma ameliyatı (vajinoplasti) veya ameliyatsız lazerle vajina daraltma işlemleri yapılabilmektedir. Özellikle ilk ilişki izlenimi vermek isteyen ve vajinasında genişleme olan kişiler kızlık zarı operasyonuyla beraber vajen daraltma işlemlerine de başvurabilmektedir.

Mikrocerrahi mi Flep mi?
Öncelikle hatırlatmakta fayda var: bu sayfada ve sitenin tamamında verilen bilgiler ön bilgilendirme amaçlıdır, hiç bir tıbbi uygulama için esas oluşturmaz. Bu sebeple hangi yöntemle kızlık zarı dikimi yaptıracağınıza karar vermek için mutlaka kadın doğum uzmanı doktorunuza başvurunuz.
Mikrocerrahi ile kızlık zarı dikiminin flep yöntemine göre en büyük avantajı daha doğal bir etki sağlamasıdır. Ancak hangi yöntemin daha doğru sonuç vereceği ve daha sağlıklı olacağı kişinin özel durumuna bağlı olarak değişebilir, bu sebeple bu konuda karar alırken doktorunuza danışınız.

İzmir Kızlık Zarı DikimiKızlık Zarı Diktirmek İçin En Uygun Zaman
Kızlık zarı ameliyatı için en uygun dönem adet kanamasının olmadığı dönemlerdir.

Kızlık Zarı Dikimi Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler
Arama motorlarında kızlık zarı dikimi merkezleri, kızlık zarı dikimi yapan doktorlar gibi bir çok arama yapılmaktadır. Bu durum bu işlemi yaptıracak kişilerin güvenilir bir merkez ve doktor arayışı içerisinde olduğunu göstermektedir. Kızlık zarı dikimi öncesi dikkat edilmesi gereken en önemi husus budur. İşlemin mutlaka kadın doğum uzmanı bir hekim tarafından steril koşullarda yapılması gerekmektedir. Operasyon öncesi doktorunuz tarafından gerekli jinekolojik muayeneler yapılır ve sizin de talepleriniz ve öykünüz dinlenerek hangi yöntemle (flep kızlık zarı dikimi mi? mikrocerrahi kızlık zarı dikimi mi?) işlem yapılacağına karar verilir.
Kızlık zarı operasyonu sonrası kişi sosyal hayatına hemen dönebilmektedir. İlk doktor muayenesine kadar dikkat etmeniz gerekenler aşağıda listelenmişti :

1. Kızlık zarı dikimi sonrası aşırı olmayan kanama normal ve beklenen bir durumdur. Ancak kanamanın endişe verici miktarda olması, adet kanamasından daha fazla miktarda olması durumunda mutlaka hekiminize başvurunuz.

2. Uygulama sonrasındaki 1-2 günlük süreç içerisinde kanama olmayıp sonrasında kanama olması hastaları paniğe ve “dikişler mi patladı?” gibi sorulara sevk edebilmektedir. Aslında bu noktada olan içerde biriken kanın 1-2 gün sonra dışarı çıkmasıdır. Yine de endişe etmeniz halinde doktorunuza başvurunuz.

3. İşlem sonrası 2 gün duş alınmaması sonrasında ise 1 hafta süreyle ılık su ile duş alınması tavsiye edilir. Genital bölge temizliği yaparken keseleme gibi tahriş edici yöntemlere başvurmamanız, nazik olmanız ve sabunlu su kullanmamanız tavsiye edilir.

4. Enfeksiyon riskine karşı genital bölge temiz tutulmalıdır.

5. Yumuşak pamuklu iç çamaşırı kullanmanız ve mümkünse günde 1 kere değiştirmeniz tavsiye edilir.

6. Bacak aralığını çok artıracak hareketler ve genital bölgede kasılma yaratacak sporlar yapılmamalıdır. Örneğin bisiklete / motorsiklete, ata binme gibi faaliyetlerden uzak durulmalıdır. Bacak aralığının çok açılmaması ve bölgede aşırı kasılma olmaması adına alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

7. Akıntı olması durumunda mutlaka doktorunuza başvurunuz.

8. Kızlık zarı dikimi sonrası dikişlerin alınması gibi bir işleme gerek yoktur. Çünkü günümüzde bu işlemlerde eriyen dikiş ipleri kullanılmaktadır.

Kalıcı Kızlık Zarı Dikimi Sonrası Ne Zaman Cinsel İlişkiye Girilebilir?
Flep ya da mikrocerrahi yöntemi ile kızlık zarı dikimi sonrası 25-30 gün kadar süre cinsel ilişkiye girilmemesi tavsiye edilir. 1 aylık bir süre geçtikten sonra ilgili dokulardaki iyileşme tamamlanmış olacaktır.
Kızlık Zarı Dikimi İçin Girilen İlişki Sayısının Önemi Var mıdır?
Kızlık zarı tamiri işlemi, kızlık zarının yeniden oluşturulması anlamına gelmez, ilişki sırasında kanayacak duruma getirilmesi anlamına gelir. Bu sebeple hastanın işlemden önce ne kadar sayıda cinsel ilişkiye girdiğinin önemi yoktur. Özetle çok sayıda cinsel ilişkiye giren kişiler de himenoplasti ameliyatı olabilir.

Kızlık Zarı Kaç Kere Dikilebilir?
Bu konuda herhangi bir sayı kıstası yoktur. Çok kere kızlık zarı dikimi yapılabilir.
Daha Önce Kürtaj Olan Kişiler Kızlık Zarı Tamiri Yaptırabilir mi?
Evet, yaptırabilir. Daha önce kürtaj olan kişilerin himenoplasti ameliyatı olmasında herhangi bir engel yoktur.

Dikilmiş Kızlık Zarı Kesinlikle Kanar mı?
Tecrübeli doktorlarca yapılan bir kızlık zarı dikimi ameliyatı sonrası ilişki sırasına kesinlikle kanama gerçekleşecektir. Himen adı verilen kızlık zarı yapısı, doğal haliyle farklı tiplerde olabilmektedir. Kişinin ilk cinsel ilişkisinde kızlık zarının kanamaması gibi durumlar olabilmektedir. Bu durum aşırı esnek hymen yapısı ya da damarlanmanın az olduğu kızlık zarı yapısı sebebiyle yaklaşık %2 olasılıkla görülebilmektedir. Ancak kızlık zarı dikimi işleminin amacı kızlık zarını tekrar oluşturmak değil cinsel ilişki esnasında kanama olmasını sağlayacak dokuları oluşturmaktır. Bu sebeple doğru yapılan bir himenoplasti işlemi sonrası cinsel ilişkide mutlaka kanama gerçekleşecektir.

Kızlık Zarı Diktiren Kişinin Bu Operasyonu Yaptırdığı Anlaşılır mı?
Kızlık zarı dikilen bir kişinin bu operasyonu geçirdiği ilişki partneri tarafından anlaşılamaz. İşlemin flep ya da mikrocerrahi ile yapılmış olması farketmez. Kızlık zarı dikilen kişinin bu işlemi yaptırdığı ancak bir jinekolojik muayenede anlaşılabilir.
Kalıcı Kızlık Zarı Tamiriyle Birlikte Vajina Daraltma Yapılabilir mi?
Kalıcı kızlık zarı dikiminde şayet vajinada bir genişleme söz konusu ise, buna yönelik olarak bir daraltma işlemi de aynı zamanda yapılabilmektedir. Vajinada görülen genişleme durumu uzun süreli cinsel ilişkiden, yapılan kürtaj operasyonundan ya da doğumlardan kaynaklı olabilmektedir.

İzmir’de Kızlık Zarı Dikimi Yapan Doktorlar
Kızlık zarı dikimi operasyonları kesinlikle uzman doktorlar tarafından yapılması gereken bir cerrahi müdahaledir. Bu işlemi yapan uzman doktorlar öncelikle kadın doğum uzmanı operatör doktorlar ve sonrasında estetik plastik cerrahi uzmanı doktorlardır.

Geçici Kızlık Zarı Tamiri
Bu konuda diğer sık uygulanan yöntem şekli de geçici kızlık zarı dikimidir. Bu tamir işlemi sonrası kişi 3-4 gün içinde cinsel ilişki yaşamalıdır, aksi taktirde kanama meydana gelmeyebilir. Bu yüzden bu operasyon sık olarak uygulanmaz, daha çok kalıcı yöntem tercih edilir. Geçici kızlık tamiri halk arasında düğün öncesi kızlık zarı tamiri olarak da bilinmektedir. Kızlık zarı onarımı genel anestezi altında hasta uyutularak yada lokal anestezi ile bölgesel uyuşturularak yapılabilmektedir. Ameliyat esnasında derin dokulara girilmediğinden ve yüzeya çalışıldığından lokal anestezi ile de hasta herhangi ağrı ve rahatsızlık duymadan ameliyat gerçekleştirilebilir. Eğer genel anestezi ile yapılacaksa hasta en az 6 saat aç ve su içmeden gelmesi gerekmektedir. Geçici yöntem yapılan kızlık zarı tamiri ortalama 10-15 dakika sürmektedir. Kalıcı yöntem dediğimiz flep yöntemi daha uzun bir ameliyattır ve ortalama 30 ila 40 dakika arası sürmektedir. Bu işleme eğer vajina daraltma ameliyatı da eklenecekse bu ameliyat süresini ortalama 20 dakika daha uzatmaktadır.

