İNCE KLİNİK olarak Deneyimlerimiz ile tüm hastalarımızın beklenti ve ihtiyaçlarına çözüm bulup,kadın sağlığı alanında İzmir’de fark yaratan bir merkez olmak için ilerlemeye devam ediyoruz Anlayışımız; kadın sağlığını ilgilendiren en kritik konularda,uygun olan en iyi çözümü hastalarımıza sunmaktır. Farkımız ; En ileri teknolojik donanım yanısıra yüksek standartlara sahip olan bir klinik olmamızdır.

İzmir Kadın Doğum Uzmanı Op.Dr.Nurettin Ersöz İnce 8 mart 1977 yılında Adana’da doğdu. İlk öğretimi ve orta öğretimini Özel Adana Koleji’nde tamamladıktan sonra 1995 yılında girdiği Ege üniversitesi Tıp Fakültesi bölümünden 2001 yılında mezun oldu. 2002-2007 yılları arasında İzmir Atatürk Eğitim Eğitim Ve Aaraştırma Hastanesinde Kadın Hastalıkları Ve Doğum ihtisası yaptı. 2008-2009 yıllarında askerlik görevini Ankara Jandarma Lojistik komutanlığı’nda yerine getirdi. 2009-2011 yıllarında Aksaray da zorunlu hizmetini yaptı 2011-2013 yılları arasında Mersin Tarsus Medical Park Hastanesinde görev aldı. 2013-2015 yılları arasında İzmir Özel Su Hospitalda görev aldı. 2015 Nisan ayından itibaren İNCE Kadın Hastalıkları Ve Doğum Kliniği’nde görevine devam etmektedir.

Üyelikler :

  • Türk Jinekoloji ve Obstetri Derneği,
  • Jinekolojik Endoskopi Derneği,
  • Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği Ege Bölgesi Çalışma Grubu

Uzmanlık Tezi:

Serum Homosistein, Folat Ve Vitamin B12 Düzeylerinin Abortus İle İlişkisi, 2007, İzmir

İlgi alanları:

  • Tüp Bebek
  • Laparoskopik cerrahi
  • Laparoskopik histerektomi dahil tüm jinekolojik operasyonlar
  • Histeroskopi
  • İnfertilite ve operatif cerrahi girişimler
  • Perinatoloji(Gebelik İzlem)
  • Erken gebelik haftası girişimsel işlemler (Amniyosentez ve CVS)
  • Riskli gebelik izlemi
  • Genital Estetik

Kurslar:

  • Asistanların Hizmet İçi Eğitim Projesi Üreme Sağlığı Semineri, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı- 25-27 Şubat 2003
  • Gebelik Kayıpları Konulu Eğitim Sempozyumu, Celal Bayar Üniversitesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı- 12 Kasım 2003
  • Neonatal Resüsitasyon Programı Uygulayıcı Sertifikası, Sağlık Bakanlığı – 12-14 Mayıs 2004
  • Doppler USG ve Obstetride Uygulamaları Sempozyumu, Türkiye Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, Ege Bölgesi Çalışma Grubu- LÖM 1 Aralık 2006
  • Sterilizasyon ve Kontrasepsiyon Eğitimi, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Şubat 2007
  • Perinatoloji ve Doppler Ultrason Eğitimi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı – Haziran 2007
  • Laparoskopik ve Histeroskopik Cerrahi Yeterlilik Belgesi, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Kasım 2007
  • Obstetrik ve Jinekolojik Ultrasonografi Yeterlilik Belgesi, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi- Kasım 2007
  • Temel Obstetrik USG Kursu, Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, Ege Bölgesi Çalışma Grubu- 27 Aralık 2007
  • Temel Obstetrik Doppler USG Kursu, Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, Ege Bölgesi Çalışma Grubu- 1 Şubat 2008
  • Jinekolojik Mikrocerrahi Kursu, Üreme Tıbbı Derneği- 27-28 Mart 2010
  • Ürojinekolojide Güncel Yaklaşımlar ve Cerrahi Uygulamalar Kursu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakultesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı- 3-4 Aralık 2010
  • Temel Ultrasonografi Kursu, Türk Perinatoloji Derneği- 6 Mart 2011
  • Laparoskopik Histerektomi Kursu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı- 19 Nisan 2012
  • Temel Obstetrik Ultrasonografi Detayları Kursu, Türkiye Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği- 11 Ekim 2012
  • Jinekolojik Laparoskopi Kursu, Jinekolojik Endoskopi Derneği, Çukurova Bölgesi- 22 Aralık 2012
  • Annual MESGE Congress İn Conjunction with the Turkish Society Of Gynecological Endoscopy (Single İncision Laparoscopic Surgery Course) Nisan 24 2013
  • Endometriozis Kursu(Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ve Doğum Anabilim Dalı) 19-22 Mart 2014
  • Ege Ultrason Günleri .Trimester Fetal Ultrason teorik ve pratik kursu-29 Kasım 2014

Kongre ve Bilimsel Toplantı Katılımları:

  • Perinatal Tıp 2003 Kongresi, Türkiye Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, Çeşme/İzmir- 9-12 Ekim 2003
  • National, 3. International Menopause and Osteoporosis Congress- EMAS, Turkish Society of Menopause and Osteoporosis, Antalya- 19-23 Mayıs 2004
  • Ulusal Ana Çocuk Sağlığı Kongresi- 9 Eylül Üniversitesi, Sağlık Bakanlığı, İzmir- 22-24 Eylül 2005
  • Perinatal Enfeksiyonlara Yaklaşımda Son Durum- Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İzmir Şubesi- 25 Ocak 2008
  • Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Antalya- 18-23 Mayıs 2010
  • Ulusal Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Kongresi, Türkiye Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, İstanbul- 26-29 Eylül 2010
  • Ulusal Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Kongresi, TSRM, Antalya- 7-10 Ekim 2010
  • Ulusal Jinekoloji ve Obstetrik Kongresi, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Antalya- 17-22 Mayıs 2011
  • Jinekolojik Endoskopi Sempozyumu, Başkent Üniversitesi- 11 Şubat 2012
  • Ege Jinekolojik Endoskopi Sempozyumu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, İzmir- 19-21 Nisan 2012
  • Ulusal Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Kongresi, Türkiye Maternal-Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği, İstanbul- 11-14 Ekim 2012
  • Annual MESGE Congress İn Conjunction with the Turkish Society Of Gynecological Endoscopy 24-28 Nisan 2013
  • Ege Jinekolojik Endoskopi Sempozyumu(Ege Üniversitesi Kadın Hatalıkları Ve Doğum Anabilimdalı) 19—22 Mart 2014
  • Turkish German Gynecology Congress 30 Nisan-4 Mayıs 2014
  • Türkiye Maternal Fetal Tıp Ve Perinatoloji Derneği Ulusal Kongresi 24-27 Eylül 2014
  • İmir üniversiyesi Tıp Fakültesi ‘İnfertilite Ve Art Uygulamalarında Yenilikler Ve Tartışmalı Konular ‘ Sempozyumu Nisan 2015
  • 5.EGE Ürojinekoloji Workshop(Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 29-31 Mayıs 2015)

Bildiriler:

  • Oztekin O,Camlı L, Muluk E, Tan C, Gezer C, Ince E, Soylu F. Hepatoid Carcinoma Of Ovary: A Case Report. 10-13 March, 12th World Congress Of Human Reproduction, Book of Abstarcts, Nr.219, Venice, 2005.
  • Lütfi Çamlı, Öztekin Özer, Orkan Tatlı, Levent Erkan, Ersöz İnce, Engin Sarıca, Çağıl Turan, Ferit Soylu. Eş Zamanlı Genital Malign Tümörler. 19-23 Nisan, 10. Ulusal Jinekolojik Onkoloji Kongresi, Bildiri Kitabı, PP-99, Antalya, 2006.