Kızlık Zarı Dikimi İzmir Fiyatları Neye Göre Değişir?
Kalıcı kızlık zarı dikimi fiyatları, operasyonun hangi yöntemle yapıldığına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Yani flep kızlık zarı diktirme fiyatları ile mikrocerrahi ile kızlık zarı dikimi fiyatları farklı olabilmektedir. Ayrıca işlemin yapılacağı şehir de bu konuda faktör olabilir. Örneğin İzmir Kızlık Zarı Dikimi Fiyatları ile İstanbul Kızlık Zarı Dikimi fiyatlarının farklı olduğunu görebilirsiniz.
Yasal mevzuat sebebiyle himenoplasti fiyatları konusunda doktorlar web sitelerinde fiyat verememektedir. Geçici veya kalıcı kızlık zarı dikimi fiyatları hakkında bilgi almak için; 0 (232) 421 90 50 nolu telefonu arayabilirsiniz.

Vajina (Vajen) Genişletme Operasyonları

Kadınlarda vajina belirli özel durumlarda normalden dar olup cinsel ilişki sırasında ağrı ya da hiç cinsel ilişkiye girememe gibi sorunlar teşkil edebilmektedir. İlişki sırasında meydana gelen ağrıya tıbbi literatürde “disparoni (dyspareunia)” denmektedir. Bu gibi durumlarda vajina genişletme operasyonlarına başvurulur. Vajina daraltma (vajinoplasti) işleminin aksine daha nadir görülen bir durumdur.

Vajina Darlığının Sebepleri Nelerdir?

Genellikle vajinal bir takım ameliyatlar ya da normal doğumda yapılan epizyotomi denen vajen kesisinin düzeltilmesi işleminde (epizyo dikişleri) vajinanın fazla daraltılmasıyla oluşan skar doku vajen darlığına sebep olabilir. Ayrıca doğuştan da bu sıkıntı görülebilmektedir. Vajinanın içinde septum (vajinal perde) şeklinde adlandırılan, enine ya da boyuna gözlemlenebilen bölmelerin varlığı da hastanın cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun dışında önceden geçirilmiş bir vajina daraltma operasyonu sonrasında, gereğinden fazla daraltma ya da ortaya çıkabilecek nedbe (hasarlanma sonrası vücudun iyileştirme sürecinden sonra görülebilen doku veya iz) dokusu da vajen darlığına sebebiyet verebilir. Vajina darlığı tedavisi gerekebilir.

Ayrıca vajinal histerektomi (rahmin vajinal yoldan alınması) gibi cerrahi müdaheleler de yukarıda bahsedilen nedbe dokularına neden olabilir ve vajina darlığı tedavisi, hastalara vajina genişletme operasyonu uygulanmasını gerektirebilir.

Vajinal Genişletme Kimlere Yapılır?

Genellikle hastaların jinekoloğa cinsel ilişki esnasında ağrı, acı, batma veya ilişkiye girememe gibi şikayetlerle başvurması sonucunda vajen bölgesinde bir darlık olup olmadığı basit bir jinekolojik muayeneyle tesbit edilir.

Vajina Genişletme Operasyonu Nasıl Yapılır?

Öncelikle hastanın probleminin derecesi belirlenir. Vajina genişletme ameliyatı genelde klinik ortamda, lokal anestezi yardımıyla yapılan ve 20 ya da 30 dakika kadar süren bir operasyondur. Lazer ile kesi uygulaması yapılan durumlar da olabilmektedir.

Vajina Genişletme Ameliyatı Riskli Bir Ameliyat mıdır?

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi vajen genişletme ameliyatında da işleme özgü bir takım kanama veya enfeksiyon riskleri olabilir. Bu nedenle dikkatli yapılması gereken bir operasyondur.

Vajina Genişletme Ameliyatı Yapan Doktorlar

Yukarıda da belirtildiği üzere vajina genişletme ameliyatı her cerrahi operasyon gibi önem verilmesi ve titizlikle yapılması gereken bir ameliyattır. Bu nedenle işlemi gerçekleştirecek doktorun alanında uzman ve tecrübeli bir hekim olması önem teşkil etmektedir.

Vajina Genişletme Ameliyatı Fiyatları

Vajina genişletme ameliyatı fiyatı operasyona, hastanın durumuna ve kullanılan yöntemlere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Türkiye’de herhangi bir tıbbi işlem için ücret belirtmek yasalar gereği mümkün değildir. Detaylı bilgi alabilmek için kliniğimizi 0(232) 421 90 50 no’lu telefondan arayabilirsiniz.

Epizyotomi Nedir?

Epizyotomi, doğum sırasında bebeğin başı henüz çıkmadan önce vajinal açıklığı genişleterek

istenmeyen yırtıkları önlemek, hızlı ve risksiz doğum sağlamak amacıyla açıklığın büyümesini

sağlayarak doğumu kolaylaştırmak adına vajina ile anüs arasındaki bölgeye yapılan bir cerrahi kesidir.

Epizyotomi, doğum kliniklerinde çok sık uygulanan cerrahi işlemlerden bir tanesidir. Epizyotominin

daha önce doğum yapmış kadınlara göre ilk doğumunu yapan kadınlarda daha fazla kullanılan bir

uygulama olduğu görülmektedir.

Doğum esnasında bebeğin başı doğum kanalından geçerken perine bölgesinde aşırı gerilmeyle oluşan

yırtılma görülür. Bu bölgede ki yırtılmayı önlemek amacıyla doğum sırasında vajinadan rektuma doğru

bir yarık açılır.Bu işleme epizyotomi denir.Oluşan yarık bebeğin doğumu gerçekleştikten sonra ki

iyileşme sürecinin sona ermesiyle alınması gerekmeyen emilebilir dikişlerle ayrı ayrı kapatılmaktadır.

Ancak bahsetmiş olduğumuz işlemlerin uygulanması için belirli şartların bulunması gerekmektedir.Bu

işlem perinin kontrolsüz yırtılmasını önlemek için yapılması gereken bir uygulamadır. Perine bölgesi

kadınların vücudunda oldukça hassas bölgeler arasında yer aldığı için anestezi işleminin çok dikkatli

şekilde yapılmasını gerektiren bir süreçtir. Bu uygulama ilk ortaya çıktığı durumlarda normal doğum

yapacak olan her kadın için bu işlemin uygulanması gerektiği düşünülmekteydi.Fakat daha sonra bu

işlem yapılmadan da çeşitli çözüm yolları bulunabileceği anlaşıldığından her operasyonda

kullanılmasına gerek olmayan bir işlem olarak nitelendirildi.

Epizyotomi Hangi Dönemlerde Görülür?

Epizyotomi genellikle ilk doğumunu yapan hamilelere, daha düşük oranda ise önceden doğum yapmış

anne adaylarına uygulanır. İlk doğumda vajina esnekliğinin zayıf olmasından kaynaklı olarak yırtılma

olasılığı çok daha yüksektir. Doğum sayısı arttıkça vajina elastikliği ilkine göre daha da arttığından

epizyotomiye gereklilik oranı düşer.

Mevcut işlemlerle oluşan bu yırtıklar öyle hale gelir ki, doğum yapan annenin anüsüne kadar

uzanabilmektedir. Kadın dışkısını kontrol edemez ve komplike ameliyatlar geçirmek zorunda kalır.

Perin tabanının kaslarının doğum esnasında aşırı gerilip gevşemesinden kaynaklı sarkmalar

oluşabilir.Bu da kadının ileri ki yaşlarında idrar kaçırma, vajinanın aşırı genişlemesi, idrar torbasının

sarkması vb. gibi bir çok sorunla karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir. Bu durumu önlemede

epizyotomi oldukça faydalıdır.

Epizyotomi; makat kaslarının korunması gerektiğinde,vajina çıkış dokusu sert olduğunda, vajina çıkışı

yırtıklarının önlenmesi gerektiğinde, anne adayının perinesinin normal doğum için dar bulunduğunda,

önceki doğumlardan kalan yara dokusu görüldüğünde, annenin doğum sırasında fazla ıkınmasının

engellenmesi ve bebeğin oksijensiz kalmasının önlenmesi gereken durumlarda, iri bebeklerin

doğumunda, prematüre doğumlarda, makat gelişlerde (bebek ters geldiğinde) oldukça yararlı

bulunan bir uygulamadır.

Bu operasyon süreci için anne adayının epizyotomi isteyip istememe talebine saygı duyulmalı, bu

uygulamanın olası komplikasyonları ve yararları hastaya detaylı olarak anlatılmalıdır. Doğum sırasında

yarar ve zararı o hastaya göre hesaplanıp uygulanması zorunlu ise usulüne uygun olarak yapılmalıdır.

Ancak yine de son karar hastanın genel gidişatını da göz önüne alan doğum hekiminin olmalıdır.

Her cerrahi müdahalenin sonuçlarında olduğu gibi epizyotomi sonrasında da çeşitli bazı problemler

ortaya çıkabilir.Epizyo nedeniyle oluşabilecek problemlerin başında yoğun ağrılar gelmektedir. En

çok şikayet gelen konu operasyon sonrası oluşan ağrılardır. Ancak ağrı kesiciler yardımıyla bu durumla

kolayca başa çıkmak mümkündür. Hematom (Dikiş yerinde kan toplanması) genelde dikişin atılma

esnasında fark edilmeyen bir atardamardan sızmış kanın birikerek kitle oluşturmasıdır.Tedavi yöntemi

olarak dikişler tekrar açılır, sorun teşkil eden damar bulunup bağlanır ve kan pıhtıları temizlenerek

sorun ortadan kaldırılır. Dikiş açılması daha önce atılan dikişlerin enfeksiyon sebebiyle yara iyileşmesi

tam olarak tamamlanmadan açılmasından meydana gelmektedir. Dikişler açılırsa yeniden dikiş atmak

çoğunlukla sonuç vermemektedir. Böyle durumlarda pansuman yapılarak yaranın kapanması

beklenmelidir.İltihap kaynaklı yapılan tedaviler uzun zaman alsa dahi genellikle olumlu sonuç

verecektir. Disparoni (ağrılı cinsel ilişki) ise özellikle usulüne uygun dikilmeyen veya enfeksiyon

gelişen epizyotomilerde karşılaşılan bir sorundur. Tıbbi tedavi ile iyileşmez ise cerrahi düzeltme

operasyonu gerektirebilir.

Epizyotomi İyileşme Dönemi

Epizyotomi onarımı sorunlu olursa veya yaranın iyileşme süreci istenilen gibi ilerlemezse nadir

olarak vajina içinde darlıklara ve cinsel ilişkide zorluğa yol açabilir. Bu sorunun çözümü için bazen

vajina içinde yapılan özel bir ameliyat gerekebilir.Epizyotomi yakınında vajina ve makat bölgesi

olmasından kaynaklı olarak, mikropların etkisiyle yara yeri iltihap ile daha kötü duruma gelebilir.

Böyle bir durum meydana geldiğinde tedavi için düzenli ve dikkatli bir şekilde antibiyotikler

yardımıyla pansuman yapılmalıdır.

Normal koşullarda epizyotomi çok kanlanan bir bölgeye uygulanan bir operasyon olduğu için

iyileşme süreci oldukça hızlıdır, hatta izi bile çok zor görünür hale gelmektedir. Açılmış olan bu

yaranın iyileşmesi için çoğu zaman krem vb. tedavi edici unsurların kullanılmasına bile gerek

kalmamaktadır. Alanında uzman ve güvenilir olan doktorlar tarafından uygulandığında yaklaşık 2

hafta içerisinde iyileşme göstermektedir.Operasyon sonrası oluşacak yara izinin ise ne kadar

derinlikte ve uzun süre kalacağı seçilen doktorun tecrübesi,doğum sırasında yaşanan zorlanmalarla

doğru orantılı ve kişiden kişiye göre değişebilen bir durumdur.Her ne kadar doktor seçimi iyi olsa da

anne adayının fiziki özellikleri nedeniyle fazla miktarda iz kalması da olası bir seçenektir.

Epizyotomi uygulaması, geçmiş yıllarda neredeyse tüm normal doğum yapan kadınlara

uygulanmaktayken günümüzde bu işlemin tercih edilme oranı gittikçe düşmektedir. Dünya Sağlık

Örgütü (WHO) normal doğumlarda epizyotomi uygulanması için % 10 gibi düşük bir oran

önermektedir. Genel veriler ele alınıp incelendiğinde ülkemizde uygulanmakta olan epizyotomi oranı

oldukça azdır. Doğum uzmanlarının bir kısmı bu uygulamaların yapılmasına destek

vermemektedirler. Bu görüşlerin ardında yatan temel sebep ise doğum sürecinin tamamen doğal

olarak gerçekleşmesi gerektiğidir. Her ne kadar uzmanların bir kısmı bu şekilde bir görüşü

savunsalarda zorda kalınan durumlarda epizyotomi uygulaması gerekli olmaktadır.

Vajinoplasti Nedir?

Vajinoplasti, vajinal açıklığın yokluğu, kısalığı veya doğum gibi bir nedenle travmaya maruz kalması ile oluşan bozukluğun giderilmesi amacıyla uygulanan cerrahi bir işlemdir. Günümüzde doğum ya da yaşlılık neticesinde gevşeyen vajinanın sıkılaştırılması amacıyla da uygulanan vajinoplasti bu yönüyle fonksiyonel ve estetik cerrahinin bir birleşimi halini almıştır. Vajinanın esneyebilen yapısı ve endikasyonun görece yeni olması sebepleriyle bazı jinekoloji dernekleri tarafından ihtiyatla yaklaşılıyor olmakla birlikte doğum ya da yaşlılık nedeniyle gevşeyen vajinanın vajinoplasti uygulanmak suretiyle sıkılaştırılması cinsel hazda artış sağlayabilmektedir. Tıbbi gereksinimlerle uygulanan vajinoplasti ile estetik/sıkılaştırma amacıyla uygulanan vajinoplastinin hem endikasyon hem cerrahi yöntem açısından farklılık arz etmesi yüzünden ilki için “vajinal rekonstrüksiyon” ve ikincisi içinse “vajinal yenileme (vajinal rejüvenasyon)” ifadelerinin kullanılması daha doğrudur.

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) Nedir?

Doğum ya da yaşlılık nedeniyle gevşeyen vajinanın sıkılaştırılması işlemine vajinal yenileme (rejüvenasyon) denir. Fizyolojik şartlarda vajinal gerginlik başlıca pelvis (leğen kemiği) kasları tarafından sağlanır. Bununla beraber doğum esnasıdan bebeğin başının zorlaması ve menopoz sürecinde/sonrasında değişen hormon dengesi pelvis kaslarının gevşemesiyle sonuçlanabilmektedir. Vajinal yenileme işlemleri vajinadaki fazla dokunun uzaklaştırılması ve vajinaya gerginlik sağlayan çevre destek dokunun sıkılaştırılması amacını taşımaktadır. Vajinal yenileme işleminin labiaplasti ile karıştırılmaması gerekir. Labiaplasti, kadın genital bölgesinde yer alan labium minör ve majör adı verilen katlantıların yeniden şekillendirilmesisi işlemidir.

vajina estetiği

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) Kimlere Uygulanır?

Vajinal yenileme (rejüvenasyon) doğum ya da yaşlılık nedeniyle vajina gevşemesinden şikayetçi olan kadınlarda uygulanır. Tıbbi gereksinimin söz konusu olduğu doğum travması gibi durumlar haricinde vajinal gevşemenin varlığı kadının sübjektif değerlendirmesi neticesinde tayin edilir. Bir diğer ifadeyle kadının doğum sonrasında ya da menopoz sürecinde/sonrasında vajinasının gevşediğini düşünüyor olması hekime başvuru nedenini teşkil etmektedir. Bu bireyler sıklıkla cinsel ilişki esnasında geçmişe kıyasla azalmış hazdan söz etmektedirler ve vajinal yenileme işleminden beklentileri cinsel haz düzeylerinde artıştır. Diğer şikayetler vajinal açıklığın bireyi rahatsız edecek düzeyde büyük olması, cinsel ilişki esnasında gaz sesi oluşması ve/veya cinsel ilişki esnasında penisin vajina dışına çıkması olabilmektedir.

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) Cinsel Hayatı Nasıl Etkiler?

Vajinal yenileme (rejüvenasyon) işleminden en temel beklenti eskiden tecrübe edilen cinsel hazza tekrar kavuşabilmektedir. Vajinal yenileme cerrahilerinin cinsel hayat üzerine etkisi tartışmalıdır. Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Topluluğu vajinal yenileme işlemlerini “faydası kanıtlanmamış” olarak kabul etmektedir. Buna karşın cinsel haz kaybı nedeniyle başvuran kadınların %85 kadarı (%74-95) vajinal yenileme sonrasında cinsel yaşantılarında iyileşme olduğunu ifade etmektedir. Dolayısıyla genel itibariyle her ne kadar cilt gerdirme işleminin vajina için uygulanan hali olarak addediliyorsa da vajinal yenilemenin yalnızca kozmetik bir müdahale olmanın ötesinde fonksiyonel faydalar sunduğu görülmektedir. İlaveten, vajinal yenileme sonrasında artan özgüven ve özsaygı, bireyin aile ve sosyal yaşantısını olumlu yönde etkilemektedir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde sayısı giderek artan vajinal yenileme işlemlerinin bahsedilen fonksiyonel ve psikolojik yararlarıyla ilişkili olması muhtemeldir. ABD’de her sene 5000’den fazla kadına estetik cerrahlar tarafından vajinal yenileme işlemi uygulanmaktadır. Vajinal yenileme operasyonlarının jinekologlar tarafından da gerçekleştirildiği göz önüne alındığında bu sayının çok daha yüksek olduğu tahmin edilebilir (istatistiki veri bulunmamaktadır).

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) Nasıl Yapılır?

Vajinal yenileme (rejüvenasyon) işlemi için geleneksel cerrahi veya lazer kullanılabilmektedir. Bu iki yöntemin cerrahi süresi, iyileşme süresi ya da cerrahi sonrası komplikasyonlar açısından birbirlerine üstünlüğü bulunmamaktadır. Vajinal gevşemenin temel nedeni pelvik kasların zayıflığı olduğu için radyofrekans gibi termal yöntemler söz konusu olmakla birlikte uzun dönem yararları sınırlıdır. Keza tekrarlayan ıkınma hareketleri olarak özetlenebilen Kegel egzersizlerinin vajinal gevşemenin giderilmesinde etkinlikleri oldukça düşüktür.

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) İşleminin Riskleri Nelerdir?

Vajinal yenileme (rejüvenasyon) işlemlerinin %1 kadarında komplikasyona rastlanmaktadır. Bunlar arasında yara yeri enfeksiyonu, kanama, barsak yaralanması, skar (nedbe) oluşumu ve sinir hasarı yer almaktadır.