Ulusal Dergi Yayınları:

  • Lütfi Çamlı, Levent Erkan, Hakan Sabırlı, Cenk Gezer, Ersöz İnce, Ferit Soylu. Tekrarlayan Gebelik Kaybı Olan Hastalarda Histereskopik Septum Rezeksiyonu. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi. 2004,42 (3): 157-160
  • Ferit Soylu, Esra Şentürk, Özer Öztekin, Çağıl Turan, Cenk Gezer, Ersöz İnce. Ektopik Gebeliklerde Probe Küretaj Bulguları. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi. 2005, 43 (3): 141-143
  • Erhan Muluk, Ferit Soylu, Cenk Gezer, Ersöz İnce, Murat Polat. Geç İkinci Trimesterde Ölçülen Servikal Uzunluğun Preterm Eylemi Belirlemedeki Rolü. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi. 2005, 43(4): 173-176
  • Ferit Soylu, Ersöz İnce, Levent Erkan, Esra Şentürk, Fatih Tuncel, Cenk Gezer. III. Trimester Preeklamptik Gebelerde Kalsiyum Metabolizması. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi. 2006, 44(2): 77-80
  • Lütfi Çamlı, Ferit Soylu, Çağıl Turan, Cenk Gezer, Ayşegül Çınar, Ersöz İnce. 46 XY Gonadal Disgenezi ve Kronik Böbrek Yetmezliği; Frasier Sendromu. İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Tıp Dergisi. 2006, 44(3): 153-155

Çoğul Gebelik Nedir?

Birden çok bebeğe hamile kalma durumu çoğul gebelik olarak adlandırılmaktadır. İkiz, üçüz, dördüz gebelikler çoğul gebelik çeşitleridir. En çok görülen çoğul gebelik de ikiz gebeliklerdir. İkiz gebelik görülme olasılığı yaklaşık olarak 85’te 1’dir.

İkizler, tek yumurta ikizleri, monozigotik ve çift yumurta ikizleri yani dizigotik olmak üzere iki gruba ayrılır. Tüm ikiz durumlarının yaklaşık üçte biri monozigotik (tek yumurta), üçte ikisi de dizigotik (çift yumurta) ikizleridir.

Çift Yumurta İkizleri (Dizigot İkizler)

Çift yumurta ikizleri, kısırlık tedavisindeki gibi aynı adet döneminde atılan birden fazla yumurta hücresinin birden fazla sperm ile döllenmesi sonucu meydana gelirler. Bu sebeple genetik olarak birbirlerinin aynısı değillerdir. Dizigotik ikizlerin yaklaşık olarak %30’u farklı cinsiyette olurken, geri kalan %70’lik kısım aynı cinsiyette olmaktadır.

Çift yumurta ikizleri, kısırlık tedavilerinde yumurtalıkların uyarılmasıyla meydana getirilen gebeliklerde özellikle çok görülür.

Tek Yumurta İkizleri (Monozigot İkizler)

Döllenmiş yumurtanın ikiye ayrılmasıyla monozigot yani tek yumurta ikizleri ortaya çıkar. Bu ikiye ayrılmanın ne zaman gerçekleştiğine göre farklı özelliklerde ikiz hamilelikler ortaya çıkar.

Eğer yumurtanın ikiye bölünmesi döllenmeden sonraki ilk 72 saat saat içerisinde gerçekleşirse ortaya iki bebek, iki amniyon zarı ve iki plasenta çıkar. (diamniyotik, dikoriyonik) Eğer ikiye ayrılma 4-8 günler arasında olursa plasenta bu dönemde oluştuğundan iki bebek, iki amniyon zarı ve tek plasenta olur. (diamniyotik, monokoriyonik) En fazla gözlemlenen ikiz gebeliktir. 8. gün oluşacak bölünmede ise iki bebek, bir amniyon ve bir plasenta oluşur. (monoamniyotik, monokoriyonik) Bu noktadan sonraki bölünmeler yapışık ikizlerin (siyam ikizleri) gelişmesiyle sonuçlanır.

Tek ve Çift Yumurta İkizleri Nasıl Ayırt Edilir?

Tek bir plasentayı paylaşan ikizler her zaman için tek yumurta ikizleridir. Cinsiyetleri farklı olan ikizler ise her zaman çift yumurta ikizleridir. İki farklı plasenta ve aynı cinsiyette iki bebek bulunan gebeliklerde tek ya da çift yumurta ayrımı yapmak o kadar kolay değildir. Bir takım tetkikler gerektirir. İkiz gebelik takibinde ikizlerin plasenta ve amniyon kesesi durumlarını ultrasonla ilk 15 hafta içerisinde değerlendirmek gerekir. Bu süreden sonra değerlendirmenin yapılması oldukça zorlaşmaktadır.

İkiz Gebelik İhtimalini Neler Arttırır?

Çift yumurta ikiz gebelik oranlarını kısırılık tedavisi uygulamaları, ırksal farklılıklar, ailede ikiz, üçüz görülmüş olması (genetik faktörler), anne adayının yaşı, hormonal değişiklikler gibi faktörlerden etkilendiği düşünülmektedir. Tek yumurta ikizlerininse farklı toplumlarda görülme oranlarının yaklaşık olarak aynı olduğunu söylemek mümkündür. Çift yumurta ikizlerinin %30’u farklı cinsiyette, %70 ‘inde ise cinsiyet aynıdır.

Üçüz veya dördüz gebelik gibi diğer çoğul gebeliklerin de oluşma şekilleri ikiz gebeliklerle benzerdir. Döllenen yumurtanın önce ikiye bölünmesi ardından parçalardan birinin tekrar bölünmesiyle üçüzler oluşur.

İkiz ve Çoğul Gebelik Ne Zaman ve Nasıl Anlaşılır? – Belirtiler ve Tanı

Eğer rahim (uterus) beklenenden büyük ise ve muayene esnasından birden çok fetus kısımları elle hissedilebiliyorsa, bu durum çoğul gebelik ihtimalini akla getirir. Böyle bir durumda kesin teşhisin yapılabilmesi ultrason ile mümkündür. Son geçirilen adet döneminden başlayarak 6. hafta itibariyle rahimde bulunan iki gebelik kesesi fark edilebilir. Çoğul gebeliklerde kandaki beta hCG değerlerinde de bir artış görülür. Bu yöntemlerle ikiz gebelik ve çoğul gebelik anlaşılabilir.

Bazı durumlarda bu iki kesenin farkedilmesi, hatta iki fetus gözlenmesine rağmen ilerleyen dönemlerde fetus sayısı bire inebilir. Kaybolan ikiz sendromu (vanishing twin syndrome) olarak adlandırılan bu durum görece olarak sık gözlemlenebilmektedir. Erken dönemde eğer bir ikizlik saptandıysa, herhangi bir sıkıntı olmaması adına ultrason ile takibin sıklaştırılması gereklidir. Kaybolan ikiz sendromunu önlemek veya tedavi etmek günümüz koşullarında mümkün değildir.

İkiz ve Çoğul Hamileliklerde Riskler

Anneye ve bebeklere zarar verme olasılığından ötürü çoğul gebelikler riskli gebelik sınıfında incelenir. Annede salgılanan hormon miktarının (hCG hormonu) artışı sebebiyle bulantı ve kusmalar çoğul gebeliklerde daha sıktır. Gebelikte görülen demir eksikliği anemisi daha yoğun yaşanabilir. Annenin alması gereken besin miktarı normal gebeliklere göre artış gösterir. Bu artış yaklaşık olarak günlük 300 kalori kadardır.

Erken doğum (preterm doğum) olasılığı da ikiz ve çoğul gebeliklerde artış gösterir. Bu nedenle doğum esnasında ve sonrasında deneyimli tıbbi bir ekibin görev alması gerekmektedr. Fetus sayısı arrtıkça ortalama gebelik süresinin azaldığına dair çalışmalar bulunmaktadır. Düşük riski de çoğul gebeliklerde daha fazla olabilir, bu nedenle annede fiziksel hareketlerin azaltılması gerekebilir. Çalışmaya ara vermenin 28-30. haftalardan sonra başlaması tavsiye edilir.

Hamilelikle alakalı yüksek tansiyon (hipertansiyon), preeklampsi, eklampsi (gebelik zehirlenmeleri) de çoğul ve ikiz gebeliklerde daha fazla görülmektedir.