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) İşlemi Sonrasında Ne Zaman Taburcu Olunur?

Çoğu birey cerrahiden sonraki gün taburcu edilmektedir. Hastaların cerrahiden sonraki ilk birkaç gün boyunca refakatçiye ihtiyaçları olabilmektedir.

Vajinal Yenileme (Vajinal Rejüvenasyon) İşlemi Sonrasında Bakım

Hastalara ilk 24-48 saat boyunca yara bölgesine soğuk uygulamaları tavsiye edilir. Soğuk uygulama ile şişlik ve yangının azaltılması amaçlanmaktadır. Hastalar ağır kaldırmaktan ve ıkınmak özellikle kaçınmalıdırlar. Pelvik kasları içeren bir cerrahi müdahale olması nedeniyle vajinal yenileme (rejüvenasyon) sonrasında bahsedilen eylemler şiddetli ağrı, kanama ve hatta dikişlerin açılmasıyla sonuçlanabilir. Hastaların dar kıyafetlerden sakınmaları büyük önem taşır. Bu amaçla şalvar, geniş pijamalar gibi yara yeri ile temas etmeyecek kıyafetler kullanılmalıdır. İç çamaşırı giyilecekse birkaç beden büyük erkek boxer’ları tercih edilmelidir. Cerrahi sonrasında ağrı doğaldır ve genellikle basit ağrı kesiciler ile tedavi edilebilir. Ağrı kesici ihtiyacı sıklıkla 1 haftadan uzun olmamaktadır. Narkotik ağrı kesici almayan hastalar cerrahiden 2-3 gün sonra araç kullanabilir ve işlerine dönebilirler; ancak ağır fiziksel aktiviteden ve egzersizden kaçınmalıdırlar. Vajinal yenileme uygulanan bireylerin 6 hafta boyunca cinsel ilişkiden uzak kalmaları ve vajinal tampon kullanmamaları gerekmektedir (vajinal istirahat). Aynı zamanda yüzme, hamam gibi yollarla yara bölgesinin suyla uzun süreli temasından sakınılmalıdır. Yara yerini korumak kaydıyla vajinal yenileme işleminden 2-3 gün sonra duş alınabilir. Yara yerine basıya yol açacak uzun süreli oturma, at binme, bisiklet sürme gibi eylemlerden uzak durulmalıdır. Vajinal yenileme uygulanan kadınlarda cinsel yaşantıda iyileşmenin optimal düzeye ulaştığı zamanın cerrahiden 4-6 ay sonrası olduğu görülmektedir.

Vajina Daraltma Ameliyatı Fiyatları

Vajina Daraltma Ameliyatı (Vajinoplasti) fiyatları, hastadan hastaya kişinin özel durumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Vajinoplasti fiyatları hakkında bilgi ve randevu için 0(232) 421 90 50 nolu telefonu arayabilirsiniz.

İzmir labioplasti klinik ve labioplasti uygulamaları yapan merkezleri içinde İnce Kadın Hastalıkları ve Kadın Doğum Kliniği’mizin güvenilir ve saygın bir geçmişi vardır. Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce yönetiminde hizmet veren İzmir İnce Kadın Hastalıkları ve Kadın Doğum Kliniği’mizde genital estetik kaygıları ile yıllar içinde pek çok hastamızın endişelerine son verdik ve daha önemlisi sağlıklarına kavuşturduk. Uzun yıllara dayanan tanı-operasyon deneyimimiz ve tavizsiz hasta haklarına ve mahremiyetine verdiğimiz önem sayesinde kliniğimiz en çok tercih edilen klinikler arasında yer almaktadır.

Labioplasti ameliyatları günden güne daha sık aranılan bir işlem olmasına karşın hizmet verdiğimiz İzmir şehrinde dahi halen tam olarak hayatlardaki yarattığı etkinin tam olarak bilinmediği ameliyat ve uygulamalardır. Sorun yaşayan kadınlarımız, pek çok açıdan genital bölgelerindeki sorunlardan dolayı içten içe hem duygusal hem fiziksel acılar çekse de çözümsüz olduklarına, güvenilir bir prosedürün olmadığına inanmaktadırlar. Bazı durumlarda da genital estetik sorunları ve çözümleri hakkında da tam olarak bilgiye de sahip olmadıklarına şahit olduk. Bu yüzden yazımızda hem genital estetik işin uygulama kısmı olan hem labioplasti ameliyatları konusunda bilgiler vermeye çalışacağız.
Labio minoraplasti terimi iç dudak estetiği ameliyatları için, labio majoraplasti dış dudak estetiği ameliyatları için kullanılan terimlerdir. Her ikisi de müdahale de aslında “labioplasti” müdahalesidir. Kadınlar en çok vajinanın iç dudaklar ismi verilen bölümünde sarkma, büyüklük gibi sıkıntılar yaşamaları nedeni ile “iç dudak estetiği” labioplastisi ameliyatlarını yaptırmakta ve yapılmaktadır.

Labioplasti Nedir


Labioplasti Nedir? 

Labioplasti kadınların cinsel organında, genital bölgelerinde “labium majör” ve “labium minör” olarak adlandırılan katlantılarında çoğunlukla doğumdan başlayan ve ergenlik ile beraber ilerleyen, genişleyen, uzayan, kararan, sarkan veya düzensizleşen iç dudak yapılarının cerrahi operasyonla küçültülmesi, estetik olarak düzeltilmesi işlemlerine verilen isimdir. Genital bölgedeki deformasyonlar tıbbi literatürde “labial hipertrofi” olarak adlandırılır. Bu deformasyonların düzeltme işlemleri için jinekologlar arasında İngilizce olarak da bazen “Labiaplasty”olarak kullanılan labioplasti terimi özetle “dudak estetiği” anlamını taşır. Bu işleme iç dudak estetiği adı da verilmektedir. Labioplasti 1983 yılından beri başvurulan bir yöntemdir.

Öncelikle labioplasti ameliyatları ve uygulamaları, vajinanın hem dış hem iç dudaklarında oluşan daha çok simetri, büyüklük, görsel açıdan kötü olan görünümleri düzeltmeye yönelik çabaların tamamına isimlendirmek için kullanılan bir terimdir. Daha sıklıkla ise vajinanın iç dudak kısımlarında oluşan estetik operasyonlar için kullanıldığı için labioplasti ameliyatları iç dudak estetiği ameliyatları olarak da isimlendirilmeye meyillidir. Bu yüzden kadınlara asıl sıkıntı yaratan iç dudak estetik sorunlarına değinerek devam edelim. Elbette genital estetik ile ilgili olan asıl yapıyı biraz tanıyalım;

Vajina Hangi Kısımlardan Oluşur?
Vajina, serviksi (uterusun alt kısmı) vücudun dışına bağlayan kaslı bir tüptür. Dişi üreme sisteminde bulunur ve adet kanının ve diğer salgıların vücuttan atılması için bir geçiş yoludur. Vajina, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birkaç farklı bölümden oluşur:

Vulva:Dış genital bölgeye verilen isimdir.

Pubis veya Pubic: Kasık bölgesine verilen isimdir.

Vajinal Duvar: Vajinanın duvarları, vajinanın doğum ve cinsel aktivite sırasında gerilmesini ve genişlemesini sağlayan kaslı ve elastik dokudan oluşur.

Labium; Labium latince kökenden gelen ve “dudak” anlamında kullanılan kelimedir. Labia kelimesi de yine çoğul anlamda “dudaklar” anlamına gelir ve bu şekilde kullanılır. Dış genital yapının orta bölgesi dudak yapısına benzediğinden görsel olarak bu tarif kullanılmaktadır.

Dış Dudaklar, Labia Majora (Labium Majus) :Genital bölgenin dışında yer alan ve üzeri hafif kabarcıklara sahip tümsek yapıya ise büyük dudaklar veya dış dudaklar anlamına gelen “labium majus” isimi kullanılmaktadır. Dış dudaklar ise genital tüylere sahiptir.

İç Dudaklar, Labia Minora (Labium Minus) : İç dudaklar olarak adlandırılan ve vajinanın dış genital bölgesinin iç kısmında yer alan küçük dudaklara verilen isimdir. İç dudaklar tüysüz bir yapıdadır.

Klitoris: İç dudakların (labium minörler) üst birleşme kısmı bölümü olan klitoral başlık arasında bulunan küçük oval yapıya verilen isimdir. Kadın genital bölgesinin en duyarlı alanıdır. Klitorisin büyüklük ve görünümü kadından kadına değişim gösterebilir. Kadın dış genital cinsel organları içinde, üreme işlevi olmayan ve sadece cinsel işlev için var olan tek organdır.

Vajinal açıklık: Bu, labia minora arasında yer alan vajinaya açılan açıklıktır.

Rahim Ağzı, (Serviks, Cervix) : Rahim ağzı rahmin alt kısmıdır ve vajinanın üst kısmında yer alır. RahimUterusun enfeksiyondan korunmasına yardımcı olan servikal mukus salgılamaktan sorumlu küçük, yuvarlak bir yapıdır.

Vajinal nemlendirme sistemi: Vajina kendi kendini bir nevi yağlar ve vajinal dokuyu sağlıklı ve nemli tutmaya yardımcı olan sıvılar üretir.

Bartholin kisti: Vajinanın her iki yanında yer alan barholin salgı bezlerinin ismidir. Cinsel gelişimin olgunluk safhası ile beraber vajinaya ıslaklık ve kayganlık kazandıran yapıdır.