Plasentada bozukların görülme şansı yükselir. Keselerden birinde veya her ikisinde birden amniyon sıvısının normalden çok görülmesi (polihidramnios) olasıdır. Fetüsün duruşunda bozukluklar olma olasılığı ve doğumun zorlaşma ihtimali de artmaktadır. Uterusun gerginleşmesiyle olası kanamalar görülebilir. Bebekler arasında damalarlanmanın orantısız olmasıyla fazla kan ve kansızlık durumları ortaya çıkabilir. Bebeklerde doğuştan anomali olma riski de çoğul gebeliklerde daha yüksektir.

İkiz Gebelik / Çoğul Gebelik Doğum Şekilleri

Üçüz ve dördüz hamilelik durumlarında doğumda sezaryen yöntemi tercih edilir. İkiz hamilelik durumunda ise hem normal hem de sezaryen öneren hekimler vardır.

Monoamniyotik, yapışık ikizler, bebeklerden geliş şekilleri (baş ile doğum kanalına gelmedikleri durumlar), bebeklerin kiloları arasında fazla fark olması ve kilolarının 1,5 kilodan az olması durumlarında mutlaka sezaryen doğum tercih edilir. Bunun dışında sezaryen yönteminin tercih edilebileceği durumlar doktorlar arasında görüş farklılıkları içermektedir.

Dış Gebelik Nedir?

Eğer döllenme normal olarak gerçekleşirse yumurta rahim içine, kendisi için oluşturulan noktaya yerleşir. Ektopik gebelik olarak da isimlendirilen dış gebelik, döllenmiş yumurtanın olması gereken yerden başka bir yere tutunması ve orada gelişmesidir. Eğer zamanında tedavi edilmezse çok ciddi sonuçlar doğurabilir. İlk 3 ay içerisinde yaşanabilen anne ölümlerinin en büyük nedenlerinden biridir. Gelişmemiş ülkelerde anne ölümlerinin başlıca sebeplerinden biri olmasına rağmen diğer ülkelerde dış gebelikten ölüm oranı oldukça düşüktür.

Dış gebelik durumlarında döllenmiş yumurtanın en sık yerleştiği yerler fallop tüpleridir. Bunun haricinde yumurtalıkta (ovarian gebelik), karın içerisinde (abdominal gebelik), rahim ağzında (servikal gebelik) yerleştiği durumlar da olabilmektedir.

Dış Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Erken dönemden normal gebelik bulgularından bir farkı yoktur. Adet gecikmesi, hamilelik testlerinden pozitif sonuç alınması, bulantı ve kusmalar, meme bölgesinde hassasiyet dış gebeliklerde de ortaya çıkar. Eğer tüplere yerleşme söz konusuysa, döllenmiş yumurtanın büyümesi ve belirli bir hacme kavuşmasıyla tüplerin gerilmesi, yırtılma ve kanamaların ortaya çıkmasına sebebiyet verir. Bu ciddi bir durumdur ve tedavi gerektirir, aksi takdirde iç kanama nedeniyle anne hayatını kaybedebilmektedir.

Bunun dışında alt karın kısmında ağrı, kasıkta tek taraflı ağrı, lekelenme tipi vajinal kanamalar gibi belirtiler görülebilir. İç kanamanın başladığı vakalarda ise ayrıca alt karın bölgesinde çok şiddetli ağrılar ve tansiyon düşmesiyle ilişkili baygınlık görülebilmektedir.

Dış Gebelik Nedenleri Nelerdir?

Tüplerde tıkanıklıklara ve tüplerin hareketlerinde kısıtlamalara neden olan durumlar dış gebelik için bir faktör olabilir. Bu durumların en önemli nedenlerinden biri geçirilmiş enfeksiyonlardır. Enfeksiyonlar yapılarına ve şiddetlerine göre tüplerin içinde ve dışında yapışıklıklara neden olabilmektedir. Bazı durumlarda bu tıkanıklıklar fazla ise spermin geçişini bile engelleyip kısırlığa sebebiyet verebilir. Kısmi tıkanıklıklarda ise dış gebelik riski artabilir.

Geçirilmiş bir takım ameliyatlar da yapışıklıklara neden olabilmektedir. Özellikle over kisti için yapılmış cerrahi müdaheleler ve apandisit ameliyatları sonrası bu yapışmalara rastlanabilir.

Doğuştan gelen tüp anomalilikleri de kadınlardaki tüplerin yapısının bozukluklarına neden olarak dış gebelik ihtimalini arttırabilmektedir.

Tüp bağlanması veya RİA (rahim içi araç, spiral) kullanılmasının dış gebelik ihtimalini arttırıp arttırmadığı tartışılan bir konudur. Spiral kullanımında gebelik olasılığı zaten çok düşüktür, ancak bir gebelik gerçekleşirse de bunun dış gebelik olma şansının daha fazla olduğu düşünülmektedir. Progesteron içeren doğum kontrol yöntemlerinin (minipil kullanımı, progesteron içeren spiral) de dış gebelik ihtimalini az da olsa arttırabileceği düşünülmektedir. Daha önceden ektopik gebelik geçirmiş kadınlarda da risk, diğer kadınlara göre daha fazladır.

Dış Gebelik Tanısı Nasıl Konur?

Yukarıda bahsedilen belirtiler tanı konulmasında etkendir. Bunun dışında gebelik testi sonucunun pozitif olmasına rağmen ultrasonda gebeliğin rahim içinde tespit edilememesiyle teşhis konulabilmektedir. Β-hCG (beta hCG) gebeliğin saptanması için yapılan testtir. Vajinal yol ile bakılan ultrasonda yumurtalık alanında eğer gebelik ürünü tespit edilmişse, bu da bir faktördür.

Tam kan sayımı (hemtokrit) eğer dış gebelik iç kanamaya sebebiyet verdiyse kanamanın durumunun tespiti için önemlidir. Vajinal yoldan bir iğne yardımıyla karın boşluğuna girilerek yapılacak aspirasyonda pıhtılaşma olmayan kan gelmesi, iç kanama durumlarında gözlenir.

Teşhis konurken, erken gebelik, düşük olasılığı, akut apandisit, akut pelvis enfeksiyonu veya bozulmuş miyomlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Çok nadir durumlarda normal bir gebelikle beraber dış gebelik de ortaya çıkabilir. Bunun olma olasılığı yaklaşık 30000’de 1’dir. Bu duruma “heterotopik gebelik” denir.

Dış Gebelikte Tedavi

Tüplerin hasar görmediği ve iç kanama oluşmamış dış gebeliklerde cerrahi işlem yerine ilaç tedavisine başvurulabilir. Methotrexate, Quinacrine gibi ilaçların kullanımıyla tüpe yerleşmiş gebelik ürününün kontrollü bir şekilde iç kanama olmadan sonlandırılması mümkün olabilmektedir. İlaçla tedavi sürecinde de iç kanama riski her an mevcut olacağı için takip önemlidir. Kandaki β-hCG oranları takip edilerek gebeliğin sonlanıp sonlanmadığı kontrol edilir. Eğer değerlerdeki düşüş beklendiği gibi olmazsa tekrar ilaç tedavisi veya ameliyat yöntemlerine başvurulabillir.

İç kanamanın ve yırtılmanın olduğu durumlar tehlikeli olabilir ve cerrahi girişim şarttır. Laparoskopi veya açık cerrahi yöntemleriyle, dış gebelik ameliyatı yapılarak dış gebelik sonlandırılır. Bazı vakalarda, dış gebelik ameliyatında, dış gebeliğin mevcut olduğu tüpün alınması da gerekebilmektedir.

Uygun şartlarda, yırtılma da gerçekleşmediyse bazı hastalarda yakın takip altında inceleme başlatılıp beklenebilir. Dış gebelik tiplerinin bazılarında gebelik materyali bir sorun yaratmayacak şekilde kendiliğinden canlılığını yitirip vücut tarafından absorbe edilebilmekte veya dışarı atılabilmektedir. Ancak bu bekle ve gör yönteminde takibin sıkı olması ve dikkatli davranılması gerekir.

Son dönemlerde vajinal yoldan dış gebelik ürününün aspirasyonu veya keseye toksik maddelerin enjeksiyonuyla da müdahele edildiği görülebilmektedir.

Dış Gebelik Tedavisi Yapan Doktorlar

Dış gebeliklerde, hastanın sorunsuz şekilde süreci atlatabilmesi ve durumun iyi değerlendirilip uygun tedavi yönteminin seçilebilmesi için uzman bir doktora başvurulması şarttır.

Hafta Hafta Gebelik ve Değişiklikler, Hamilelik 40 haftalık yorucu ve bir o kadar da heyecanlı bir bekleyiş sürecidir. Kimi kadın için bu dönem oldukça rahat ve kolay geçerken, kimileri için zorlu ve yorucu bir dönem olarak nitelendirilebilir.

Hamileliğin her haftasında bedensel ve ruhsal birçok değişiklik meydana gelmektedir. Hem anne hem bebek hamilelik ilerleyip haftalar geçtikçe birçok değişime ve gelişime uğramaktadır. Bu gelişme ve değişimler tam anlamıyla ancak dördüncü haftadan itibaren gözlemlenmeye ve değerlendirilmeye başlanmaktadır. Bunun nedeni gebeliğin tam anlamıyla rahme yerleşmesinin dördüncü haftaya denk gelmesidir.

Gebelikte Hafta Hafta Bebekte Olan Değişiklikler Nelerdir?

Hamileliğin ilk haftası, vücutta ilk gebelik belirtilerinin başladığı süredir. Anne bile henüz farkında değilken değişimler vücutta yavaşça yer edinmeye başlamaktadır. İlk hafta belirtilerin de ilk oluşmaya başladığı süreçtir. Hamileliğin ilk hafta belirtileri arasında en sık rastlanan olgular, mide bulantısı, yorgunluk, kusma, ağızda oluşan metalik tat, uyku hali, kokulara karşı aşırı duyarlılık, aşerme, göğüslerde oluşan aşırı hassasiyet, halsizlik, pelvik (göbek deliğinin altı ile leğen kemiği arası) denilen bölgede meydana gelen yeni bir duyarlık hissidir.Bu belirtilerden hangilerinin görüleceği ya da ilk olarak hangilerinin hissedileceği değişkenlik gösteren bir faktördür. Gebelik döneminde yaşanan fiziksel veya ruhsal değişiklikler her kadına göre farklılık gösterir. Yumurtanın döllenmesi tamamlandığında fetus gelişerek büyümeye devam edecektir. Bebek karında fetüs olarak yer alarak ana rahmine tutunmaya çalışır.

Çoğu hamile kadın, özellikle 2.haftasında yoğun olarak kusma ve mide bulantısı durumuyla karşı karşıya kalmaktadır. En az kusma ve mide bulantısı kadar yaşanan durumlardan biri de vajinal akıntının normalden daha fazla gelerek sıklaşmasıdır. Fakat hamileliğin 2. haftasında genel olarak anne adayları tam olarak hamileymiş gibi hissetmezler.

3.hafta ile birlikte hamilelikte 1. aya gelinmesine az bir süre kalmasıyla kadınların göğüslerinde fark edilir şekilde dolgunluk ve büyüme meydana gelmektedir. Göğüslere temas edildiğinde acı ve hassasiyet görülmeye başlanır. Anne adayının göğüs uçlarının çevresinde renk koyulaşması ve çap  genişlemesi fark edilir. Çok sık tuvalete çıkılmasından kaynaklı kaybedilen mineral ve vitaminler,3. haftadan itibaren gıda ve ek vitamin alınarak düzene sokulabilir.

4.hafta sonunda vücut kandaki besinleri bebeğe aktarmaya başlar. Bu hücreler, hamilelik boyunca bebeğinizin vücuduna dönüşerek sinir sistemini, iskeleti, kasları ve organları oluşturur. Annenin rahim ağzı bebeğin çıkış yapmasına hazırlanmaya başlar ve şimdiden yumuşayarak renk değiştirir.4 haftalık gebelik sürecinde gebelik boyu gözle veya ultrasonla görülebilecek kadar net değildir. Ortalama olarak boyu 1 mm’dir.

Hamileliğin 5.haftasına gelindiğinde plasenta ve göbek bağının oluşmasıyla, besinleri sizin vücudunuzdan bebeğe aktaracak yol haritası ortaya çıkmış demektir. Bebeğin beyni, sinir sistemi, kalp-damar sistemi de bu süre zarfında hızlı bir gelişim göstermektedir.

Bu sürede bebeğin kalbi düzensiz atış yapan bir tüp şeklindedir. Beş haftalık gebelikte bebeğin boyu genelde 3-4 mm civarındadır. Belli bir ağırlıktan bahsetmek mümkün değildir. Beşinci hafta bulantı ve kusmalar ortaya çıkabilir. Bu süreç her anne adayı için değişiklik göstermektedir.

Anne 6.hafta içinde birçok önemli gelişmeyle karşı karşıya kalmaktadır. Bebeğin sinir sistemi, omuriliği yapısının üzerini çevrelemeye başlamıştır.6. haftayla birlikte bebeğin yanakları ve çenesinin yapısını oluşturacak doku katmanlarının ortaya çıktığı görülür. Bebeğin kol ve bacak gelişimi de hızla ilerlemeye başlar. Bu dönemde bebekte karaciğer ve böbrekler gibi önemli iç organları da şekillenmeye başlar. Anne vücudunda kan akışının artması nedeniyle göğüslerde Progesteronun sindirim kanalını yavaşlatması nedeniyle kabızlık yaşanabilir. Bu problemin üstesinden gelmek için egzersiz yapmak, yüksek düzeyde lifli yiyecekler tüketmek, günde en az sekiz bardak su içmek oldukça etkili olacaktır.

Hafta hafta gebelikte bebeğin beyin gelişimi doğumdan sonra uzun süre devam etse de 7.hafta itibariyle temel bazı bölümler oluşumunu tamamlamıştır. Bacak ve kol gelişimi başlamış hızla büyüme sürecine adım atılmıştır. Bebeğin kulakları ve burun ucu görülebilir haldedir. Yükselen hormonlar ve kan hacminin etkisiyle, vücut yüksek seviyede sıvı üretmektedir.

8.haftada bebek yaklaşık 1 gr civarındadır. Bu hafta bebeğin göz kapağı ve göz çukurları meydana geldiği, retinadaki sinir hücrelerinin gelişmeye başladığı haftadır.

9.haftada bebeğin kalbi dört ayrı bölmeye ayrılıyor ve kalp kapakçıkları da oluşmaya başlıyor ama bu dönemde bebek henüz oksijen alışverişini, akciğerleri ile gerçekleştirmez.

10.haftada eğer ultrasona girerseniz bebeğin ağzını açıp kapattığını ve hareket ettiğini görebilirsiniz. Bebeğin omurgası saydam derisinin altında görülebilecek duruma gelmiştir.

11.haftada bebeğin bazı hareketlerini hissedebilirsiniz. Ayrıca kafa büyüme oranı bu sırada durur ve bebeğin kafasıyla bedeni arasındaki oran dengelenir.

12. haftada genellikle cinsiye belli olabilmektedir.

13.haftada bebeğiniz karaciğer safra sıvısını salgılamaya ve kollarındaki, bacaklarında kemikler oluşmaya başlamıştır.

14.haftada troid bezinin oluşumuyla hormon üretimi başlamaktadır.

15.haftada eller ve ayaklar ultrosanda rahatça görülebilecek duruma gelmiştir.

16.haftada bebek yaklaşık 250 grama kadar ulaşabilmektedir.

17.haftada bebeğin emme ve yutkunma fonksiyonları oluşmuştur.

18.hafta bebeğin acı tatlı farkını ayırabilme becerisi olan tat alma duyusunun geliştiği haftadır.

19.haftada cinsel organların gelişimi tamamlanmak üzeredir.

20.haftada bebeğin boyu yaklaşık 15-16 cm, kilosu da 300 gram kadardır.

21.haftada bebekte kalıcı dişler oluşmaya başlar.

22.haftada bebeğin yüz hatları oturmaya başlamış ve tırnakları görünür hale gelmiştir.