Vajinal mikrobiyom: Vajina, vajinal mikrobiyom olarak bilinen karmaşık bir bakteri ve diğer mikroorganizma topluluğuna ev sahipliği yapar. Bu mikroorganizmalar vajinanın sağlıklı kalmasına ve enfeksiyonlardan korunmasına yardımcı olur.

 

 

İç Dudaklarda Şekil Bozukluğu Neden Olur?
Vajina iç dudaklarındaki şekil bozukluğu; cinsel tepkilerin bir kadın için acı verici olduğu bir durumdur. On iki ile kırk yaş arasındaki kadınlarda görülebilir. Ancak her yaştan kadın etkilenebilir. Bazı kadınlar cinsel aktiviteye başlamakta güçlük çekerken, diğerleri normal cinsel aktiviteyi bile acı verici bulur. Özellikle ergenlikten sonra iç dudaklarda sarkma görülebilmektedir. Net bilinen bir sebebi olmamakla birlikte genetik yapı, çevresel faktörler, derideki kolajen bağ doku zayıflıkları iç dudak sarkmasında başta gelen sebeplerdir.

Labioplasti Nedir

 

Labioplasti Ameliyatına Neden İhtiyaç Duyulur?
Simetri eksikliği, kadınların labioplasti ameliyatı istemelerinin en yaygın nedenlerinden biridir. Prosedür, görünüşte hoş olmayan genital varyasyon riskini azalttığı için cinsel tatminsizliği önlemeye yardımcı olabilir. Çiftleşme veya doğum sırasında rahatsızlığı önlemeye yardımcı olabilir; tıbben Vultopexy olarak adlandırılan bu, vajinal kubbenin eksizyonel yöntemlerle yeniden şekillendirilmesini içerir. Ana yaklaşımlardan biri, kasık kemiği üzerinde bir kelepçe oluşturmak ve ardından sezaryen doğum yapmak için anormal bir boşluk oluşturmak için vajinal kanala bir kanül yerleştirmektir. Bu, özellikle doğum sırasında anne ve yenidoğan arasındaki maruziyet miktarını azaltarak doğum sırasında ağrıyı çevreleyen sorunları ele alır.

Önemli Başlangıç!

Genital estetik uygulamaları ve bu müdahaleler içinde önemli bir yeri olan labioplasti ameliyatları genel kanının aksine sadece estetik kaygı ile yapılan ameliyatlar değildir. İç dudak estetiği ameliyatları isteğe bağlı bir estetik ameliyatı sınıfında görülmeye meyilli olsa da çoğu müdahale, bir kadının hem sağlığını korumak hem cinsel yaşam kalitesini arttırmak için gerekli müdahalelerdir.

Neden Labioplasti ameliyatına gerek duyulduğunu, müdahale yapılmadığı takdirde ne gibi sonuçları olabileceğini aşağıdaki maddelerde okuyabilirsiniz;

1) Labioplasti ameliyatları iç dudak sarkması olan kişiler için en kesin çözüm olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de daha sık tercih edilmektedir.
Genel olarak, labioplasti, vulvalarında belirli sorunları olan veya cinsel organlarını daha iyi hizalamak isteyen bazı kişiler için yararlı olabilir. Ancak bu işlem ancak labialar sadece dış alanları kaplamıyorsa, hijyen veya cinsel haz ile ilgili sorunlara neden oluyorsa yapılmalıdır. Bir kişinin vulvasının değiştirilmesi gerekip gerekmediği konusunda herhangi bir karar vermeden önce bir uzmana danışmanız önerilir.

2) Labioplasti Ameliyatı, Sağlıklı Bir Cinsel Hayat İçin Gerekli Olur.
Labioplasti ameliyatı olmanın en belirgin nedenlerinden biri, uyumsuz veya hoş olmayan bir labia görünümünüzdür. Örneğin, bazı labialar o kadar küçüktür ki çıplak gözle tespit edilemezler. Ancak çok küçük dudaklara sahip olmak normal değildir. Ve birçok kadın için utanç vericidir. Küçük dudaklara sahip olmak, utanmaya neden olmasının yanı sıra cinsel ilişkilerinizde sorunlara da neden olabilir. Partneriniz seks sırasında kızlık zarınızı göremiyorsa veya vajinanızın tamamını göremiyorsa, ne zaman seks yapmaya hazır olduğunuzu bilemeyebilir. Bu nedenle küçük dudaklara sahip olmak, bir partnerle sağlıklı bir cinsel ilişki kurmanıza engel olabilir. Bu sorunlardan kaçınmak için, normal görünmüyorlarsa labialarınızı eşleştirmeniz önemlidir.

3) Labioplasti Enfeksiyon Sorunlarının Önüne Geçmeyi Kolaylaştırır
Labiaplasti yaptırmanın bir başka nedeni de idrar yolu enfeksiyonları veya enfeksiyonları ile ilgili sorunlarınız varsa olabilir. Kadın genital yolu enfeksiyonlarının en yaygın türlerinden biri Bartholin bezleridir. Bu enfeksiyonlar ağrılı olabilir ve bağışıklık sisteminizin enerjisini tüketebilir. Ayrıca, bazı enfeksiyonlar genel sağlığınızın yanı sıra genital dokunuzda da ciddi hasara yol açabilir. Bartholin bezleriniz enfeksiyona veya ağrıya neden oluyorsa, sorunu çözmek için bunları azaltmanız gerekebilir. Bunları çıkarmak, normal cinsel aktiviteye sahip olmanız için hala yeterli alana sahipken daha fazla enfeksiyon ve ağrıdan kaçınmanıza izin verecektir.

4) Labioplasti Ağrı ve Tahrişi Azaltır
Normal bir dış dudak kıvrımı, iç dudağın tabanından kaynaklanır ve vulvanın dış derisiyle buluşmak için aşağı doğru uzanır. Gelişim sırasında, iç dudağın iç tabanı, normal dış dudak kıvrımının ilk fazını oluşturmak için kendi üzerine katlanır. Daha sonra, bu iç taban, iç tabanın bir ikinci faz dışa doğru uzantısını oluşturmak üzere dışa doğru uzanacaktır. Son olarak, cilt, doğal görünümünü vermek için bu genişleyen tabanı kaplayacaktır. Bununla birlikte, bazı kadınların iç dudakları arasında, fiziksel aktivite veya cinsel ilişki sırasında ağrı ve tahrişe neden olabilecek fazla miktarda doku bulunur. İşte bu noktada bu kadınlar için labioplasti gerekli hale gelir.
İdrara çıkma, anal penetrasyon, mastürbasyon veya seks sırasında ağrı hissederseniz kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktorları labioplasti yapılmasını önerebilir.

5) Labioplasti, Aşırı Kıl Büyümesini Azaltmaya Yardımcı Olur
Labioplasti, aşırı vajinal veya labiyal dokuyu azaltan veya ortadan kaldıran bir kozmetik cerrahidir. Genellikle doğumdan sonra veya başka bir düzeltici prosedürün parçası olarak vajinal açıklık beklenenden daha geniş olduğunda ihtiyaç duyulur. Labioplasti, fazla deri ve dokuyu azaltarak veya çıkararak, fazla derinin neden olduğu ağrıyı azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir. Ek olarak, vajina kaslarınızı güçlendirerek ve aşırı kıl büyümesini azaltarak cinsel işlevinizi ve rahatlığınızı iyileştirebilir.

6) Labioplasti Yaralanmaları Önlemeye Yardımcı Olur
Labioplastinin bir başka olası yararı da aşırı yırtılma veya giysilere sürtünme ile ilgili gelecekteki yaralanmaları önleyebilmesidir. Reçeteli ilaçlar, zihinsel bozukluklar ve doğum gibi çeşitli faktörler, kadınların vajinal sağlığını olumsuz yönde etkileyerek kadınların tekrarlayan vajinal kuruluk ve tahriş ataklarına maruz kalmasına neden olabilir. Kadınlar bu koşullardan muzdarip olduklarında, sağlıklarına veya esenliklerine aldırmadan özel alanlarını agresif bir şekilde ovma olasılıkları daha yüksektir. Bazıları, mevcut bir sorunu düzelterek labioplastinin, kendi kendine meydana gelen genital yaralanmalarla ilgili gelecekteki sağlık sorunlarını önleyebileceğine inanmaktadır.

7) İç Dudak Sarkması Sorunları Nadirde Olsa Vajinismus Hastalığını Tetikleyebilir.
Özet şekilde vajinismuslu kadınlar, mastürbasyonun ağrıya neden olduğunu görebilir; bunun nedeni vajinayı çevreleyen kasların gergin ve gergin olması, parmaklarda yaralanmalara neden olmasıdır. Ağrı o kadar şiddetli olabilir ki bazı kadınlar hiçbir cinsel aktiviteye girişmezler. Vajinismus tipik olarak cinsel ilişkiyi kadın partner için ağrılı hale getirebilen psikolojik bir durumdur. Bununla birlikte, iç dudak sarkması sorunları yanında, diyabet veya kanser hastaları gibi tıbbi durumların, altta yatan sağlık sorunları tedavi edilmezse cinsel işlev bozukluğu yaşayabileceğini belirtmek önemlidir. Vajinismuslu kadınlar genellikle doktorun durumu tedavi etmesine ancak doktorla bağ kurduktan sonra izin verir. Durumu ortaya çıkarsa, bir tıp uzmanının ailesi ve arkadaşlarından daha az yargılayıcı olacağını hissedebilir. Doktoruna güvendiğinde, durum için tedavi başlatabilir.