23.haftada kalp odacıkları ultrasonda görülse bile kalbi bir cevizden bile küçüktür.

24.haftada bağışıklık sisteminin temeli olan akyuvarlar oluşmaya başlar.

25.haftada genellikle 670 gram civarındadır. Ellerini sıkabilme kabiliyetini edinirken ve burun deliklerini keşfetmeye başlar.

26.haftada göz kapakları ayrılmaya ve gözler açılmaya başlar. El ve ayak izleri belirginleşmiştir.

27.haftada bebeğin yüzü tamamen netleşir ve duyuları hassaslaşır.

Hamileliğin Üçüncü Üç Aylık Dönemi: Bilmemiz Gereken Her Şey

Gebeliğin üçüncü trimesterinde, dikkat esas olarak doğuma odaklanır. En uygun şey, bu konuda iyi bilgi sahibi olmak ve hayatın bu olağanüstü anını rahat bir şekilde yaşamaktır.
Hamileliğin üçüncü üç aylık dönemi, evdeki gerginliğin başlangıcını işaret eder. Tipik olarak, tüm dikkat yakın olan teslimata odaklanır. Anne ve bebeğin boyut ve kilolarının artmaya devam ettiği, rahatsız edici olabilen bir aşamadır.
Son üç ayda bebek temel gelişimini tamamlamıştır. Ayrıca çoğu durumda sabah bulantısı gibi bazı rahatsız edici semptomlar ortadan kalkmıştır. Gebeliğin üçüncü üç aylık dönemi ile birlikte yavaş ama önemli değişiklikler gelir.
Kâğıt üzerinde, hamileliğin üçüncü üç aylık dönemi 28. haftadan 40. haftaya kadardır. Ancak 39. haftaya gelindiğinde gebelik tam dönem olarak kabul edilir. Ayrıca, aşamanın 42. haftaya uzaması nadir değildir.
Yedinci ayda değişiklikler
Hamileliğin üçüncü üç aylık döneminde, bebek kilo alır ve boyut olarak büyür.
Yedinci ayda birkaç önemli değişiklik var. Bu aşamada, annenin gerektiğinde harekete geçmeye hazır olması için erken doğum belirtileri hakkında iyi bilgi sahibi olmak önemlidir. Hamileliğin üçüncü üç aylık döneminin bu bölümünde ne olur?

28.haftada bebeğin kas dokuları artar ve akciğerleri nefes alıp verebilecek kadar gelişmiştir. 28. haftanın en önemli olayı bebeğin artık gözlerini açabilmesi ve hatta ortamdaki ışık değişikliklerini ayırt edebilmesidir. Sekmeler zaten oluşturulmuş. Merkezi sinir sistemi, solunum oranı ve bebeğin sıcaklığını kontrol edebilir.

29.haftada ses, ışık, koku ve tat gibi algılar daha da güçlenir. Kemik iliği, kan hücrelerinin yapımını tamamen gerçekleştirmeye başlar. Gebeliğin üçüncü trimesterine denk gelen 29. haftada önemli bir değişiklik olmaz. Bununla birlikte, bu noktada bebeğin daha önce geliştirdiği bazı beceriler daha belirgin hale gelir: germe, tekmeleme ve hareketleri yakalama gibi.

30.haftada bebeğin boyu yaklaşık 30 cm kilosu ise 1400 gram civarındadır. Bebeğin kemik iliğinde kırmızı kan hücreleri oluşmaya başlar. İkinci üç aylık dönemde, vücudunu kaplayan “lanugo” adı verilen ince bir saç tabakası geliştirmişti. Şimdi o saçlar çıkmaya başladı. Bazı bebekler omuzlarında, kulaklarında ve sırtlarında bazı lekelerle doğarlar, ancak çoğu değildir. Kafadaki normal saçlar uzamaya başlar.

31.haftada büyüme önceki haftalara göre stabilleşmeye başlar. Beyin hücrelerinde artış olur. Sindirim sistemi ve akciğerler tamamen gelişmiş sayılmaz. 31. hafta ile hamileliğin yedinci ayı sona erer. Beyin olgunlaşır ve hızla büyür. Vücut ısısı üzerinde tam kontrole sahipsiniz. Bu nedenle bebek artık bu amaçlar için amniyotik sıvıya bağımlı değildir. Gelişim ilerler.

Gebeliğin Sekizinci Ayında Değişiklikler

Hamileliğin üçüncü üç aylık döneminin ikinci ayı, büyük bir değişim zamanı değildir. Bebek sürecine devam eder, büyür ve kilo alır. Son ana, yani doğumuna ulaşmaya giderek daha hazırdır. Hafta hafta değişiklikler ise;

32.haftada bebeğin cilt rengi normal ten rengini almaya başlar. 32. haftada önemli bir değişiklik yoktur. Bebeğin cildini kaplayan saç veya “lanugo” düşmeye devam eder. Ayak tırnakları açıkça ayırt edilebilir. Sürekli büyüme ve kilo alımı. Anne bu zamanda doğum yapmış olsaydı, bebeğin hayatta kalma şansı yüksek olurdu.

33.haftada akciğer, beyin ve gözler gelişimini devam ettirir. Bu hafta en belirgin değişiklik gözlerde. Artık öğrenciler ışıktaki değişikliklere göre genişleyebilir veya küçülebilir. Kafatasında yumuşak ve esnek kalmasına rağmen kemikler daha kompakt hale geliyor. Akciğerler neredeyse tamamen oluşmuştur.

34.haftada bağışıklık sistemi bebeği bazı mikropları koruyacak kıvama gelmiştir. Bu önemli bir haftadır, çünkü genellikle bebeğin doğuma hazırlanmak için vücudunu döndürmeye başladığı zamandır. Başı aşağıda kalır. Bu olmazsa, doktorunuz sizi doğru pozisyona getirmeye çalışmak için talimatlar verebilir veya bir sezaryen için hazırlanmanızı tavsiye edebilir.

35.haftada bebeğin boyu 46 cm, kilosu ise 2380 gram kadardır. Tekmeler oldukça güçlüdür. Böbrek ve akciğerler gelişimi tamamlamak üzeredir. El ve ayak tırnakları zaten parmak uçlarına ulaşıyor. Ayrıca, küçüğün cildi daha az pürüzlü ve pürüzsüz hale geldi. Kollar ve bacaklar dolgun bir görünüm kazanmaya başlar. Rahim içinde daha az yer vardır ve olabilir kendi hareketleri azalır ve daha güçlü ve daha güçlü hale.

Gebeliğin Dokuzuncu Ayındaki Değişiklikler

Gebeliğin üçüncü üç aylık döneminin son ayı, gebeliğin sonunu işaret eder. Değişiklikler artık çok daha yavaş olacak. Doğum anı geldi ve ebeveynler sonunda küçük çocuklarını karşılayabilecekler.

36.haftada bebeğin yağlanma oranı fazlalaştığından dolayı kollar boğum boğum bir görüntü oluşturur. Bebek vücudunda yağ biriktirir ve bu nedenle yanakları artık dolgun görünmeye başlar. Doğduğunda sütü emmek için onlara ihtiyaç duyacağı için yüzündeki kaslar güçlenmiştir. Daha az hareket eder, ancak kıpırdanmaları, esnemeleri ve dönüşleri hala hissedilir.

37.haftada bebek, solunum kasları çalışmaya hazırdır ve temel düzeyde nefes alma refleksi gerçekleştirir. Bebek önemli ölçüde büyür. Günde yaklaşık 12 gram kilo aldığı tahmin edilmektedir. Halihazırda çok daha fazla koordinasyon geliştirmiştir ve bu yüzden elleriyle sıkı bir tutuşu vardır. Ayrıca olağan olan şey, eğer parlak bir ışık varsa, rahim içinde başını ona doğru çevirecektir.

38.haftada atıkları bağırsakta depolama eğilimi tamamlanır ve ilk dışkı oluşur. Gebeliğin üçüncü üç aylık döneminin bu bölümünde, bebeğin kafasının büyüklüğü vücudun geri kalanına göre daha orantılıdır. Derisindeki “lanugo”nun çoğunu kaybetmiştir. Erkek ise, testisler zaten skrotuma inmiştir; eğer kızsa, cinsel organları tamamen oluşmuştur. Büyümesi biraz yavaşlar.

39.haftada cilt pembeleşmeye başlar ve endokrin sistemi bebeği doğuma hazırlamaya başlar. Bu haftada gebeliğin terme geldiği kabul edilir. Bebek büyümeye devam ediyor ve önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edecek, ancak şimdi doğmaya hazır. “Lanugo”dan ve vücudunu kaplayan yağdan ya da “verniks”ten çok az kalıntı, yalnızca dış dünyaya ulaştığında sıcaklığını korumak için gerekli olan şey kalır.

40.haftada doğum çoğunlukla gerçekleşir. Bebek bu sırada yaklaşık 50-51 cm boyundadır. Bazı kadınlarda 41. ya da 42.haftada doğum yapma durumu olabilir. Bebeğin doğma zamanı geldi, ancak birkaç hafta daha beklemesi gereken birçok anne var. Doğum süreci de bir kadından diğerine büyük ölçüde değişir. Bebek doğduğunda inanılmaz dönüşümler geçirir. Başın kemikleri doğum kanalından geçebilecek şekilde sıkıştırılır. Oradan çıktığınızda, doktor burnunuzdaki ve ağzınızdaki mukusu temizler. Sonra uzun zamandır beklenen ilk ağlama gelecek. Bu noktada bebeğin ciğerleri aniden genişler ve oksijen almak için değişir.
Olağan olan şey, göbek kordonu kesilirken bebeği anne kucağına koymaktır. O an, onu öpme ve onu dünyaya davet etme zamanıdır.

Gebeliğin Üçüncü Trimesterinde Annedeki Değişiklikler

Hamilelik, sevdiğimiz ama henüz tanımadığımız bir varlıkla o büyülü birlikteliktir. Kilo alımı, artan idrara çıkma ihtiyacı ve uyku sorunu gibi bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirir. Gebeliğin üçüncü trimesterinde bebeğin ulaştığı büyük beden, annenin uyumasında rahatsızlığa neden olabilir. Ayrıca derin nefes almakta zorluk çekebilirsiniz. Ancak herhangi bir rahatsızlık hissetmeyen anneler de vardır.

Bu aşamada anne için ana değişiklikler şunlardır:

  • Artan idrara çıkma sıklığı.
  • Artan vücut ısısı görülür.
  • Sıvı tutulması nedeniyle ellerde, ayak bileklerinde ve yüzde şişmeler oluşabilir.
  • Bazen kan basıncında bir azalma olur.
  • Saç daha kalın hissedilir.
  • Hormonlar kıl köklerini uyardığı için bazen kollarda, bacaklarda ve yüzde kıllar çıkar.
  • Braxton-Hicks kasılmaları veya “yanlış doğum” kasılmaları, daha düzenlidir.
  • Bazen bacak krampları artar.
  • Göğüsler, uyluklar ve kalçalarda çatlaklar görünebilir.
  • Kolostrum genellikle meme uçlarından sızar.
  • Özellikle karın bölgesinde kuru ve kaşıntılı cilt.
  • Azalmış libido veya cinsel istek.
  • Yüz derisinin koyu bölgeleri daha da pigmentli görünebilir.
  • Kabızlık ve mide ekşimesi devam edebilir.
  • Mukuslu vajinal akıntıyı artırır.
  • Bazen sırt ağrısı devam eder ve hatta hemoroid gibi artabilir.
  • Varisli damarlar rahatsızlığa neden olabilir veya şiddetli hale gelebilir.

Gebeliğin Üçüncü Trimesterinde Genel İpuçları

 

Hamileliğin üçüncü üç aylık döneminde 36. haftaya kadar iki haftada bir doğum öncesi ziyaret yapılacaktır. O andan itibaren, istişare haftalık olacak. B grubu strep enfeksiyonunu kontrol etmek için bir test de yapılacaktır. İdeal olarak eşinizle birlikte, doğuma hazırlık dersleri almanız tavsiye edilenden daha fazlasıdır. İyi bilgilendirilmiş olmak ve bu konuda kalan tüm şüpheleri ortadan kaldırmak çok önemlidir. Özellikle, emek belirtilerini tanımak önemlidir. Sağlıklı bir diyet sürdürmeli ve her gün hafif egzersiz yapmalı veya yürüyüşe çıkmalısınız. Ayrıca bebeğin gelişi için her şeyi hazırlamanın zamanı geldi. Bu, temel kıyafetlerini ve malzemelerini satın almayı, beşiğini hazırlamayı vb. içerir. En yaygın olanı, bebek duşunun hamileliğin üçüncü üç aylık döneminde yapılmasıdır. Yeni bir çocuğun gelişinin sevincini paylaşma ve paylaşma zamanıdır. Dinlenmek ve sakin ve rahat kalmak uygundur.
Dinlenme, hamileliğin üçüncü trimesterinde çok önemlidir.

Hamileliğin üçüncü üç aylık dönemi, mümkün olduğunca dinlenmek ve sağlıklı uyumak için bir zamandır. Dışarıda sık sık yürüyüş yapmak çok iyi bir fikirdir. Doğayla temas rahatlatıcıdır ve pek çok faydası vardır. Doğum, özellikle yeni annelerde sıklıkla korku yaratır. İyi bilgi ve konu hakkında diğer annelerle konuşmak korkuları gidermeye çok yardımcı olur. Hayatınıza harika bir dönem başlıyor ve bundan zevk almalısınız.

Hafta hafta gebelikte yaşanan tüm durumları yazımızda size aktarmaya çalıştık. Gebelik hakkındaki farklı sorularınız için her zaman iletişime geçebilirsiniz.

İlk Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Gebelik, her kadın için yaşanması gereken oldukça önemli bir süreçtir. Dünyaya kendi kanından, kendi canından yeni bir birey getirmek ve bu süreç içinde yaşanılanlar gebeler için tarif edilemez duygulardır. Gebeliğin getirmiş olduğu fiziksel ve psikolojik değişimler ve gelişimler de bu sürecin ne kadar hassas ve değerli olduğunu gösterir niteliktedir. Gebelik bekleyen kadınların kafasını karıştıran sorulardan biri de ilk gebelik belirtileri nelerdir sorusu olmuştur. Çünkü genel olarak bilinen bazı belirtiler kimi gebelerde görülmeyebilir. Çünkü insan vücudunun gebeliğe tepkisi her kadında aynı olamaz. Yaşam koşullarına, beslenmeye, çevresel faktörlere, psikolojiye ve daha birçok konuya bağlı olarak değişiklik gösterir. Genel olarak bakıldığında ise bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir; bulantı, kusma, baş dönmesi, sürekli uyku hali, halsizlik, koku hassasiyeti, meme uçlarında koyulaşma, gecikmiş regl haftası, memelerde hassasiyet ve karıncalanmadır.

Gebelik Belirtileri Ne Zaman Başlar?

İlk gebelik belirtileri nelerdir sorusunun ardından en çok sorulan soru ise gebelik belirtilerinin ne zaman başlayacağı konusudur. Gebelik belirtileri döllenme sonrası ilk 7-14 gün içinde kendini gösterir. Kişiden kişiye değişebilen bu durumun başlangıcında belirli bir gebelik belirtisi yoktur. Kimi gebelerde ilk belirti olarak kasık ağrısı görülürken kimi gebelerde mide bulantısı, baş dönmesi ya da uyku hali görülebilir. Belirtilerin başlamasının ardından gebelik beklemeyen kadınlar herhangi bir rahatsızlık ile karıştırabilmektedir.

Bebeğin Cinsiyetine Göre Belirtiler Değişir Mi?