8) Labioplasti Vajinası Hakkında Estetik Kaygıları Olan Kişilerin Endişelerini Gidermek İçin Yapılabilir
Labioplasti, kadınlarda labia majoranın görünümünü değiştirmek için yapılan cerrahi bir tekniktir. Başka bir deyişle, bu işlem labia majoranın boyutunu veya şeklini değiştiren bir işlem olarak tanımlanmaktadır. Tipik olarak, bu ameliyat, doğum, doğum kontrol yöntemleri veya cinsel aktivite nedeniyle kendi dış dudaklarından aşırı rahatsızlık yaşayan kadınlara yapılır. Ancak birçok kadın kendi dış dudaklarında herhangi bir sorun yaşamasalar bile labioplasti ameliyatı olurlar. Ayrıca geçmişe oranla günümüzde daha fazla kadın bu işlemi yaptırmaktadır.

9) Diğer Estetik Operasyonlardan Önce Labioplasti Ameliyatı Gerekebilir
Bazı durumlarda meme büyütme, plastik cerrahi veya karın germe ameliyatı gibi diğer kozmetik işlemlerden önce labioplasti gerekebilir. Çocuk sahibi olduktan sonra zamanın geçmesine izin vermek bazen cinsel işlev ve görünümünüzde sorunlara neden olabilir. Bu sorunları yaşıyorsanız, önce size labiaplastik cerrahi yaptırma konusunda bir sağlık uzmanıyla konuşmak en iyisidir.

10) Labioplasti Doğum Sonrası Ağrı veya Rahatsızlıklar İçin Gerekebilir
Doğum sırasında ağrı yaşayan veya endometriozis gibi kronik pelvik inflamatuar rahatsızlıkları olan kadınlar için de yararlıdır. Doktorunuz vajinal açıklığınızın her iki yanından açık bir kesi ile labioplasti yapacaktır.

Kısaca Labioplasti Ameliyatı Şu Rahatsızlıklara Çözüm Olarak Uygulanmaktadır;

a) Labioplasti ameliyatı en sık şu durumlar görülüyorsa tercih edilir ve uygulanır;

b) Kişi ayakta iken iç dudakların, dış dudaklar arasından sarktığı durumlarda,

c) İç dudakların aşırı büyüdüğü ve sarktığı durumlarda,

d) İç dudakların simetrisinde bir terslik olduğu, birinin büyük, ötekinin normal veya daha küçük olduğu durumlarda,

e) İç dudakların kenarlarında çıkıntıların olduğu durumlarda,

f) İç dudak kaynaklı olduğu belirgin görünen iyi huylu tek polip ya da poliplerin olması durumunda,

g) Kişinin hayatını etkilemeye başlayan iç dudak büyümesinden kaynaklı aşırı nemlenme, mantar enfeksiyonları ve tahriş görülmesi durumunda,

h) Kişinin günlük yaşamını etkileyen , dar kot, tayt, mayo ve dar iç çamaşırı giyerken rahatsızlık yaşaması durumunda,

i) İç dudakların, yürüyüş, koşu ve spor aktivitelerinde birbirine veya deriye sürtünmeden kaynaklı ağrı, tahriş ve acı hissedilmesi durumunda,

Herkes labiaları mevcut görünümüyle iyiyse labioplasti ameliyatına ihtiyaç duyduğunu düşünmez. Örneğin, bazı kadınlar mevcut labial görünümlerinin normal olduğunu ve herhangi bir değişikliğe ihtiyaç duymadıklarını düşünürler. Bazı kadınlar genital görünümlerinden rahatsızlık duyarlar fakat herhangi bir değişiklik yapılmasını istemezler. Tüm düşünceleriniz içinde yukarıdaki nedenler gibi tahriş, acı ve sıkıntılar hissediyorsanız kaliteli bir yaşam ve sağlıklı bir cinsel hayat için güvenebileceğiniz, İzmir labioplasti klinikleri içinde bir arayış içinde iseniz bir kadın doğum uzmanı ve labioplasti ameliyatında uzman bir doktora başvurmanız gerekli olabilir.

Labioplastinin Diğer Prosedürlere Göre Avantajı Nedir?
Labioplastinin diğer işlemlere göre en büyük avantajlarından biri, hastaların normal aktivitelerine çok daha hızlı dönmesini sağlamasıdır. Diğer prosedürler, kadınların günlük aktivitelere devam etmeden önce iki hafta veya daha fazla dinlenme süresi gerektirebilir. Bu dinlenme döneminde hastalar, ağrılı hisler vermeden cinsel aktiviteye katılabilmeleri için vajinal kaslarını güçlendirmek için fizik tedavi görürler. Buna karşılık, labioplasti geçiren hastalar, prosedürden sonraki bir hafta içinde normal rutinlerine devam edebilirler.

Labioplasti, hastanın kararlarını etkileyen birçok faktörün bulunduğu karmaşık bir alandır. Başta fiziksel rahatlık ve estetik çekicilik, bu ameliyatın yapılıp yapılmayacağını belirler. Sadece hastalar değil, doktorlar da estetik açıdan hoş olmayan iç dudak şikayetlerinin sadece estetik sorun olmadıklarının ve bir ihtiyaç olduğunun daha fazla farkına vardıkça, fazla hastasını anormal iç dudaklarını labioplasti ile düzeltmeye yönlendirmektedir.

Labioplasti Ameliyatından Önce İşlem Gerekir mi?
Yeni labiumun doğal görünmesini sağlamak ve herhangi bir olumsuz çevrimiçi yanıttan kaçınmak için doktorlar labioplasti ameliyatından önce ve sonra çeşitli teknikler kullanabilir. Örneğin, ameliyattan önce uzman doktorlar, ameliyat sırasında daha kolay kesilebilmesi için hiperaktif epitel hücrelerini uyarmak için cerrahi iğneler aracılığıyla elektrik akımı uygularlar. Ek olarak doktorlar, ameliyat sırasında kan pıhtılaşmasını en aza indirmek için çevredeki damarları veya sinirleri etkilemeden vajinal çadır adı verilen özel bir vakum cihazı kullanırlar. Daha sonra, yara oluşumunu teşvik etmek ve ameliyat sonrası rahatsızlığı azaltmak için hastalar kompresyon giysileri ile fizyoterapi seanslarına tabi tutulur. Her şey göz önünde bulundurulduğunda, bu prosedürden geçmek, bir kadının daha sonra aynaya baktığında vücudu hakkında daha iyi hissetmesini sağlayabilir.

Labioplasti Ameliyat Nasıl Yapılır?
Labioplasti, esas olarak, lazer kesim, mikro liposuction veya dermallaminasyon yoluyla yeni doku oluşturma gibi çeşitli teknikler kullanılarak kadınlarda fazla labiyal dokuyu küçülten veya yeniden şekillendiren cerrahi bir işlemdir. Doktorlar bu işlemi genel anestezi altında gerçekleştirir ve ameliyat sırasında vulva ve çevresindeki bölgelere zarar vermemek için ağızdan aletler kullanırlar.

Labium büyümesi tanısı klinik olarak konulur; yani herhangi bir tahlile gerek yoktur.

Labiopasti ameliyatı sırasında lokal anestezi, genel anestezi veya spinal anestezi uygulanır. Ameliyatta estetik dikişler kullanılır, dikişler kendiliğinden eridiğinden yeniden başka dikiş alma operasyonu yapılmasına gerek yoktur. Ameliyat sonrasında dışarıdan hiç bir iz görünmez. Ameliyat sonrasında cinsel ilişkiye girmek için elli gün kadar beklemek gerekir. Ameliyat sonrasında antibiyotik ve ağrı kesici kullanmak gerekebilir. Ameliyat sonrasında ise genital bölgenin temizliği ve hijyeni sağlıklı bir sonuç için çok önemlidir.

Labioplasti hem vajinal hem de karın duvarınızda açık bir kesi ile yapılır. Kesi, alttaki kas katmanınıza ulaşmak için cildinizin her iki katmanından geçer. Bir kesi yaptıktan sonra, cerrah klitoris silindiri adı verilen cerrahi bir alet kullanarak fazla deri ve dokuyu çıkaracaktır. Bu alet, sinir uçlarınızdaki hasarı en aza indirirken doktorun vulvanızın tabanını dikkatlice kesmesine izin veren kıvrımlı kenarlara sahiptir. Bazı durumlarda, başka herhangi bir kozmetik prosedür uygulanmadan önce labioplasti yapılması gerekebilir.

Labiaplasti işlemini gerçekleştirdikten sonra doktorunuz kesiyi kapatmak için topikal anestezi ve dikiş uygulayacaktır. Daha sonra aletlerini temizleyip dezenfekte edecek ve rahatlamanıza ve iyileşmenize yardımcı olacak ilaçlar uygulayacaktır. Ameliyatınızı takiben, vücudunuz ameliyattan iyileşirken hafif bir rahatsızlık hissedebilirsiniz. İyileşmenizin bir parçası olarak, normal ameliyat sonrası iyileşme süreçlerinin bir parçası olarak vajinanızdan hafif bir akıntı yaşayabilirsiniz. Ameliyattan sonra kaslarınız yeniden güçlendiği için hafif bir ağrı da hissedebilirsiniz.