Gebelik süreci başladıktan sonra ilk gebelik belirtileri nelerdir sorusu haricinde bir de görülen belirtilerin cinsiyet ile alakası olup olmadığı konusunda da kafalar karışmaktadır. Yaygın bir inanış olan erkek ve kız bebek belirtilerinin farklılık gösterdiği bilinir ve bunun bilimsel anlamda herhangi bir açıklaması ve kanıtı yoktur. Halk arasında bilinen belirtiler ise şu şekildedir: Erkek bebekte görülen belirtiler; tatlı besinler aşermek, karnın sivri olması, sol memenin sağ memeden küçük olması, gebenin saçlarının daha parlak olması ve daha hızlı uzaması, bebek kalp atım hızının 140’ın altında olmasıdır. Kız bebekte görülen belirtiler ise; tuzlu ya da ekşi besinleri aşerme, karnın oval olması, sağ memenin sol memeden küçük olması, saçların daha cansız ve mat olması, bebek kalp atım hızının 140’ın üzerinde olmasıdır.

Aslında Hamile Sayılmayacağınız Hafta: Gebeliğin 1.Haftası

Gebeliğin 1.haftasında aslında bir bebekten söz etmek mümkün değildir. Çünkü teknik olarak bakıldığında anne adayı gebelikte ilk haftasında olsa bile tam olarak gebelik başlamış sayılmıyor. 1.haftada henüz döllenme dönemi sürdüğü ve gebelik gerçekleşme aşamasında olduğu için gebeliğin ilk haftası olarak birinci hafta değil 3 ya da 4 hafta sayılır.

Gebeliğin 1.haftasını hesaplamak için anne adayının son adet tarihinin ilk günü kullanılabilir. Son adet tarihinin ilk gününden sonraki 40 haftaya kadarlık dönem gebelik dönemi olarak kabul edilmektedir. Hesaplamaya göre, sperm yumurtaya girmeden yaklaşık iki hafta önce hamilelik başlamış sayılıyor. Eğer anne adayı idrarda gebelik testi yaptırmış ve pozitif sonuç almışsa doktorlar tarafından gebeliğin en az 4. haftasına gelmiş sayılır. Biz bu yazıda size 1. Trimester kısmını yani hamileliğin ilk haftasından bahsedeceğiz.

Trimester Ne Demek?

Trimester, 9 aylık hamilelik sürecinin 3 aylık periyodlara ayrılmasıyla oluşan bölümlendirmeye verilen isimdir. Hamilelik dönemi 3 trimestera ayrılır. İlk 3 ay 1. Trimester, 4-5 ve 6.aylar 2.trimester, 7-8 ve 9.aylar ise 3. yani son trimester dönemine işaret eder.

Birinci trimester (ilk 3 aylık dönem), hamileliğin erken dönem semptomlarıyla başa çıkmaya çalışılan, vücudun hamileliğe alıştırmaya çalıştığı dönemdir. Bebeğin ve organlarının ise yavaş yavaş oluşmaya başladığı zamanlardır.

İkinci trimester (ikinci 3 aylık dönem), hamileliğe alışılan ve erken dönem şikayetlerinin azaldığı, en sorunsuz geçirilen dönemdir.

Üçüncü trimester (son 3 aylık dönem) ise artık son çeyrektir. Gebelikte yeniden sıkıntıların başladığı bir süreçtir. Doğumun ve buna bağlı endişelerin artmaya başladığı dönemdir.

Gebelikte 1. Hafta

Gebeliğin 1.haftasında, 250 milyon spermden biri vajinayı geçerek annenin rahme girecek ve fallop tüpüne ulaşıp yumurtaya girmeyi deneyecek. Yumurtanın döllenmesiyle birlikte zigot ismini alacak ve rahme yerleştikten sonra gelişmeye başladığı için gebeliğinizin ilk 3 haftası aslında teknik olarak henüz gebe olmadığınız bir dönem olarak sayılacaktır.

Döllenme aşamasında spermlerden sadece bir tanesi yumurtanın zarını delmeyi başarabilecektir. Bu döllenmiş yumurtaya zigot adı verilir. Zigot, 16 özdeş hücreye bölündükten sonra rahme yerleşir ve gelişmeye başlar. Gebelikte 1. Haftasında bebeğin cinsiyeti belli olmaz.

Döllenme Sürecindeki İlk Haftada Neler Olur?

Yumurtalıklarda bulunan ve olgunlaşmış şekliyle 150 mikron (0.15 milimetre) çapında olan yumurta hücresi, adet döngüsünün ilk gününden itibaren olgunlaşmaya devam eder. Yumurta hücresi, olgunlaşma süresince içi sıvı dolu kesecik olan folikül içerisinde yer alır. 18-20 mm gibi bir çapa ulaşan folikül, çatlayarak içindeki yumurta hücresini serbest bırakacaktır. Serbest kalan hücre böylece fallop tüpünün içine yerleşir. Yumurtalıkta folikülün çatladığı yerde oluşan corpus luteum cismi, progesteron hormonu salgılar. Bu hormon bebek için  rahim iç tabakasını gebeliğe hazırlar. Döllenme işlemi fallop tüp içerisinde gerçekleşmektedir. Sperm tarafından döllenen yumurta hücresi yani zigot bölünerek en son aşamada anne rahmine yerleşir.

Döllenme Sürecinde Annede Ne Gibi Değişiklikler Olur?

Bu dönemde teknik olarak anne henüz gebe sayılmaz. Adet döngüsünün 14. gününde yarış halinde olan spermlerden sadece biri yumurtaya girerek, yumurtayı dölleyecektir. Yumurtlama adı verilen, adet döngüsünü 14.gününde sağ ve sol fallop kanalınıza atılan yumurta hücreleri bu hafta içerisinde olgunlaşmaya başlayacaktır. Sperm ve yumurtanın döllenmesinden sonra oluşan birleşmiş hücre yani döllenmiş yumurta zigottur ve yumurta kanalından rahime doğru gerçekleştirdiği 3-4 günlük yolculuğunda 16 hücreye bölünür. Rahime varabilen zigota morula adı verilir. 1-2 gün içerisinde rahminize yerleşecek olan Morula, gelişmeye ve dönüşmeye devam ederek gebeliğin temellerini atar. 1. haftanın sonuna doğru yaklaşırken, hücreleriniz yavaş yavaş gebelik hormonlarının ilk belirtilerini vermeye başlar. Bu hormonlar gebeliğinizin sonraki haftalarında gebeliğinizi fark etmenizi sağlayacak en önemli olgulardan biri haline gelecektir. Ayrıca yaptığınız gebelik testlerinin pozitif çıkması da döllenme sürecinin yani ilk haftaları bitirdiğinizin en önemli göstergesidir. Ancak unutulmamalıdır ki; gebeliğin rahminize yerleşmesi yaklaşık 4. haftaya denk gelir. Bu nedenle sizdeki ve bebeğinizdeki değişimler, doktorlar tarafından ancak 4. haftadan itibaren gözlemlenmeye ve değerlendirilmeye başlanabilir.

Gebeliğin İlk Haftasında Anne Nasıl Beslenmelidir?

Eğer planlı olarak hamile kaldıysanız yani gebelik için bir karar verip bir plana göre hareket ettiyseniz gebeliğin ilk haftasını da bilmeniz çok doğal olacaktır. Bu nedenle beslenmenize de kolayca dikkat edebilirsiniz. Gebeliğin ilk haftalarında folik asit kullanımına başlamış olmanız gerekir. Kalsiyum, demir, proteinin yanı sıra bebeğiniz ve sizin sağlığınız için önemli olan vitaminleri ve mineralleri de almayı unutmamalısınız. Gebeliğin başlamasından 2 ay öncesinde folik asit kullanmaya başlamanız bebek için daha faydalı olacaktır. Folik asit, nöral tüp kusurunun embriyoda daha oluşmadan %70 oranında önlenebilmesini yardımcı olur.  Nöral tüp denilen yapı, beyin dokusundan başlayarak, omuriliğe de içine alan bir yapı olarak bilinir. Nöral tüp, döllenmeden sonraki 2. ile 3. hafta arasında gelişimini tamamlar. Yani gebelikte 1.haftada bu gelişimin sorunlu olması, nöral tüpün herhangi bir bölgesinin açık kalmasına sebep olur ve bu durum Nöral Tüp Kusuru olarak adlandırılır. Nöral Tüp Kusuru, en sık rastlanan doğumsal anomaliler arasındadır.

Anne Adayı Gebeliğin İlk Haftasında Spor Yapabilir Mi?

Spor aktiviteleri anne adaylarına sıkça önerilir. Gebelik öncesinde de anne adayı spor yapıyorsa zaten gebelik sırasında da spor yapmakta zorlanmayacaktır. Ancak anne adayı gebelik sırasında spor yapmaya karar vermişse, sporla birlikte yeni bir düzen oluştururken dikkatli olmak gereklidir. Gebelikten önceki ağır sporlar kategorisine giren aktiviteler gebelik sırasında önerilmez. Anne adayı gebeliği planlayarak hareket ediyorsa hamileliğin gerçekleştiği zamanlarda ağır sporları yapmayı bırakmalıdır.

Gebelik Takibi Nedir?

Gebelik tespit edildikten sonra doğuma kadar geçen 40 hafta boyunca anne adayının ve bebeğin düzenli, periyodik kontrollerinin yapılmasına gebelik takibi denir. 40 haftalık süreç son adet tarihinden itibaren belirlenir. Hamileliğin planlandığı andan itibaren gebelik öncesi kontrol ve testlerin yapılmasıyla süreç başlar ve bebeğin anne karnındaki durumunun belirlenmesi ve izlenmesi şeklinde devam eder. Rahat ve sağlıklı bir doğum süreci için şart olan gebelik takibi, lohusalığa geçişle sona erer.

Hamile her kadının gebelik boyunca izlenmesi gereklidir. Kontrollerde görülebilecek her türlü sağlık sorununun erkenden belirlenip gereken önlemlerin alınması hem anne hem de bebek için önemlidir. Bu sayede doğum doğru zamanda ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilir. Gebelik takibi hamileliğin ilk 3 ayı içinde, terciden de gebelik testinden pozitif sonuçlar geldiği anda başlatılmalıdır. Bir sorun olmadığı müddetçe aylık kontroller devam eder ve son 3 aya gelindiğinde de gebenin durumuna göre bu kontroller sıklaştırılır.

Özellikle daha önce hamilelik döneminde problem yaşamış anneler tekrar gebe kaldıklarında benzer sıkıntıları yaşayabilmektedir. Düşünülenin aksine daha fazla doğum yapmak gebelik sürecini giderek kolaylaştırmaz. Problemsiz gebelikler geçiren bir kadında, 3. gebelikten sonra hem anne hem de bebekte birtakım komplikasyonların ortaya çıkması olasıdır.

İlk Gebeliklerde Gebelik Takibi

Anne adayı ilk kez hamile kaldığında, uyum sağlayabilmesi açısından doğum öncesi bakım çok önemlidir. Sürekli yapılan kontrollerde ağırlık, kan basıncı ölçümleri, karın muayenesi ve ultrasonografi ile bebeğin takibi yapılır, gebenin olası mevcut şikayetleri değerlendirilir. Eğer gebelik öncesinde yapılmamış ise, ilk muayene sırasında tam kan, rutin biyokimya tahlilleri, açlık kan şekeri, hepatit markerları, kan grubu belirlenmesi, B 12 vitamini düzeyleri ve idrar kültürü yapılmalıdır. Gebelik boyunca da zaten tam kan sayımı, vajinal ve idrar yoluyla alakalı enfeksiyonların gözlenmesi devam eder.

Gebelik Takibi Nasıl Yapılır?

Gebelik takibine, hamilelik tarihine ne kadar erken bir zamanda başlanırsa o kadar iyidir. Detaylı bir öykü alımı, genel bulgular, özgeçmiş, aile geçmişi, varsa hastalıklarla ilgili bilgiler, akraba evliliği ile ilgili olası durumların araştırılması yapılarak ilk izleme başlar. Boy ve kilo kaydedilir, hamilelik boyunca yaklaşık 10-12 kilogram ve üzerinde kilo alınmaması ideal durumdur. Gebelik takibi testleri önemlidir.

11-12. gebelik haftalarında “ikili test” denilen fetal kromozomal anomalilerin taranmasındaki ilk aşama yapılır, ultrasonografi ile ense kalınlığı, burun kemiği ölçümleri gerçekleştirilir.

16-18. haftalarda özellikle down sendromu (mongolizm) gibi bazı kromozomal bozuklukların varsa tespiti için “üçlü test” denilen test yapılır. Anne karnında fetüsün bulunduğu bölgeden kromozom incelemeleri için sıvı alınmasına “amniyosentez” denir. Amniyosentez, her anne adayına yapılmayabilir. Genelde 35 yaş üştü kadınlara ve üçlü test sonuçları riskli çıkanlara tanı koyabilmek amaçlı kullanılır. Düzgün yapıldığında risk oldukça düşüktür.

20-22. haftalar gibi detaylı ultrasonografi uygulaması yapılarak bebeğin tüm sistemleri ayrıntılı değerlendirilir ve birçok hastalığın anne karnında tanısının konulması bu işlemle mümkündür.

24-28. gebelik haftaları arasında gebelik şekeri taraması olan glikoz testi yapılır. Bu testle olası gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) durumları tespit ediliğ, gerekli önlemler alınabilir.

27-28. haftada eğer gebede kan uyuşmazlığı durumu varsa, uyuşmazlık iğnesi yapılır. Gebeliğin 7. haftasından sonraki bir zamanda yaşabilecek olası vajinal kanamalar ve amniyosentez sonrası bu iğne rutin olarak yapılmalıdır.

28. haftanın ardından 36. haftaya kadar gebelik takibi 4 haftada bir yapılır. 36. haftada pelvik muayene yapılır ve doğum planlanmaya başlar. Bu noktada anne ve bebekte bir sorun  36. haftada pelvik muayene yapılır ve doğum planlanmaya başlar. Bu noktada anne ve bebekte bir sorun yoksa sezaryen yerine vajinal doğum tercih edilmelidir.  36. haftada nonstres test (NST) denen bebeğin anne karnındaki iyilik halini belirlemek, bebeğin fizyolojik durumuna dair bilgiler almak amacıyla yapılan test uygulanır. Bu test doğuma kadar tekrarlanabilir.

36. gebelik haftasından sonra eğer bir risk durumu yoksa diğer kontroller 38. ve 39. haftalarda yapılır ve doğumun yakınlığı tespit edilir.  Son adet tarihine göre 40. hafta beklenen doğum tarihidir. Kendiliğinden başlamayan doğum durumlarında en fazla 1 hafta bekleme süresi verilmektedir. Eğer doğum süreci başlamazsa suni sancı (indüksiyon) ile doğum başlatılır. Suni sancı, anne karnındaki oksitosin hormonunun kontrollü olarak verilmesiyle rahimdeki ağrıların tetiklenmesi şeklinde başlatılır.

Gebelik Takibi Yapan Doktorlar

Gebelik takibi, hem anne adayı hem de bebek için çok önemlidir. Olası herhangi bir problemin tespiti ve önlemlerin erkenden alınabilmesi açısından gereklidir. Uzman ve deneyimli bir hekim kontrolünde, anne adaylarının gebelik takibini düzenli bir şekilde devam ettirmesi şarttır.

Phoenix is built with a responsive layout, which means it automatically adapts to the viewing device.

Phoenix will expand and contract accordingly to the size and resolution of the screen, whether mobile, tablet or desktop.

Read More

Adjust color, saturation, hue, and transparency quickly and easily.

Take advantage of the uniquely powerful Gantry 5 Color Picker and change your theme’s color scheme in seconds.

Read More

Font Awesome icons are awesome, and they’re supported natively in Phoenix.

Use Gantry 5’s powerful Icon Picker to easily add icons to menus, particles, and more.

Read More

Move, resize, and configure content in a matter of seconds with Layout Manager.

With drag-and-drop functionality and virtually limitless possibilities, Gantry 5’s Layout Manager makes setup a breeze.

Read More

Particles operate as customizable blocks that form the flesh of the frontend.

Phoenix features Slideshow, Slider, and Calendar particles.

Read More

The Styles settings allows for customizing the stylistic elements of the theme.

Customize colors for links, text, and backgrounds along with your desired font.

Read More