Labioplasti Nedir

 

Labioplastide Hangi Anestezi Yapılır?
Cerrahların çoğu, labioplasti ameliyatları sırasında hastanın sinirlerini uyuşturmak için anestezi kullanır. Bu onu daha rahat hale getirir ve işlem sırasında yaşadığı ağrıları azaltır. Anestezi uzmanı, ameliyat sırasında hastanın bilinç düzeyini izler ve işlem boyunca güvende kalmasını sağlar. Bir anestezi uzmanı, bu bölümdeki hastaları ameliyat sırasında ve sonrasında denetler. Bunu, onları sakin ve uykuda tutan ilaçlar vererek yapar. Anesteziyoloji bölümündeki bir anstakesologist de ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyonların farkındadır ve bunlara uygun şekilde yanıt verir.

Genel anesteziyoloji servisi, inhale veya intravenöz ilaçlar kullanarak çeşitli tıbbi tedaviler sunar. Bu tedavilerden bazıları diş cerrahisi, doğum ve plastik cerrahidir. Anestezi gerektiren cerrahi işlemler çok yaygındır; aslında her yıl anestezi yardımı ile bir milyondan fazla ameliyat yapılmaktadır.

Estetik ameliyat yaparken hem genel hem de anestezi servisinin elinizin altında olması çok faydalıdır. Anestezi uzmanı, hastalarına verdiği herhangi bir tıbbi tedavi boyunca hastalarının rahat, güvenli ve kontrol altında olmalarını sağlar.

Labioplasti Ameliyatı Ne Kadar Sürer?
Genel olarak kozmetik cerrahi olarak bilinen labioplasti, kadın cinsel organlarının iç dudak bölgesindeki fazla derinin alınması işlemidir. Bu ameliyatın amacı labiaların boyutunu küçültmek ve onları daha küçük ve daha az belirgin hale getirmektir. Bununla birlikte, bu ameliyatın sonucu büyük ölçüde cerrahın beceri ve deneyimine bağlı olsa da birçok kadın labioplastiden sonra diğer labiyal hiperpigmentasyonu düzeltme yöntemlerine göre daha iyi sonuçlar bildirmiştir.
Bu ameliyat sırasında doktor, iç veya dış derinin bir kısmını veya tamamını iç veya dış dudak yüzeylerinden çıkarır. Ne kadar derinin çıkarılması gerektiğini belirledikten sonra, cerrah istenen sonuca ulaşana kadar fazla cildi kesmek için bir skalen bıçağı kullanır. Fazla deriyi kestikten sonra, doktorlar yara izini en aza indirmek için yeni maruz kalan alttaki doku üzerinde bir lazer tedavisi yapmak zorunda kalabilirler. Doğal bir görünüm elde etmek için doktorlar genellikle bu işlemi genel anestezi altında gerçekleştirirler, böylece hastaları operasyon sırasında uyurlar. Tüm işlem, ne kadar derinin çıkarılması gerektiğine bağlı olarak tipik olarak bir ila üç saat sürer ve lokal veya genel anestezi altında yapılabilir.

Labioplasti Ameliyatı Sonrası Oluşabilecek Komplikasyonlar
Birçok kadın vajinal görünümünü değiştirmek için labioplasti ameliyatı geçirir. Ancak ameliyatlar uzun sürebilen komplikasyonlara neden olabilir. Komplikasyonlar kanama, enfeksiyon ve yara izi içerebilir. Bazı komplikasyonlar ağrıya, rahatsızlığa ve utanmaya neden olabilir. Buna rağmen doktorlar bu komplikasyonları tedavi edebilir ve hastanın daha iyi hissetmesini sağlayabilir. Genel olarak, komplikasyonlar geçicidir ve kolayca tedavi edilebilir.
Ancak, bu işlemle ilgili olarak, bu işleme devam etmeden önce hem hastalar hem de doktorlar tarafından dikkate alınması gereken birkaç potansiyel komplikasyon vardır. Örneğin, yeterli beceriye sahip olmayan bir doktor prosedür sırasında çok fazla deri çıkarırsa, hasta idrara çıkma veya bağırsak hareketi sırasında şiddetli ağrı ve ayrıca idrar veya dışkı sızıntısı riskinde artış yaşayabilir. Lazer tedavisi, kılların büyüdüğü bir alanı hedefliyor ancak tüm kıl köklerini tamamen almıyorsa, doktorların ilk işlem sırasında bazı kıl köklerini gözden kaçırması nedeniyle yeni kıllar anormal derecede koyu renkte çıkabilir.
Labioplasti ameliyatı kanamaya, enfeksiyona veya yara izine neden olabilir. Ameliyattan sonra kanamalar yaygındır ve genellikle küçüktür. Bununla birlikte, uzman cerrah labiayı vajinal açıklığa yakın kestiğinde de olabilir. Bu, kanın açıklıktan dışarı çıkmasına neden olur. Doktorların ameliyat sırasında yanlışlıkla vajina duvarını derinden kesmesi de mümkündür. Bu durumda doktorun vajina duvarını açmak ve dokuyu çıkarmak için bir spekulum kullanması gerekebilir. Doku ayrıca antibiyotiklerle tedavi edilmesi gereken zararlı organizmalarla da enfekte olabilir. Labioplasti ameliyatından sonra iz kalması da mümkündür ve yıllarca sürebilir. Bu skar dokusu, bir kesi etrafındaki iyileşmeden veya ameliyat sırasında kullanılan dikişlerden oluşabilir. Bir kesi etrafında oluşursa, ciltten dışarı doğru uzanan görünür bir iz bırakabilir. Ameliyattan sonra dokuları yerinde tutmak için dikişler kullanılırsa, ciltte görünür girintiler bırakabilirler. Labioplasti hastası için hem yara izi hem de girintiler çok rahatsız edici ve utanç verici olabilir.

Bu komplikasyonlar antibiyotik ve yara bakımı ile tedavi edebilir. Bu, bir antibiyotik merhem uygulamadan önce bölgeyi sabun ve su ile temizlemeyi içerir. Bölgeyi hafif bir dezenfektan solüsyonu ile ılık suda bekletmeyi de içerebilir. Doktorunuz olarak cilt sağlığının sağlıklı kalması için bu solüsyonları birkaç saatte bir değiştirmenizi önereceğiz. Yara bakımı, gazlı bezlerle bölgenin nazikçe pul pul dökülmesini veya lif kabağı süngerleriyle yumuşak ovmayı içerir. Ayrıca iyileşme tamamlandıktan sonra topikal yara izi önleyici kremlerin uygulanmasını tavsiye ediyoruz. Bu kremler, skar dokusunun incelmesine yardımcı olur, böylece iç çamaşırı veya spor kıyafetleri giymek daha az fark edilir ve rahat olur. Çoğu durumda, ameliyatın neden olduğu küçük komplikasyonlar uzun vadeli etkiler olmaksızın ortadan kalkar.

Bazı insanlar küçük komplikasyonları sağlıklı bir vücut imajının parçası olarak görür. İdeal olmayan bir prosedürü veya durumu olsa bile insanların bedenlerinden memnun olmaları gerektiğine inanırlar. Kadın doğum uzmanı tüm doktorlar genellikle küçük komplikasyonların kolayca tedavi edilebileceği konusunda hemfikirdir.

Labioplasti yapmanın çeşitli faydaları olmasına rağmen, bu prosedüre geçmeden önce hem hastalar hem de doktorlar için riskler vardır. Birçok kadının benzer koşullar için başka ameliyatlar geçirdikten sonra başarılı sonuçlar aldığı göz önüne alındığında, bu seçeneği düşünen kadınların, konsültasyon randevularını planlamadan önce potansiyel risklerini ve faydalarını kapsamlı bir şekilde araştırmaları önemlidir.

 

Labioplasti Nedir

 

Labioplasti Sonrası Tedavi Süreci
Labioplasti veya labia minör küçültme işleminden sonra, bazı kadınlar fiziksel aktivite sırasında ağrı ve rahatsızlık hissederler. Bunun nedeni, ameliyatın iç labialarının boyutunu küçültmesidir. Labioplasti sonrası vücudunuza iyi bakmanız, yaralanmaları önlemenize yardımcı olur ve daha hızlı iyileşmeyi destekler.
Labioplasti sonrası ağrı ve rahatsızlık yaygındır. Bununla birlikte, vücudunuza dikkat ederek yaralanmayı önlemek ve daha hızlı iyileşmeyi teşvik etmek mümkündür.

Labioplasti ameliyatından sonra hastalar iki veya üç gün hastanede kalır. Şişliği azaltmak ve iyileşmeyi hızlandırmak için bol su içilmelidir. Hastalar ayrıca ameliyattan sonra vücutları anesteziyi işledikçe ve ameliyattan sonra toparlandıkça birkaç gün boyunca iştahsızlık yaşayabilir. Bu genel bilgiler ile beraber ameliyat sonrası ve tedavi süreci için şunları öneriyoruz;

1) Ameliyattan sonra idrara çıkma, cinsel ilişki veya hareket sırasında ağrı veya yanma hissedebilirsiniz. Ayrıca işlemin yapıldığı bölgede kaşıntı veya şişlik yaşayabilirsiniz.

2) Doktorunuz bu semptomları tedavi etmek için ilaç reçete edebilir, ancak sağlığınıza da dikkat etmelisiniz.

3) Egzersiz gibi size acı veren veya cildinizi strese sokan aktivitelerden kaçının.

4) Ölü derinin oluşmasını önlemek için cerrahi yaranızı düzenli olarak nemlendirin.

5) Uzun süre yürümekten, ayakta durmaktan ve oturmaktan kaçının.

6) Cerrahi yaranızın güneşe maruz kalmasını sınırlayın.

7) Yanmayı ve kaşıntıyı önlemek için düzenli olarak losyon uygulayın.

8) Bakteriyel enfeksiyonlar için hazırlandıktan sonra cildinizi genişleten (hindistancevizi ve yumurta proteinleri gibi) belirli yiyecekleri yemekten kendinizi kısıtlayın.

9) Sağlıklı bir diyet yapın ve şeker alımınızı sınırlayın; Bunun yanında şeker eksikliği de iyileşme sürenizi yavaşlatabilir ve iç organlarınıza giden kan akışını sınırlayabilir.

10) Ameliyattan sonra doktorlar, ameliyat sonrası hastaların altı hafta boyunca vücutlarına ekstra özen göstermelerini önerir. Bu, durumu kötüleştiren faaliyetlerden kaçınmayı ve günlük olarak cerrahi yaraya losyon sürmeyi içerir. Bu süre zarfında hemşireler, ameliyat sonrası hastaların sağlık ve hijyenlerini izleyerek iyileşmelerine yardımcı olur. İştahsız olan ve kendilerini tehlikeli gıda ürünlerinden sınırlayan ameliyat sonrası hastalar için protein karışımları sağlarlar. Altı hafta sonra çoğu hasta normal rutinlerine devam edebilecek kadar iyi hisseder.

11) Labioplastiden sonra hastalar fiziksel aktivite sırasında ağrı veya rahatsızlık hissedebilir. Yaralanmaları önlemek için doktorlar ameliyattan sonra vücudunuza bakmanızı önerir. Bu, ağrılı hisler hissetmenize neden olan aktiviteleri sınırlandırmayı ve cerrahi yaranıza düzenli olarak losyon sürmeyi içerir.

Labioplasti Nedir

Labioplasti Ameliyatıyla Eş Zamanlı Yapılabilen Estetik Müdahaleler Nelerdir?
Labioplasti sonrası iç ve dış dudaklar daha normal görünecek şekilde değiştirilebilir. Bu, bu bölgelere kozmetik değişiklikler yapılarak yapılabilir. Bu değişiklikler, iç ve dış dudakların kırpılmasını veya şekillendirilmesini içerebilir. Ek olarak, açıklıklarının görünümünü değiştirmek için dikişler kullanılabilir. Bu işlemler kadın doğum uzmanı ve estetik cerrahi eğitimi almış bir cerrah tarafından yapılır. Bu işlemler tamamlandıktan sonra fotoğrafları çekilip hastaların doktorları ile paylaşılarak hastaların online olarak görmeden onay alması sağlanır. Fotoğraflar, olası hastaların ameliyatlarından sonra estetik değişikliklerin nasıl görüneceğini anlamalarına yardımcı olur.

Hastalar, ameliyatı oluşabilecek sorunlar sebebi ile doktorlarının önereceği tam teşekküllü bir hastane de yaptırmayı seçmeleri tercih edilir. Birçok sağlık kuruluşunda, tıbbi bölümlerden bağımsız olarak çalışan estetik bölümler de bulunur. Bu bölümler daha uygun fiyatlı hizmetler sunabilirler. Fakat kadın doğum uzmanı bir cerrahın gözetiminde olmanın güvencesini veremeyebilirler. Kadın doğum uzmanı bir cerrah başkanlığında ameliyat olmak ve tam teşekküllü bir hastanenin imkanlarına erişilebilir olmak, hastaların ameliyat sonrası kenndilerini daha güvende hissetmelerine de yardımcı olur.

Neden Labioplasti Ameliyatları İçin Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanını Tercih Etmelisiniz?
Tüm estetik cerrahlarımız labioplasti ameliyatları için yetkindir. Ancak kadın hastalıkları ve kadın doğum uzmanları iç dudak estetiği için uygulanan labioplasti uygulamaları hakkında detaylı bilgiye sahip oldukları gibi kadın genital organı ve süreçleri hakkında da detaylı bilgiye sahiplerdir.
Estetik müdahaleler, labioplasti ameliyatı geçirdikten sonra hastanın görünümünü iyileştirmeye yardımcı olur. Ameliyattan sonra iç ve dış dudak görünümünü değiştirmek, başka bir işlem yapmadan hastanın görünümünü iyileştirmenin kolay bir yoludur. Ve ister estetik cerrah ister bir kadın doğum uzmanı ameliyatı yapsın işlemler ameliyat sonrası konsültasyonlar için hazır ekibi olan tam teşekküllü bir hastane de yapılır.

Lapioplasti ameliyatlarının bir kadın doğum uzmanı başkanlığında yapılması, herhangi bir komplikasyon geliştiğinde doktorun yetkin bilgisi ile sorunun önüne geçilmesini kolaylaştırır. Bunun yanında hastalarımızın, aynı bir plastik cerrahi kliniğinde olduğu gibi labioplasti işlemleri öncesi yeni görünümlerindeki değişiklikler için yüz yüze görüşmeler veya dijital fotoğraflar aracılığıyla onay almaları da mümkündür.

En Sık Sorulan Labioplasti Soruları

1) Labioplasti Ameliyat Fiyatları Ne Kadar?
Labioplasti ameliyat fiyatları her hastanın durumuna göre değişiklik gösterir. Labioplasti ameliyatı fiyatını etkileyen ana unsurlar ameliyatın genel veya lokal anestezi ile yapılıp yapılmayacağı, öncesinde kişiye vajinoplasti gibi başka işlemlerin yapılmasının gerekip gerekmediği kararlarıdır.

2) Labioplasti Ameliyatları Kaç Yaşında Yapılabilir?
Labioplasti ameliyatı genellikle erişkinliğe ulaşıldıktan sonra yapılır. Ancak acil durumlarda daha öncede yapılabilir.

3) Labioplasti Ameliyatı Sık Yapılan Bir Ameliyat mıdır?
Labioplasti dünyada yaygın kullanılan ülkemizde ise son yıllarda artarak uygulanan bir vajinal estetik operasyondur. Genellikle genetik olarak iç dudaklar geniş olmakta ve bu durum estetik kaygılara ve fonksiyonel sorunlara neden olmaktadır. Zamanla kişi de bir öz güven problemi oluşmakta ve bireyin yaşamı olumsuz etkilemektedir. Bu sebeplerden dolayı kliniğimize toplumun her kesiminden, her yaş grubundan bu durumun düzeltilmesi için hastalar başvurmaktadır.

4) Labioplasti Kızlık Zarına Zarar Verir Mi?
Labioplasti ameliyatı kızlık zarına herhangi bir zarar vermemektedir. Veya diğer bir değişle labioplasti ameliyatı kızlık zarını bozmaz. Bu ameliyatlar genellikle cinsel ilişki yaşamış bireyler için yapılsa da cinsel ilişki yaşamamış bakire bireyler içinde iç dudak estetiği gerekebilmektedir. İç dudaklar ile kızlık zarı arasındaki mesafe oldukça fazla olduğundan bu ameliyat kızlık zarını kesinlikle etkilemez. Hatta müdahale sonrası cinsel haz olumlu yönde de artar.

5) Labioplasti Ameliyatı Sonrası Cinsel İstekte Değişiklik Olur Mu?
Doktorunuzun verdiği öneri ve reçetelere tam uyulduğu takdirde labioplasti ameliyatının cinsel istek üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Uygun yapılmış ve iyi yönetilmiş bir labioplasti ameliyatı sonrasında herhangi bir his kaybı da yaşamazsınız. Labioplasti ameliyatları kızlık zarı veya vajen bölgesinin herhangi bir bölgesine zarar vermemektedir. Ameliyattan 1 ay sonra cinsel temaslar başlayabilir.

6) Labioplasti Ameliyatı Bakire Olanlara Uygun Mudur?
Bu operasyon kızlık zarına zarar vermediğinden bakirelerin tercih edebilecekleri bir tedavi yöntemidir.

7) Adet Döneminde Labioplasti Ameliyatı Yapılır Mı?
Regl döneminde labioplasti ameliyatı yapılabilir. Herhangi bir zararı yoktur.

8) Ameliyat Ameliyat Sonrası Kanama ve Ağrı Oluşur Mu?
Labioplasti operasyonu sonrasında sızıntı şeklinde hafif kanalar oluşabilir. Labioplasti ameliyatı sonrasında ilk üç gün ağrı olabilir. Bu ağrılar 3 hafta boyunca sürebilir. Ancak hafiftir. Yanma, batma ve acı hissi üçüncü hafta itibariyle azalır.

9) Labioplasti Sonrasında Dikiş İzi Kalır Mı?
Labioplasti ameliyatı sonrası dikiş izi kalmaz. Doktorunuz bile ameliyat sonrası kontrollerde dikiş izini fark edemeyebilir.

İzmir Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce Kadın Hastalıkları ve Kadın Doğum Kliniği cinsel hayatı ve yaşam kalitesini etkileyen labioplasti ameliyatları konusunda uzman bir kliniktir. Genital estetik olarak da bilinen uygulamalar hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz izmir labioplasti merkezleri arasında saygın, güvenilir ve hasta mahremiyetine koşulsuz bağlı kliniğimizin web sitesini ve yorumlarını inceleyebilir ve aklınızdaki her türlü soru için bizi arayabilirsiniz. Labioplasti prosedürü tüm kaygılarınız için size yardıma hazır güven veren bir ekibin olduğunu bilmeniz sağlık ve estetik sorunların çözümü için ilk adımdır. Sağlıklı günler dileriz…